Türkiye, zengin yazma eser koleksiyonlarını dijital ortama taşıyor. El-Cezerî'nin, Pîrî Reis'in, Şeyh Gâlib'in eserlerinin de yer aldığı 485 bin yazma ve nadir eseri dijital erişime açan bu dönüşüm, kültür tarihimizin keşfedilmemiş sayfalarını görünür kılıyor
Medeniyetlerin hafızası yalnızca anıtlarda, müzelerde ya da mimari eserlerde değil, asırlık yazmaların satırlarında da saklı. Bir şairin divanı, bir hekimin tıp risalesi, bir seyyahın notları veya bir devlet adamının kayıtları, geçmişin dünyasına açılan pencereler. Türkiye, zengin yazma eser koleksiyonlarını dijital ortama taşıyarak bu hafızayı hem koruyor hem de daha geniş kitlelerle buluşturuyor.
485 bin eser dijital erişimde
Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK), yürüttüğü çalışmalarla 485 bin yazma ve nadir matbu eseri dijital erişime açtı. Süleymaniye başta olmak üzere farklı kütüphanelerdeki eserler, artık dünyanın dört bir yanındaki araştırmacıların incelemesine sunuluyor. Eskiden tek bir yazmaya ulaşmak için, bulunduğu yere yolculuk etmek gerekirken bugün pek çok metin bilgisayar ekranından incelenebiliyor.
Dijitalleşme, eserlerin korunmasına da yardımcı oluyor. Çünkü yüzyıllık kâğıtlar, mürekkepler ve ciltler, sık kullanımdan zarar görebiliyor. Bu nedenle yazmaların uygun sıcaklık ve bağıl nemin izlendiği, doğrudan ışıktan ve zararlılardan korunan ortamlarda saklanması ve gerektiğinde uzmanlarca onarılması gerekiyor. Dijital kopyalar, asıllarına dokunma ihtiyacını azaltırken kenar notlarının, mühürlerin ve sayfa ayrıntılarının incelenmesine de imkân tanıyor. Elbette dijital dosyaların güvenle saklanması ve yedeklenmesi de bu sürecin önemli bir parçası.
Geçmişin bilgisi bugüne ne söylüyor
Yazma eserler yalnızca tarihçiler ve edebiyatçılar için değil; tıp, matematik, fizik, coğrafya ve mühendislikle ilgilenen bugünün okurları için de değerli. Örneğin El-Cezerî'nin mekanik düzenekleri anlattığı "Kitâb fî Ma'rifeti'l-Hiyeli'l-Hendesiyye", su gücüyle çalışan sistemler ve otomatik mekanizmalar üzerinden tasarım düşüncesinin geçmişini gösteriyor; günümüz mühendislerine farklı çözüm yolları üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Pîrî Reis'in "Kitâb-ı Bahriye"sindeki kıyı tarifleri ve haritalar ise coğrafi bilginin nasıl toplandığını anlamaya, tarihî kıyı çizimleriyle güncel verileri karşılaştıran araştırmalara katkı sağlayabilir. Bu eserlerin asıl kazanımı, eski bilgiyi olduğu gibi uygulamak değil, bilimsel merakın ve problem çözme yöntemlerinin yüzyıllar boyunca nasıl geliştiğini görebilmek.
Farklı kütüphanelerdeki nüshaların karşılaştırılması, unutulmuş isimlerin ve bilgilerin yeniden araştırılmasını kolaylaştırıyor. Üstelik Türkçe, Arapça ve Farsça metinlerin bir arada incelenmesi, Anadolu'nun başka kültür havzalarıyla kurduğu ilişkileri daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Böylece dijital arşiv, yalnızca uzmanların değil, merak eden gençlerin ve bağımsız araştırmacıların da yararlanabileceği bir bilgi kaynağına dönüşüyor.
Kültürel mirasa sahip çıkan irade
Bütün bu çalışmaların arkasında ciddi bir kurumsal emek bulunuyor. Kültürel mirasın korunmasına ve erişilebilir kılınmasına verdiği destek dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a; TÜYEK Başkanlığı döneminde dijitalleşme, kataloglama ve restorasyon çalışmalarına katkı sunan, bugün Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı olan Dr. Coşkun Yılmaz'a ve emeği geçen bütün uzmanlara teşekkür etmek gerekiyor. Çünkü yazma eserleri korumak geçmişe saygı, onları erişilebilir kılmak ise geleceğe karşı sorumluluk. Bundan sonraki önemli adım, bu büyük dijital hazineyi yeni araştırmalarla ve genç kuşaklarla daha güçlü biçimde buluşturmak.

4