19 Mayıs 1919... Bir milletin kaderinin değiştiği gün.
Bandırma Vapuru'yla Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Atatürk, aslında yalnızca bir kurtuluş mücadelesini başlatmadı; bir ülkenin geleceğini de anlattı. O geleceğin adını da çok net koydu: Gençlik. Bu yüzden 19 Mayıs sıradan bir milli bayram değildir.
* Bu tarih, sadece geçmişin hatırlanması değil; geleceğin sorgulanmasıdır.
* Çünkü Atatürk, Cumhuriyet'i gençlere emanet ederken sadece romantik bir cümle kurmuyordu. Stratejik bir tercih yapıyordu.
* Yorgun, işgal edilmiş, yoksullaşmış bir imparatorluk enkazından modern bir devlet çıkaracaksanız; bunu ancak enerjisi, cesareti, değişim iradesi olan kuşaklarla yapabilirsiniz.
Atatürk gençliği sadece yaş kategorisi olarak görmedi. Gençlik onun için zihinsel bir duruştu; cesaret, akıl, bağımsızlık, sorgulama, üretme. Tam da bu yüzden bugün 19 Mayıs'ta sadece bayrak sallamak yetmez. Şu soruyu sormak gerekir:
Haberin Devamı* Atatürk'ün emanet ettiği gençler bugün nasıl bir dünyada yaşıyor
* Çünkü dünya gençler için kolay bir yer değil.
* Eskiden savaşlar, yoksulluk, açlık, ideolojik baskılar vardı.
* Bugün bunların yanına görünmeyen ama çok daha derin tehditler eklendi; dijital bağımlılık, siber zorbalık, algoritmik manipülasyon, yalnızlık, gelecek kaygısı, kimlik bunalımı, işsizlik, şiddet...
* Bugün dünyanın dört bir yanında gençler ciddi bir ruh sağlığı kriziyle karşı karşıya.
* Amerika'da yapılan araştırmalar gençlerde depresyon ve anksiyete oranlarının son yıllarda dramatik biçimde arttığını gösteriyor.
* Avrupa'da gençlerin önemli bir bölümü geleceğe umutla bakmadığını söylüyor.
* Ortadoğu'da savaşların gölgesinde büyüyen milyonlarca genç var.
* Gazze'de çocuklar ve gençler artık travmayla büyüyor.
* Afrika'da milyonlarca genç eğitim ve iş imkânına ulaşamıyor.
* Bazı ülkelerde gençler rejim baskısıyla mücadele ediyor. Bazılarında ise dijital dünyanın sessiz kuşatması altında. Çünkü artık tehdit sadece fiziksel değil; psikolojik, dijital, sosyal.
* Bugünün gençleri saldırıya uğramak için sokakta olmak zorunda değil. Telefon ekranı yeterli; bir mesaj, bir video, bir ifşa, bir manipüle edilmiş görüntü, bir linç kampanyası.
Haberin DevamıDijital şiddet artık gerçek şiddetin yeni biçimi. İnsanı evinde, odasında sessizce vuruyor. En tehlikelisi; iz bırakmadan vuruyor. Türkiye'de tablo farklı mı Hayır. Bizim gençlerimizin de omuzlarında ağır yük var.
* Üniversite mezunu olup iş bulamayan gençler...
* Diplomasının karşılığını alamayanlar...
* Yurtdışında hayat kurmayı tek çıkış görenler...
* "Bu ülkede hayal kurabilir miyim" diye soranlar...
* Ekonomik baskı altında ezilen ailelerin çocukları....
* Ve sosyal medya üzerinden görünür olmak zorunda hisseden gençler...
* Bir başka mesele de şiddet. Okullarda akran zorbalığı artıyor. Dijital linç normalleşiyor. Hakaret kültürü yaygınlaşıyor. Empati azalıyor. Öfke yükseliyor.
Haberin Devamı* Bir toplumun gençleri öfkeyle büyüyorsa, o toplum alarm veriyor demektir.
Burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Kız çocukları. Kız çocukları ve genç kadınlar, bu çağın yükünü iki kat taşıyor. Bir yanda eğitime direnen aileler, toplumsal baskılar, diğer yanda görünüş dayatması, dijital teşhir, güvenlik korkusu; "başar ama görünür olma"

9