A'dan Z'ye Ankara'da NATO Zirvesi -1-

Bazı zirveler, tarihin yön değiştirdiği anların başlangıcı olur. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da yapılacak NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi de işte böyle bir dönüm noktası olmaya aday.

İlk bakışta bu toplantı, 32 müttefik ülkenin liderlerini aynı masa etrafında buluşturan rutin bir NATO zirvesi gibi görülebilir. Oysa Ankara'da konuşulacak başlıklar yalnızca Ukrayna'daki savaşın geleceğini, Avrupa'nın güvenliğini ya da NATO'nun savunma planlarını ilgilendirmiyor. Masadaki asıl konu, önümüzdeki on yılın güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceği.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin kapıları iki gün boyunca dünyanın en güçlü askeri ittifakına açılacak. Zirve salonunda yalnızca devlet başkanları bulunacak. Görüşmelerde, Avrupa'nın savunma yükünü nasıl paylaşacağı, ABD'nin yeni stratejik öncelikleri, Rusya'nın oluşturduğu tehdit, Çin'in yükselişi, yapay zekânın savaş alanındaki etkisi, savunma sanayi üretim kapasitesi ve NATO'nun geleceği masaya yatırılacak. Ankara Zirvesi, bu yönüyle yalnızca bir liderler toplantısı değil; NATO'nun yeni döneminin yol haritasını belirleyecek kritik bir eşik olacak.

Haberin Devamı

TÜRKİYE AÇISINDAN...
Türkiye açısından bakıldığında ise zirvenin sembolik değeri çok daha büyük. Türkiye, 1952'de katıldığı NATO'ya üyeliğinin 74. yılında, 2004 İstanbul Zirvesi'nin ardından ikinci kez bir NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. NATO'nun karşı karşıya olduğu tehditlerin önemli bir bölümü, Türkiye'nin çevresindeki coğrafyada şekilleniyor. Dolayısıyla zirvenin Ankara'da düzenlenmesi, Türkiye'nin İttifak içindeki jeopolitik ağırlığının da bir göstergesi olarak okunmalı. Ancak Ankara Zirvesi'ni asıl farklı kılan NATO'nun kendi içinde geçirdiği dönüşüm.

- Soğuk Savaş boyunca Sovyetler Birliği'ni çevrelemeye odaklanan NATO, 1990'lardan itibaren kriz yönetimi ve terörle mücadele eksenine yöneldi. Bugün ise bambaşka bir döneme giriliyor. Artık mesele yalnızca askeri güç bulundurmak değil; o gücü sürdürebilecek üretim kapasitesine, teknolojiye ve dayanıklı sanayi altyapısına sahip olmak.

- Bu nedenle Ankara Zirvesi, birçok uzmanın "NATO 3.0" olarak tanımladığı yeni dönemin ilk büyük sınavı olarak görülüyor.

- Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa'da klasik devletler arası savaş ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.

Haberin Devamı

- Ortadoğu'da Gazze krizi, İran-İsrail gerilimi ve Kızıldeniz'deki gelişmeler güvenlik dengelerini değiştirdi.

- Çin ile ABD arasındaki stratejik rekabet küresel ölçekte yeni bir güç mücadelesi başlattı.

- Yapay zekâ, insansız sistemler, elektronik harp ve hipersonik silahlar savaş kavramını yeniden tanımlıyor.

İşte tam da bu dönemde NATO'nun Ankara'da toplanması, Türkiye'nin yalnızca coğrafi konumundan değil, aynı zamanda kriz yönetimindeki rolünden de kaynaklanıyor. Türkiye, bugün NATO'nun doğu ve güney kanadını aynı anda görebilen tek büyük müttefiklerden biri konumunda. Karadeniz'de Rusya ile komşu, güneyinde ise Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik sorunlarıyla iç içe. Montrö Sözleşmesi'nin uygulanmasından Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadeleden enerji güvenliğine kadar pek çok başlıkta Türkiye'nin oynadığı rol, NATO'nun genel stratejisini doğrudan etkiliyor.

