Trump'ın Yemen çıkışı, Mekke İttifakı ve Türkiye'nin kırmızı çizgisi

Suudi Arabistan'ın savunulması başka, Yemen'de savaşa girmek başka. Ankara şimdi bu iki kavram arasındaki sınırı belirleyecek.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye hakkında söylediği sözleri de bu nedenle dikkatle okumak gerekiyor. Trump, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları konusunda kendisine yöneltilen soruya, Erdoğan'dan müdahale etmesini isteyebileceği yanıtını verdi ve "Başkan Erdoğan'ın istediğimi yapacağını düşünüyorum" dedi. Bu açıkalama, Türkiye'nin yeni kurulan Mekke Savunma İttifakı kapsamında üstlenebileceği görevler, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, İran'la devam eden savaş ve Washington'ın bölgesel stratejisi birlikte değerlendirildiğinde çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor; ABD, Türkiye'yi Yemen savaşının içine çekmek mi istiyor Bir de Türkiye, Suudi Arabistan'ın savunmasına katkıda bulunurken Yemen'de doğrudan savaşmadan bu yeni güvenlik mimarisinin içinde kalabilir mi

Haberin Devamı

TRUMP NE DEDİ, NE DEMEDİ

Önce Trump'ın açıklamasını doğru yere oturtalım.

◊ Birincisi, Trump Türkiye'den destek isteme ihtimalini dile getirdi.

◊ İkincisi, Erdoğan'ın bu isteğe olumlu yanıt vereceği yönünde kendi beklentisini açıkladı.

◊ Üçüncüsü ise henüz ortada doğrulanmış bir Amerikan askeri talebi veya Türkiye'nin Yemen'e müdahale kararı bulunmuyor.

Trump'ın sözlerini "Türkiye, Yemen savaşına giriyor" biçiminde yorumlamak da küçümsemek de yanlış olur. Belli ki ABD'nin burada daha geniş bir stratejik hesabı var.

TÜRK ASKERİ YEMEN'E GİDECEK Mİ

Bu sorunun yanıtı yazının en önemli noktası. Ankara'daki diplomatik ve güvenlik kaynaklarından edindiğim bilgiler, üzerinde çalışılan modelin Yemen'e Türk savaş gücü gönderilmesi olmadığını gösteriyor. Türkiye'nin muhtemel katkısı Suudi Arabistan'ın kendi topraklarında savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik. Eğitim, danışmanlık, istihbarat, erken ihbar, hava savunması, teknik destek. Bu görevler için Türk askeri personelinin Suudi Arabistan'da bulunması ihtimali değerlendirilebilir. Ancak bu, Yemen'de Husilere karşı savaşmakla aynı şey değil. Aradaki fark hem askeri hem siyasi hem de hukuki. Türkiye'nin önündeki en önemli mesele görev tanımının açık olmasıdır.

Haberin Devamı

2015'TE PAKİSTAN NE YAPMIŞTI

Bugünkü gelişmeleri anlamak için 2015'e dönmek gerekiyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen müdahalesi başladığında Pakistan'dan askeri destek beklentisi gündeme gelmişti. Ancak Pakistan Parlamentosu, Yemen savaşında tarafsız kalınması yönünde karar aldı. Bu karar Suudi Arabistan'la ilişkilerin koparılması anlamına gelmiyordu.

Pakistan, Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki desteğini sürdürürken Yemen'de doğrudan savaşa katılmamayı tercih etmişti. Bu hatırlatmayı Trump'ın son açıklamasından sonra başlayan tartışmaya ayrım olsun diye yaptım. Aradan yıllar geçse de bölgesel güvenlik hesapları daha karmaşık hale gelse de temel stratejik soru değişmedi; "Bir müttefikin güvenliğine katkı vermek, onun yürüttüğü bütün askeri operasyonlara katılmayı gerektirir mi" Bana sorarsanız sorunun cevabı "Kocaman bir hayır."

Haberin Devamı

WASHINGTON NE İSTİYOR

Trump'ın açıklamasına şimdi yeniden dönelim. ABD Başkanı neden Türkiye'yi gündeme getiriyor

◊ Birinci neden, Türkiye'nin askeri kapasitesi.

◊ İkinci neden, Erdoğan ile kurduğu siyasi ilişki.

◊ Üçüncü neden, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la oluşturduğu yeni savunma mekanizması.

◊ Dördüncü neden ise Washington'ın İran'la savaşın bölgesel maliyetlerini paylaşabilecek ortaklara ihtiyaç duyması ihtimali.

Ancak burada bir tehlike var. ABD'nin askeri öncelikleri ile Türkiye'nin bölgesel öncelikleri her zaman örtüşmeyebilir. Washington, Husilere karşı daha sert bir askeri karşılık arayabilir. Ankara ise Suudi Arabistan'ın güvenliğini güçlendirirken İran'la doğrudan çatışmaya girmek istemez. Bu nedenle Trump'ın olası talebinin ayrıntıları belirleyici olacak.

Haberin Devamı

◊ Türkiye'den diplomatik destek mi istenecek İstihbarat ve teknik katkı mı Suudi hava savunmasına destek mi

Yoksa Yemen'deki hedeflere yönelik askeri operasyona katılım mı

Bunların her biri farklı bir stratejik karar gerektirir. Ve hiçbirinin Trump'ın beklentisi nedeniyle kendiliğinden gerçekleşmesi söz konusu değildir.

DÖRT OLASI SENARYO

Önümüzdeki dönem için dört temel ihtimal görüyorum.

◊ Birinci senaryo: Savunma kapasitesinin güçlendirilmesi. Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan'ın savunmasına eğitim, istihbarat, erken ihbar ve teknik destek sağlayabilir. Bu zaten Mekke Anlaşması'nın ana çerçevesi. Ankara'dan edindiğim bilgilerle en fazla örtüşen seçenek bu.

Haberin Devamı

◊ İkinci senaryo: