Yazar, İslamabad'daki başarısız ABD-İran müzakerelerini, İsrail'in Lübnan bombardımanını ve Uganda'nın Türkiye'ye yönelik yaptırım tehdidini birleştirerek, müslüman ülkelerin emperyalist güçlere karşı çaresizliğini ortaya koymaya çalışıyor. Argümanın merkezinde, Körfez ülkelerinin ABD'ye bağımlılığı nedeniyle meşru tepki gösteremeyişi ve bunun küresel güç dengelerinde müslüman dünyasını marjinalleştirdiği iddiası yer alıyor. Ancak Türkiye'nin bu bölgesel çatışmalara gerçekten nasıl müdahale edebileceği veya etmesi gerektiği net değil mi?
Bütün dünya İslamabad'daki ABD-İran müzakerelerine kilitlendi. Üzerinden 2 gün geçti, bu yazıyı yazarken tehditler havada uçuşuyordu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance; İran'la doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıkladı.
İran tarafı; ABD'nin aşırı talepleri olduğu söyledi.
Her ikisi Hürmüz bizim kontrolümüzde olacak dedi.
Hasılıkelam an itibarıyla müzakereler tıkandı.
Diğer taraftan soykırımcı İsrail, Lübnan'ı bombalamaya devam ediyor.
Bu savaşta çok ağır bedeller ödeyen körfez ülkeleri ABD'ye; "ne işiniz var Hürmüz'de!.." diyemiyor!
Sırtını ABD'ye dayamış, her şeyini teslim etmişsin, ne diyebilirsin ki. Öyle ya, Siyonist emperyalist ABD soykırımcı Siyonist İsrail'e sırtını dönüp Müslüman Arap'a mı acıyacak(Körfez ülkeleri bu savaştan ders çıkarmıştır İnşallah.)
Ezcümle bekleyip göreceğiz. (Bu süre zarfında değerli uzman abilerim ablalarım, ellerindeki çubuklarla, akıllı haritalar önünde saatlerce İslamabad'ı, caddelerini, sokaklarını, ve dahi tüm detaylarını anlatırlar zaten. Merak buyurmayın efendim!..)
Bu arada bir tehdit de Uganda'dan geldi.
Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba, İsrail'e destek amacıyla 100 bin asker gönderebileceğini söyledi.
Kainerugaba'nın soykırımcı katilleri neden bu kadar sevdiğini bilmiyoruz. Ama bu üşütük, Türkiye'den de hiç hazzetmiyor. "Ankara Uganda'ya derhal 1 milyar dolar ödemek zorunda. Aksi taktirde tüm diplomatik ilişkileri keseriz!.." diyor.

5