Haberin Devamı

Ankara Zirvesi bu nedenle yalnızca Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı bir toplantı değil; NATO'nun 360 derece güvenlik yaklaşımının da somut bir yansıması olacak. İttifak uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak doğudan gelen tehditlere odaklanırken, Türkiye'nin ısrarla gündemde tuttuğu güney kanadı artık zirvenin temel başlıklarından biri haline geliyor. Bu durum, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği yaklaşımın NATO içinde daha fazla karşılık bulduğunu gösteriyor. Dikkat çeken bir başka unsur ise zirvenin kapsamı. NATO'nun 32 üyesinin yanı sıra Avrupa Birliği, Ukrayna, İstanbul İşbirliği Girişimi ülkeleri ile Asya-Pasifik ortaklarının da Ankara'da bulunması bekleniyor.

Haberin Devamı

Bu tablo, NATO'nun yalnızca Avrupa-Atlantik güvenliğiyle sınırlı bir yapı olmaktan çıktığını; küresel ortaklık ağları üzerinden daha geniş bir güvenlik mimarisi kurmaya çalıştığını gösteriyor. Ve belki de en önemli soru şu olacak: NATO, değişen tehdit ortamına uyum sağlayabilecek mi Ankara Zirvesi'nin önemi tam da bu soruya verilecek cevapta yatıyor.
CAYDIRICILIĞIN YENİ TANIMI
Uzun yıllar boyunca NATO için caydırıcılık, güçlü ordulara ve gelişmiş silah sistemlerine sahip olmak anlamına geliyordu. Bugün ise bu tanım genişledi. Artık caydırıcılık;

- Üretebilmek,

- Yenileyebilmek,

- Hızlı teslim edebilmek,

- Teknolojik üstünlük sağlayabilmek,

- Yapay zekâyı kullanabilmek,

Haberin Devamı

- Siber saldırılara dayanabilmek,

- Kritik altyapıları koruyabilmek anlamına geliyor.

Bu nedenle Ankara Zirvesi'nde yalnızca kara, hava ve deniz kuvvetleri konuşulmayacak. Elektronik harp, uzay sistemleri, hipersonik tehditler, yapay zekâ destekli komuta-kontrol sistemleri, insansız hava araçları, uzun menzilli hassas vuruş kabiliyeti, entegre hava ve füze savunması ittifakın yeni caydırıcılık anlayışının parçaları olarak masaya yatırılacak.

- Zirvede öne çıkması beklenen sloganlardan biri de "Daha Avrupalı, daha yetenekli ve daha güçlü bir NATO."

Ancak bu sloganın yalnızca Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi anlamına geldiğini düşünmek eksik olur.

Esas amaç; ABD'nin omuzlarındaki yükü paylaşabilecek, kendi güvenliği için daha fazla kaynak ayıran ve bu kaynakları gerçek askeri kabiliyete dönüştürebilen bir Avrupa oluşturmak.

- Son yıllarda Washington'dan gelen mesajlar oldukça net. ABD'nin stratejik önceliği artık yalnızca Avrupa değil.

Hint-Pasifik, Çin, yeni teknolojik rekabet, küresel deniz yolları Amerikan dış politikasının ağırlık merkezini değiştiriyor. Bu nedenle Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi artık bir tercih değil, stratejik zorunluluk olarak görülüyor.
TÜRKİYE NEDEN BU DÖNÜŞÜMÜN İÇİNDE
NATO 3.0 yalnızca Avrupa için değil, Türkiye açısından da yeni fırsatlar barındırıyor. Çünkü İttifak'ın bugün ihtiyaç duyduğu en kritik unsur, üretim kapasitesi.

- Savunma sanayisinde seri üretim yapabilen, mühimmat, füze, elektronik sistemler, insansız platformlar ve hava savunma çözümleri geliştirebilen ülke sayısı sınırlı.

- Türkiye son yirmi yılda oluşturduğu altyapıyla bu alanda öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.

Ankara'nın savunduğu yaklaşım da tam olarak bu noktada önem kazanıyor.

- Savunma harcamalarının yalnızca bütçe büyüklüğüyle ölçülmemesi, gerçek kabiliyete dönüşmesi gerektiği vurgulanıyor. Zirve hazırlıklarında da savunma yatırımlarının üretim kapasitesi ve ortak projelerle ilişkilendirilmesi gerektiği özellikle öne çıkarılıyor.

Bu nedenle zirve Türkiye'nin yeni NATO vizyonunda nasıl bir rol üstlenebileceğinin de sınanacağı ilk büyük platform olacak.