Bir anne çocuğunu 'Alın, siz ona daha iyi bakarsınız' diyerek veriyorsa...

BİR anne çocuğunu uzattı: "Alın, siz ona daha iyi bakarsınız."

Bir anne düşünün... Kucağında üç-dört yaşlarında bir çocuk. Yaşadığı yerde temiz suya ulaşmak zor. Elektrik neredeyse lüks. Sekiz-on metrekarelik teneke evlerde yedi-sekiz kişi birlikte yaşam mücadelesi veriyor.

Ve o anne, çocuğunu hiç tanımadığı insanlara uzatıyor. 'Alın, götürün. Siz ona benden daha iyi bakarsınız.'

Bu sözler bir film senaryosundan değil. Kenya'nın başkenti Nairobi'deki Kibera'dan. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, yaşadığı bu olayı sohbet ederken anlattı.

Sevgili okurlar, Türkiye COP31'e hazırlanıyor. Kasım ayında dünyanın gözü Antalya'da olacak. Peki, Türkiye yalnızca bir iklim zirvesine mi ev sahipliği yapacak, yoksa küresel iklim diplomasisinde yeni bir sayfa mı açacak

Dünyanın bir tarafında tüketim çılgınlığı yaşanırken diğer tarafında insanlar hayatta kalmaya çalışıyor. Bir tarafta gıda çöpe gidiyor, diğer tarafta bir dilim ekmek bulunamıyor. İklim meselesine yalnızca çevre başlığı altında bakmak artık mümkün değil. Bu aynı zamanda bir adalet, ekonomi, güvenlik ve dış politika meselesi.

Haberin Devamı

DÜNYANIN GÖZÜ ANTALYA'DA OLACAK

9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacak. Dünya Liderler Zirvesi ise 11-12 Kasım tarihlerinde düzenlenecek. COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum. Samed Ağırbaş ise Kurum'un görevlendirmesiyle COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak çalışıyor. Görevi, hükümetler arasında yürütülen müzakerelere yalnızca devletlerin değil, şehirlerin, şirketlerin, yatırımcıların, gençlerin ve sivil toplumun sesini de taşımak. Otuz yılı aşan iklim müzakereleri boyunca dünya pek çok hedef açıkladı. Ancak verilen sözlerin ne kadarının hayata geçirildiği hâlâ tartışılıyor. Ağırbaş da bu noktaya dikkat çekiyor:

- "Dünya söz vermekte usta, uygulamada ise sınıfta kalıyor. COP31'in başarısı, Antalya'da alınan kararların sayısıyla değil, Antalya'dan sonra sahada değişen hayatlarla ölçülmeli.

- Bir ülkenin dünyadaki ağırlığı yalnızca ekonomisiyle ya da masadaki sandalyesiyle ölçülmüyor; dünyaya önerdiği fikirlerle de ölçülüyor."

Haberin Devamı

TÜRKİYE GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ARASINDA KÖPRÜ OLABİLİR Mİ

İklim müzakerelerinin en tartışmalı konularından biri iklim adaleti. Bir tarafta sanayileşmesini tamamlamış, uzun yıllar boyunca yüksek miktarda karbon salımı gerçekleştirmiş ülkeler bulunuyor. Diğer tarafta ise kalkınma ihtiyacı devam eden, iklim krizinin sonuçlarına karşı daha kırılgan ülkeler var. Bu nedenle tartışma yalnızca karbon emisyonlarının nasıl azaltılacağıyla sınırlı değil;

- Kim ne kadar sorumluluk üstlenecek

- İklim değişikliğine uyum için gerekli finansmanı kim sağlayacak

- Teknolojiye erişim nasıl kolaylaştırılacak

- Yoksul ülkelerin kalkınma hakkı nasıl korunacak

Haberin Devamı

COP31'de bu soruların yanıtları aranacak. Samed Ağırbaş, Türkiye'nin burada özel bir rol oynayabileceğini belirterek; "Türkiye bu iki dünyayı da yakından tanıyan ender ülkelerden biri. G20 masasında oturuyoruz; ama Afrika'daki bir köyün, kuraklıkla mücadele eden bir çiftçinin derdini de biliyoruz. Ayrıca kirliliğin bedelini kirletmeyenler ödememeli." dedi. Bu nedenle dezavantajlı ülke ve bölgelerden temsilci heyetlerinin Antalya'ya getirilmesi planlanıyor.

İSRAF EDİLEN GIDA BİR ÜLKE OLSAYDI...

Ağırbaş'ın verdiği rakamlara göre gıda kaybı ve israfı, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila 10'undan sorumlu. Yani çöpe attığımız gıda yalnızca ekonomik bir kayıp değil. Aynı zamanda iklim krizini derinleştiren bir unsur. Ağırbaş şöyle diyor;

Haberin Devamı

"- İsraf edilen gıda bir ülke olsaydı, dünyada en çok emisyon üreten ülkeler arasında yer alırdı.

- Dünyanın bir tarafında insanlar kilo vermek için büyük paralar harcarken diğer tarafında milyonlarca insan açlık ve susuzlukla mücadele ediyor.

- Her yıl 8 milyondan fazla insan açlık ve susuzluğa bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor.

- Refahın ölçüsü ne kadar tükettiğimiz değil, ne kadar az israf ettiğimiz olmalı."

GIDA, SU VE GÖÇ: DIŞ POLİTİKANIN YENİ ÜÇGENİ

İklim krizinin bir başka boyutu da uluslararası güvenlik. Samed Ağırbaş'ın röportajda özellikle üzerinde durduğu başlıklardan biri bu;

- "Kuraklığın vurduğu bir bölgede önce hasat kaybediliyor, sonra insanlar yola düşüyor.

Haberin Devamı

- Türkiye açısından da konu doğrudan önem taşıyor. Çünkü Türkiye, hem göç hareketlerinin etkilerini yakından bilen hem de iklim değişikliğinin sonuçlarına karşı hassas bir coğrafyada bulunan bir ülke.

- Akdeniz, dünya sularının yalnızca yaklaşık yüzde birini oluşturmasına rağmen küresel mikroplastik yükünün önemli bir bölümünü barındırıyor. (Ağırbaş bu oranı yüzde 7 olarak ifade ediyor.)

- Deniz kirliliği ülkeler arasında ayrım yapmıyor. Deniz ortak ve akıntılar pasaport sormuyor.

- Ülkeler arasında ortak hedefler, ölçülebilir sonuçlar ve ülkeler arasında sürdürülebilir iş birliği mekanizmaları oluşturulmalı."

ANTALYA'DAN DÜNYAYA NE KALACAK

Yazının başındaki anneye dönelim. Nairobi'de çocuğunu tanımadığı insanlara uzatan anneye... O annenin yaşadığı çaresizlik, dünyanın iklim krizini yalnızca emisyon rakamları üzerinden tartışmasının neden yeterli olmadığını gösteriyor. Elbette bilimsel veriler, uluslararası anlaşmalar, finansman hedefleri ve teknolojik çözümler gerekli.