Osimhen'li ve Osimhen'siz

İçinde bu kadar çok hikâye barındıran bir maçı son yıllarda izlediğimi hatırlamıyorum. İlk üç hafta itibariyle ligin adeta içinden geçen Osimhen'in sakatlanıp çıktığı 33. dakikaya kadar gösterdiği olağanüstü performans... Bunun yanı sıra takımın futbolunu da üste çekmesi ve diğer futbolcuların performanslarını da yükseltmesi. Oyundan çıktıktan sonra Galatasaray'ın da 70. dakikaya kadar olan bölümde adeta sudan çıkmış balığa dönmesi ve kalesinde yaşadığı net pozisyonlar, Uğurcan Çakır'ın sahne alması... Osimhen'in yerine oyuna giren Barış Alper Yılmaz'ın sakat sakat elinden geleni yapması, ancak bu çabalarının yeterli olmaması. Osimhen'in olmadığı bir senaryoda yerini nispeten doldurabilecek tecrübeli ve güçlü bir santraforun yönetim tarafından ısrarla alınmamasının ilk sonucuyla yüzleşilmesi.

Leao, ligde dengeleri bozabilecek oyuncu

Tüm futbol otoritelerinin neredeyse üzerinde birleştiği, Üç Büyükler içinde en zayıf orta saha olarak nitelendirilen Galatasaray orta sahasının iki gol bir asistle giden maçı çevirmesi. Yaşı ve istikrarsız futboluyla eleştirilen Lemina'nın, oyunda kaldığı süre boyunca geriden oyun kurulumunun mimarı olması, ancak devre arasında yine malum nedenlerle yerini Abdülkerim'e bırakması. Dört yıllık üst üste şampiyonluğun en önemli isimlerinden biri olan o Abdülkerim'in sezona felaket başlaması ve bu maçta da yaptığı hatalarla takımını felakete sürüklemesi.

Gitti gidecek denilen maçta henüz tam olarak hazır olmayan Leao'nun maçın ivmesini Galatasaray'a döndürmesi, görev aldığı kısa zaman diliminde yeteneklerini sergilemesi, tribünleri heyecanlandırması. Portekizli yıldızın, Osimhenle birlikte oynayacağı maçı benim gibi merakla bekleyen milyonlarca Galatasaraylının olması.

Orta saha bu kez giden maçı geri çevirdi

Bidon muamelesi çekilen Gabriel Sara'nın Batrakov'un takıma monte edilmesiyle artan performansı, Rus futbolcuyla arasındaki pas bağlantılarının takımın hücum gücünü, topa sahip olma oranını ve ön alan baskısıyla topun kazanılmasını artırması, kaybedilen toplarda da doğru baskıyla topun geri kazanılması, takımın reaksiyon süresinin azaltılması. İkisinin uyumunun Torreria'yı da bir üst seviyeye çıkarması ve Uruguaylının bir gol bir asistle maça damga vurması. Galatasaray'ın attığı üç golün de jeneriklik olması, özellikle Torreria'nın attığı ikinci golün sahalarımızda ender rastlanan güzellikte, organize geliştirilen bir atakla, seri paslaşmalar sonucu atılması. Osimhen'den sonra sezona muhteşem başlayan Yunus'un aynı performansını bu maçta da sürdürmesi, sağ kanatta Sallai ile birlikte yakaladığı müthiş uyumu. Batrakov'un takımın oyununa çabukluk, dinamizm ve akıl katması. Özellikle Osimhen oyundayken takımın en etkili futbolcularından biri olması. Osimhen'e yaptığı harika ortanın asiste dönüşmemesi ve Nijeryalı yıldızın kafayla indirdiği topu ıskalaması sonucu ilk golünü atamaması onun adına talihsizlikti.

Leroy Sane sorunu kronik bir hal alıyor

Maçın en iyilerinden olan Sallai ile Davinson'un takımlarının gol yemesine sebep olmaları (Her ne kadar verilen penaltı yanlış bir karar olsa da). Tatlı-sert bir futbol oynayan Sallai, bu tarzının Türk hakemleri tarafından yanlış değerlendirileceğini bu maçla anlamıştır sanırım! Galatasaray'ın sahip olduğu dört kanat forvetten en zayıf halka olanı Leroy Sane'nin bu maçta da tel tel dökülmesi ve 82. dakikaya kadar oyunda kalabilmesi. Her ne kadar hocası Okan Buruk maç sonunda ona sahip çıksa da Galatasaray'ın ideal 11'inde bundan sonraki haftalarda yeri olmayacağını düşünüyorum. Böylelikle Galatasaray, Sane'nin 12 Milyon, İlkay'ın da 5 Milyon Eoroluk yıllık ücretleriyle niteliksel olmasa da niceliksel olarak en zengin yedek kulübesine sahip takımlardan biri olacak! Yönetimi kutlamak gerek!

Kadir Sağlam ve VAR, maçın önüne geçtiler

Kadir Sağlam başta olmak üzere hakem kadrosunun verdikleri ve vermedikleri kararlarla maçın önüne geçmeyi başarmaları. Sağlam'ın çaldığı penaltı düdüğü zaten skandal bir karar, bu tartışılmaz. Bu pozisyonlara penaltı çalınırsa her maçta en az 6-7 tane penaltı olması gerekir. Kadir Sağlam'ın futbolculuk geçmişi var mı bilemiyorum, bu konuda herhangi bir bilgiye de rastlamadım ama burada Erman Toroğlu'nun sık sık tekrarladığı bir sözünü hatırlatmak istiyorum: "Hakemlikten önce futbol oynayan hakemler, diğerlerinin bir tık önündedir. Çünkü futbol oynamayan adam futbolu tam olarak bilemez. Hakemin futbolu bilmesi, büyük avantajdır." Ben Kadir Sağlam'ın verdiği bu penaltıyı futbol oynamamasına, oynadıysa da futbolu öğrenecek kadar oynamadığına bağlıyorum. Herhangi bir art niyet de aramıyorum!