Yazar, Ian Bremmer'in analizine dayanarak dünyanın liderlik boşluğuna girdiğini ve bunun yapısal istikrarsızlığa yol açtığını savunuyor. ABD'nin iç politikaya çekilmesi, Çin'in sessiz stratejisi ve Avrupa'nın zayıflığı bu boşluğu derinleştirirken, Türkiye-Suudi-Mısır-Pakistan hattı gibi yeni dengeler ortaya çıkıyor. Peki bu "boş kutuplu" dünyada istikrar mümkün mü, yoksa risk yönetimi mi tek çare?
"G-Zero World" yani "Lidersiz Dünya" kavramıyla tanınan küresel şirketlere ve yatırımcılara risk analizleri sunan Eurasi Group'un kurucusu Ian Bremmer'in 2026 için hazırladığı risk araştırmasını okuyamamıştım.
Bu aralar çok sık takip ettiğim "The Diary Of A CEO"ya konuk olduğu programı izleyince raporu da okudum. Hem söyleşi hem de rapor bugün olan biteni anlamak, yorumlamak açısından önemli ama önce meşhur kavramıyla başlayalım:
G-ZERO WORLD
Bremmer'in bu kavramına göre:
* ABD liderliği bırakıyor.
* Çin liderliği almıyor.
* Avrupa yeterli değil.
Sonuçta parçalı, kırılgan ve kontrolsüz bir dünya ortaya çıkıyor. Rapora göre ise dünya artık çok kutuplu değil, kontrolsüz. Ortaya çıkan boşluk ise her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor.
ULUSLARARASI SİSTEMLER BOŞLUKLA ÇÖKER TEZİ
Bugün yaşananları şöyle bir göz önüne getirirseniz raporun tespitleri ile örtüştüğü de görülecek;
* Kuralların aşındığı, kurumların zayıfladığı, ittifakların anlam kaybettiği bir dönemdeyiz.
Haberin DevamıIan Bremmer bu tabloyu söyleşide tek cümleyle özetliyor: "İnsanlık, tarihin en tehlikeli küresel güç boşluğuna giriyor."
TRUMP DÜNYANIN EN BÜYÜK JEOPOLİTİK RİSKİ
Bu cümlenin bel kemiğini ise 2026'nın riskleri raporu, özellikle de risklerin bir numarasına yerleşen Trump yönetimi oluşturuyor. Bremmer'e göre Trump dönemiyle birlikte ABD artık küresel düzenin taşıyıcısı değil, kendi içine odaklanan ve dış politikayı doğrudan iç siyasetin uzantısı haline getiren bir aktör. Bu durum NATO'dan ticaret sistemine, Orta Doğu'dan Asya'ya kadar tüm dengeleri etkiliyor. Çünkü ABD'nin attığı her adım artık öngörülebilir bir stratejiye değil, kısa vadeli siyasi hesaplara dayanıyor. Bu da müttefikler için güven erozyonu, rakipler için ise fırsat alanı yaratıyor. Bremmer'in işaret ettiği kırılma tam da burada: ABD'deki iç siyasi dönüşüm, küresel sistemde yapısal bir istikrarsızlık üretiyor. Ve bu nedenle Trump faktörü sadece bir ülkenin iç meselesi değil, doğrudan dünyanın en büyük jeopolitik riski haline geliyor.
KURAL YOK
Bu rapora göre dünya artık:
* Liderlikten yoksun.
* Kurumsal yapıdan uzak.
* Risklerin serbest kaldığı bir sistem.
Bremmer'e göre gelinen noktada; krizleri yönetecek merkez yok, istikrar sağlayacak güç yok, küresel koordinasyon yok. En kritik kırılma ise O'na göre "ABD'nin artık sistem kurucusu olmaması". Buradan hareketle şu yorumu yapmak mümkün hale geliyor; krizi çıkaran ABD, yönetemeyen yine ABD... Bremmer'in en sert tespiti de bununla ilgili; "ABD artık küresel düzeni yönlendirmiyor; tam tersine onu istikrarsızlaştırıyor."
Bu tespite bakınca;
ABD artık:
* Düzen kurmuyor,
* Kriz çözmüyor,
* İttifak taşımıyor.
Haberin Devamım Raporda çok konuşulan Donroe Doktrini de risk olarak görülüyor. Doktrin ABD'nin küresel sorumluluk almamasına, müttefiklik koşulunu bile yıpratmasına ve odağında ABD çıkarının yer almasına dayanıyor.
İRAN: SÜREKLİ GERİLİM STRATEJİSİ
Söyleşinin en dikkat çeken başlıklarından biri İran. Bremmer'e göre İran klasik bir güç değil, asimetrik güç üreticisi. Araçları ise vekil güçler, milis yapılar ve enerji hatları. Biraz açacak olursak;
* Yemen'de Husiler, Lübnan'da Hizbullah, Irak ve Suriye'de milis yapılar İran'ın çoğu zaman doğrudan sorumluluk almadan güç üretmesine neden oluyorlar.
* Bu yapı İran'a esneklik kazandırıyor. İstediği zaman gerilimi tırmandırabiliyor, istediği zaman ise geri çekebiliyor.
Haberin Devamı* Diğer kritik nokta ise İran'ın asıl hedefinin sürekli gerilim istediği iddiası. Bu iddiaya göre ise büyük bir savaş İran'ın rejimi için risk demek, sürekli gerilim ise rejimin etki alanını artıran bir güç. Bu yüzden de ortaya düşük yoğunluklu sürekli çatışma çıkıyor.
* Bremmer'in analizini tek cümleyle özetlersek; İran düzen kurmak istemiyor, düzensizliği yönetmek istiyor. Düzen kuran sorumluluk alır, kaosu yöneten ise alan kazanır.

3