Marmara'nın zamana direnen hazinesi: Prens Adaları

Antik çağlardan günümüze uzanan Prens Adaları; sürgünlerin, keşişlerin, devlet adamlarının, edebiyatçıların ve deniz tutkunlarının ortak hafızasını taşıyor. Her biri farklı bir karaktere sahip dört büyük ada tarihi mirası, doğal güzellikleri ve kültürel yaşamıyla İstanbul'un en özel rotaları arasında yer alıyor.

Marmara Denizi'nin kuzeydoğusunda yer alan Prens Adaları, Bizans döneminde Prinkipo (Prens) Adaları olarak tanınmış. Büyükada (Prinkipo), Heybeliada (Halki), Burgazada (Antigoni) ve Kınalıada (Proti) antik çağdan beri bilinir. Roma ve Bizans dönemlerinde saray mensupları, prensler ve din adamları zaman zaman bu adalara sürgüne gönderildiği için takımada "Prens Adaları" adıyla anıla gelmiş.

Adalar, sürgün tarihini barındıran geçmişinin yanı sıra ticaret yolları, manastırları ve doğal kaynaklarıyla da her zaman önemli olmuş. Kınalıada çevresindeki bakır yataklarının Byzantion ile Khalkedon arasında rekabete yol açtığına ilişkin bilgi, antik kaynaklarda yer alır. Osmanlı döneminde adalarda Rum, Ermeni, Yahudi ve Müslüman toplulukların birlikte yaşadığı sayfiye kültürü gelişmiş. 19'uncu yüzyılda vapur seferlerinin başlamasıyla köşkler, yalılar ve yazlık yaşam, adaların silüetini belirlemiş. Günümüzde ise motorlu taşıtların bulunmaması, bisiklet ve yaya kültürü, ahşap mimarisi ve doğal dokusu, Prens Adaları'nı İstanbul'un en özgün yaşam alanlarından biri haline getirmiş durumda.

Büyükada'da tarih ve edebiyat bir arada

Takımadanın en büyük adası olan Büyükada, ziyaretçilere bir açık hava müzesi hissi verir. Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi, adanın en önemli dini yapılarından biri. Zirvede bulunan mekâna çıkan yol boyunca ziyaretçilere Marmara'nın panoramik manzarası eşlik eder. Avrupa'nın en büyük ahşap yapılarından biri kabul edilen Rum Yetimhanesi dışarıdan görülmesi gereken simge yapılardan. Troçki'nin sürgün yıllarında yaşadığı ev, Reşat Nuri Güntekin'in evi, Hamidiye Camii ve Nizam bölgesindeki tarihi köşkler, Büyükada'nın kültürel belleğini oluşturur. Bisiklet ve yürüyüş için Dilburnu Tabiat Parkı ile Aya Yorgi yolu en güzel rotalarından. Denize girmek isteyenler içinse Yörükali Plajı, Nizam Plajı, Aya Nikola kıyısı ve Dilburnu çevresi öne çıkıyor. İskele çevresindeki restoranlarsa kuşkusuz deniz ürünleri ve meze kültürüyle ünlü. Yaz aylarında gün batımını Dilburnu'ndan izlemek ise adanın en keyifli deneyimlerinden biri.

Çam ormanlarının içindeki sessizlik

Antik adı 'Halki' olan Heybeliada, yemyeşil çam ormanlarıyla takımadanın en sakin atmosferlerinden birini sunuyor. Dünyaca tanınan Heybeliada Ruhban Okulu, Ortodoks dünyasının en önemli eğitim kurumlarından. Deniz Lisesi, İsmet İnönü Evi Müzesi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar Evi de adanın kültür rotasında mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Öte yandan Çam Limanı, Değirmen Burnu Tabiat Parkı ve Alman Koyu yürüyüş yapmak ve denizle buluşmak isteyenler için ideal. Ada Beach Club ve halk plajları da içinde bulunduğumuz yaz aylarında oldukça ilgi görüyor. Küçük bir ipucu olarak özellikle fotoğraf tutkunları, bisiklet yerine yürüyerek keşfetmeyi tercih ettiğinde, Heybeliada'nın sessiz sokakları ve tarihi köşkleri daha yakından hissedilecektir.

Sait Faik'in hikâyelerindeki Burgaz

Edebiyat denildiğinde ilk akla gelen ada, kuşkusuz antik dönemde 'Antigoni' adıyla bilinen Burgazada'dır. Türk öykücülüğünün büyük ustası Sait Faik Abasıyanık'ın yaşadığı ev, bugün müze olarak ziyaret ediliyor. Müze, yazarın çalışma odası, kişisel eşyası ve el yazmalarıyla edebiyat meraklıları için oldukça önemli bir durak. Burgazada'da, Kalpazankaya seyir noktası, Hristos Manastırı ve tarihi Rum evleri, adanın öne çıkan yerlerinden. Burgaz Halk Plajı ile Madam Martha Koyu yüzmek isteyenler için ideal. Özellikle gün batımında Kalpazankaya'dan izlenen Marmara manzarası ise İstanbul'un açık ara en etkileyici seyir noktalarından biri.

Bakırın ve kızıl toprağın adası Kınalı

Prens Adaları içinde İstanbul'a en yakın olan Kınalıada, Antik Çağ'da 'Proti' adıyla biliniyordu. Kırmızımsı toprağı nedeniyle bugünkü adını alan Kınalıada, antik dönemde bakır madenleriyle ün kazanmış. Bu madenlerin Byzantion ile Khalkedon arasındaki ekonomik rekabeti artırdığına ve zaman zaman savaşlara da yol açtığına dair bilgi, tarihçiler tarafından aktarılır. Adadaki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Hristos Manastırı ve tarihi taş ocakları ziyaret edilebilir. Yaz ziyaretlerinde Kumluk Plajı, Ayazma Plajı ve Teos Plajı denize girmek isteyenlerin tercih ettiği alanlardan. Kınalıada'nın diğer adalara göre daha az ormanlık olması, Marmara'nın geniş manzarasını seyretme imkânı sunuyor.

Yıldız Moran'ın kadrajından Büyükada

Prens Adaları, İstanbul'un yaz kaçamağı yapılacak noktalarından çok daha fazlası. Yıldız Moran ile Şahin Kaygun'un çalışmalarını bir araya getiren Büyükada'da bulunan Splendid Palace'ta açılan "Yaz Göğünün O Güzel Adası" adlı sergi gibi. Yıldız Moran'ın 1950'lerin başında Büyükada'da çektiği fotoğrafların görülebileceği bu sergi 18 Eylül'e kadar ziyarete açık olacak. Diğer yandan mayıs ayında Adalar Müzesi'nde ziyarete açılan "Büyükada Rum Yetimhanesi Sergisi" de 2027 baharına kadar görülebilecek.