Hayat pahalılığı, protestolar, rejim karşıtlığına dönüş ve "Neden şimdi" sorusu...
Bir yanda protestolar, bir yanda rejim yanlısı gösteriler, kesilen internet, sahaya inen güvenlik unsurları.
Bu yazının çıkış noktası tam da bu nedenle şu soru: Bu dalga neden şimdi
Ekonomi mi
ABD ve İsrail'in etkisi mi
Yoksa İran İslam Cumhuriyeti'nin içten çözülmeye başladığı bir eşik mi
Cevap tek başına hiçbirinde değil.
Cevap, hepsinin aynı anda kesiştiği noktada.
Son haftalarda İran genelinde yaşanan protestolar, klasik bir "hayat pahalılığı" itirazını çoktan aşmış durumda. Evet, tetikleyici unsur ekonomik kriz: Riyalin değer kaybı, enflasyon, alım gücünün erimesi. Ancak bu kez farklı olan şu:
* Sloganlar kısa sürede değişti,
* Talepler ekonomik olmaktan çıkıp sistemik hale geldi,
* Tepki, sadece hükümete değil rejimin işleyişine yöneldi.
Rejim refleksi ise tanıdık: Güvenlik, bastırma, gözaltılar, internet kesintileri. İran bunu daha önce de yaptı. Fakat bu kez bastırma eşliğinde toplumdan kopuş hızlandı.
NEDEN ŞİMDİ
Haberin Devamı"Neden şimdi" sorusunu tek bir olayla açıklamak doğru olmayacaktır:
1. Ekonomik eşik aşıldı.
İran'da yoksulluk yeni değil. Ama orta sınıf ilk kez bu kadar net çözüldü. Orta sınıf, otoriter rejimlerin tamponudur. İran'da bu tampon eridi.
2. 2022 sonrası psikolojik kırılma.
Mahsa Amini süreci bastırıldı ama unutulmadı. Toplum şu mesajı aldı: Rejim geri adım atmıyor. Belki de bu, "değişim umudunu" değil ama "katlanma sabrını" bitirdi.
3. Güç algısının içeride çökmesi.
İran dışarıda güçlü görünürken içeride zayıfladı. Toplum, "bölgesel güç" anlatısıyla kendi hayatı arasındaki uçurumu artık daha net görüyor.
ABD VE İSRAİL ETKİSİNİN GÜCÜ NE
Bu soru kilit önemde. Belki ABD ve İsrail protestoları doğrudan başlatmadı. Ama kullandıkları dil ve sahadaki ajanları bir yandan protestocuların bir yandan da rejimin elini güçlendirdi. Trump'ın tehditkâr söylemleri ve İsrail'in yüksek profilli açıklamaları, Tahran'a "Bu bir dış komplodur" deme imkânını verdi.
Bu söylem:
* Güvenlik aygıtını konsolide ediyor,
* Kararsız kitleyi korkutuyor,
* Meşru toplumsal talepleri gölgeliyor.
Paradoks ise şu: "Protestoculara destek iddiasıyla konuşulan dil, fiilen rejimin sertleşmesine hizmet ediyor."
Haberin DevamıBM NORMLARI VE ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN SORUN YİNE AYNI ÜLKELERDE
İran yönetiminin barışçıl gösterilere yönelik şiddeti uluslararası hukuka aykırıdır. Bu konuda yapılan eleştiriler haklıdır. Ancak uluslararası hukuk, yalnızca ihlali değil, ihlal karşısında izlenecek yöntemi de tanımlar.
* BM Madde 2/7 – İç işlerine karışmama: Devletlerin iç işlerine tehditkâr söylemle müdahale etmek hukuken sorunludur.
* BM Madde 2/4 – Güç kullanma ve tehdit yasağı: Güç kullanma tehdidi de yasaktır. Trump'ın "müdahale ederiz" dili bu açıdan problemli bir alandadır.
* İnsan haklarının korunması:
- Tek taraflı devletlerin değil,
- BM mekanizmalarının yetkisidir.
Tek taraflı tehdit dili, normları güçlendirmez; aşındırır.
Haberin Devamı* İsrail, İran'la doğrudan düşmanlık içinde olan bir aktördür. Bu nedenle yaptığı açıklamalar hukuki değil, kendi stratejisi ve kendi güvenliğine uygun açıklamalardır. Bu da İran'daki meşru protestoları bölgesel güç mücadelesinin parçası gibi gösterir.
İRAN'DA İSTİKRARSIZLIK VE OLASI ETKİLERİ
İran'da yaşanan istikrarsızlık, yalnızca İran'ın iç meselesi değildir. Coğrafya, ekonomi, enerji hatları, göç dinamikleri ve güvenlik mimarisi dikkate alındığında bu süreç doğrudan Türkiye'yi ve bölgesel dengeleri etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle İran'daki gelişmeler Ankara açısından "yakından izlenen bir komşu krizi" değil, çok boyutlu bir stratejik risk alanı olarak ele alınmalıdır. Bu bölümde, İran'daki sürecin Türkiye ve bölge üzerindeki etkilerini olasılık senaryoları üzerinden değerlendirmek gerekir.
Bu senaryo, mevcut gidişatın devamıdır.
İran'da ne olur
* Protestolar bastırılır.
* Güvenlik devleti derinleşir.
* İnternet, medya, sivil alan daha da daralır.
* Ekonomi daha kapalı ve kontrolcü hale gelir.
Türkiye'ye etkileri;
* Bu senaryoda Türkiye için en somut risk, düzensiz ve yarı-düzensiz göç dalgasıdır. Türkiye, kalıcı olmasa bile bekleme ülkesi olma riski ile karşı karşıya kalabilir. İran'dan gelen göç, Suriye göçü gibi ani ve kitlesel değil; sessiz olabilir.
m Güvenlik ve sınır yönetimi açısından risk taşır.
2. Senaryo: Ekonomik ve Nükleer Taviz + Siyasi Sertlik (Kontrollü Gerilim).

3