Galatasaray'ın son üç yılına bakıldığında mart ayında vitesi artırdığını ve bunun mayıs ayı sonuna kadar devam ettiğini görürsünüz. Şampiyonlukla sonuçlanan bir süreçtir bu. 10 kişiyle deplasmanda alınan dünkü Beşiktaş galibiyetinin bu sezonun şampiyonluk modunun açılışı olduğunu düşünüyorum.
Haberin Devamı ›Ara transferde yaptığı takviyelerle kadrosunu önemli ölçüde yenileyen ve gerek oynadığı etkili futbol gerekse aldığı üst üste galibiyetlerle gözünü zirveye diken Beşiktaş, Galatasaray'ın zorlu fikstüründeki en zorlu karşılaşmaydı. Ayrıca Kartal'ın haftalardır bu karşılaşmayı hedef maç olarak gördüğünü de belirtmeliyim. Maç öncesi tartışmaları, TFF'yle kurulan tuhaf temasları bir tarafa bırakacak olursak, Beşiktaş kâğıt üzerinde Galatasaray'a şampiyonluk yolunda çelme takacak en başat takım olarak görülüyordu. Tabii kâğıt üstünde!
Osimhen Ajax'a attığı golün kopyasını attı
Siyah-Beyazlılar açısından evdeki hesabın çarşıya uymadığı maçın ilk 45 dakikasında ortaya çıktı. Galatasaray, kelimenin tek anlamıyla sahanın hakimiydi. Maçın ilk bölümündeki Beşiktaş baskısını kıran Sarı-Kırmızılılar, devre sonuna kadar rakibine karşı tam bir dominasyon sağladı. Topa daha çok sahip oldu, oyunun ritmini istediği gibi ayarladı, rakibini kalesine pek fazla yaklaştırmadı ve organize ataklarla Siyah-Beyazlıların kalesini tehdit etti. Bu ataklardan birinde de Sane'nin harika pasında Osimhen'in kafa vuruşuyla skor üstünlüğünü eline geçirdi. Bu gol, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde Ajax'a attığı ilk golün karbon kopyasıydı. Sergen Yalçın'ın takımını bu tarz Sane-Osimhen ikili kombinasyonlarına nasıl hazırlamadığı ayrı bir soru işareti!
Haberin Devamı ›Sane'nin sorumsuzluğu, Uğurcan'ın kurtarışları
Beşiktaş, beklendiği gibi ikinci yarıya da etkili başladı. Temaslı ve agresif bir futbol sergileyerek Galatasaray'ı geriye itti. İkinci yarının ilk çeyreğinde geliştirdiği ataklarla beraberlik golüne bir hayli yaklaştı, ancak karşısında bu sezon Türkiye ve Şampiyonlar Ligi'ne damgasını vuran kaleci Uğurcan vardı. Başarılı file bekçisi yaptığı kritik kurtarışlarla rakibine gol izni vermedi. Özellikle Cerny'nin volesinde yaptığı kurtarış jeneriklikti.
Galatasaray, ikinci yarının ortalarına doğru dengeyi sağladığı anda, Sane'nin sorumsuz hareketiyle kırmızı görmesi sonucu 10 kişi kalınca oyun hakimiyeti tekrar Beşiktaş'ın eline geçti ve maç sonuna kadar da böyle devam etti. Siyah-Beyazlılar çok sayıda pozisyon buldular, çektikleri şutların önemli bir kısmını Uğurcan önlerken, birkaç şut da Galatasaray defansı tarafından bertaraf edildi. Galatasaray'ın bu bölümde sergilediği takım savunması Şampiyonlar Ligi maçları için de Sarı-Kırmızılı takım adına umutlandıran bir gelişmeydi.
Abdülkerim başta olmak üzere defans kusursuzdu
Maçın uzatma bölümleri de Beşiktaş'ın atakları, Galatasaray'ın ise kalesini savunmasıyla geçildi ve günün sonunda Sarı-Kırmızılı takım çok önemli bir deplasmandan derbi galibiyetiyle çıkarak şampiyonluk yolundaki en büyük engellerden birini aştı. Galatasaray takım halinde iyi oynadı. Ancak iyilerin içinde daha iyileri sayacak olursak kaleci Uğurcan dışında, başta Abdülkerim olmak üzere defans hattı, orta alanda Torreria ve ileride Osimhen ile Barış Alper'i sayabiliriz. Sarı-Kırmızılı takımda Lemina ile Sara vasatı aşamazken, Sane yaptığı asiste rağmen top kayıpları ve sorumsuzca gördüğü kırmızı kart nedeniyle tartışılan figür olmaya devam ediyor. Burada tabii teknik direktör Okan Buruk'un da hatası var. İlk yarıda kırmızıdan kurtulan ve sahada aksayan Sane'yle ikinci yarıya başlaması teknik direktör yanlışıydı. Oysa elinde bu kez bolca alternatif de vardı. Sane'nin atılması, Okan Buruk'un maçın ilerleyen bölümlerinde yapacağı ofansif hamlelerin de önüne geçti.
Haberin Devamı ›Genç hakem baskı altında kaldı, çok hata yaptı
Genç hakemlerin bu tarz maçlara verilmesini savunanlardanım. Ancak dünkü gibi baskı altında kalıp yanlış kararlar veren genç hakemlerin değil. Sane'nin gördüğü kırmızı doğruydu. İlk yarıdaki pozisyonda da kırmızı verilebilirdi, ancak o tarz basmalara genelde sarı verildiğine de gerek ligimizde gerekse Avrupa liglerinde çokça şahit olduk. O pozisyonda Sane eylemini devam ettirmedi ve bence de sarı kart doğru bir karardı. Osimhen'e verilen ilk sarı ise skandaldı. Nijeryalı'nın hiçbir kasıtlı hareketi yoktu. Topa yapılan hamle sonucu kalecinin ayağına basması söz konusuydu. Aslında bir çarpışma da denilebilir ama hakem takdir hakkını sarı karttan yana kullandı. Bu sarı kart sonucu da Osimhen'in ikinci yarıdaki düdükten sonra topa vurmasına ikinci sarıyı ve kırmızıyı göstermesi gerektiği yönünde itirazlar oluştu. Bence de bu pozisyonda sarı kart verilmemesi doğruydu. Osimhen'in burada hakeme tepki göstermesi ya da oyunun başlamasını geciktirmesi söz konusu değildi. Zaten yerde yatan futbolcu nedeniyle oyun durmuştu. Beşiktaş cephesinin maç sonu feveranını da anlamsız buluyorum, çünkü hakem iki takım aleyhine de hata yaptı. Rakiplerinin bir kırmızı, yedi sarı kart gördüğünü ve penaltılarının da verilmediğini hatırlatayım.

12