Önce kutsuyorsunuz, sonra gömüyorsunuz!

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük "yolsuzluk, rüşvet, irtikap, evrakta sahtecilik..vs, "davasının baş sanığı Eko'ya secde eder hale geldiniz. Duruşmada şiir okuyor diye onu kutsadınız!.. İkinci Atatürk ilan eden vardı yahu. O kadar mübarekti

İBB'yi batırdı. İstanbul'da eseri yok. Kayıp yüz milyarlar nerede.. O da yok!..

***

Dolandırıcılıktan hapis yatmış kumar bağımlısı birini "Türkiye'nin en güvenilir insanı" seçtiniz... Onu "Ahbap" edindiniz. İyi İzmir Marşı okuyor diye tapındınız!

Asrın felaketinden sonra bölgeye yaptığı yardımlarla tüm kurumlarıyla dünyada hiçbir ülkenin başaramayacağı bir işi başardı devletimiz. Yaraları sardı, yarım milyon konut yaptı.

Lakin siz n'aptınız.. Depremden acıdan siyasi rant devşirebilmek, devleti aciz gösterebilmek için "Ahbap"a yapıştınız. Hatta ona CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olma teklifini götürdünüz. ("6'lı masanın adayı olursa kimse itiraz etmez ve kesin kazanır" diyenler.., aloo orada mısınız!)

***

Ezcümle Eko'nun İBB'de hesabını veremediği yüz milyarlarca lira var.

Ahbap'ın kaç milyar lirayı iç ettiği mahkemede ortaya çıkacak.

Bir bakıma tutarlısınız da!.. Kriterleriniz belli. Sevdiğiniz taptığınız her kim ise (yüz miyar, on milyar fark etmez) bir şekilde malı götürmeli. Kaybolan paralar, kaçaklar, kumarhaneler ortaya çıkınca, "Aaa bu Haluk Levent de ne kötü biriymiş meğer" demeye başladınız.

Önümüzdeki duruşmalardan sonra Eko'ya da aynısını yaparsınız. "İstanbul nimet nimet deyip bizi kandırdı" dersiniz. "Zaten İzmir Marşı da söylemiyordu" deyip kendinizi teselli edersiniz.