Süreç birbirine çok benziyor. Üst üste şampiyonluklar, geride kalan rakiplerin başarısızlıklarına uydurdukları paranoid-şizefronik gerekçeler ve sonrasında gelen UEFA Kupası...
Haberin Devamı ›O zamanki günah keçisi Galatasaray Kongre Üyesi, Fatih Terim'in yakın dostu Mehmet Ağar'dı. Ancak ne var ki Sayın Ağar, Fatih Terim'in Sarı-Kırmızılı takımın başına geçtiği ve Galatasaray'ın UEFA yürüyüşünün başladığı 1996 yılında Refahyol Hükümeti'ndeki İçişleri Bakanlığı görevinden kasım ayı itibariyle istifa etmişti. Yani, ondan sonraki 4 yıl boyunca bağımsız milletvekilliği dışında hiçbir vasfı yoktu. Gelgelelim, Türk futbolunda olan biten her şey ve bütün şampiyonluklar, başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışan bazı çevreler tarafından Mehmet Ağar'a bağlandı!
Şükürler olsun ki, bugün Türk futbolunda bir Mehmet Ağar yok! Lakin, onun muadili olmak için yırtınan ve Türk futboluna etki etmek isteyen onlarca Mehmet Ağar var! O nedenle Türk takımları Avrupa Kupalarında ayrı, Türkiye Süper Ligi'nde ayrı performans gösteriyorlar!
Haberin Devamı ›Avrupa'da ayrı, Türkiye'de ayrı muamele!
Şu ikinci Liverpool zaferi gecesinde ne zırvalıyorsun diyenler için konuyu elbette basit bir örnekle biraz daha açacağım. Galatasaray'ın Türkiye Ligi'nde ve Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde gördüğü iki ayrı muameleden bahsetmek istiyorum. Sarı-Kırmızılı takımın bu sezon ikinci kez karşılaştığı ve iki maçı da 1-0 kazandığı Liverpool maçlarından dünkünde ortaya çıkan bir istatistikten ve ligimizdeki bir başka maçtaki rakamlardan bahsedeceğim. Dün geceki maçta Galatasaray'ın yaptığı faul sayısı 11, Liverpool'un 18. Sarı kart sayısı ise 1'e 4! Geçelim Galatasaray'ın Türkiye Süper Ligi'nde lig sonuncusu Karagümrük maçındaki faul ve sarı kart sayısına: Karagümrük 8 faul, Galatasaray 13. Sarı kart sayısı ise 0'a 2! Ligdeki diğer maçları irdelediğinizde buna benzer ve daha çarpıcı sonuçların çıkacağından adım gibi eminim. Galatasaray'ın şampiyonluk yolundaki rakiplerinin durumundan ise şu anda bahsetmek istemiyorum!
Türkiye'de ve Avrupa'da kurallar farklı!
Bütün bunlara şundan dolayı değinmek gereği duydum. Gaziantep'e evinde puan kaptıran, Kocaelispor'a, Konyaspor'a deplasmanda mağlup olan, neredeyse bütün derbilerde sahada 10 kişi kalan Galatasaray, nasıl oluyor da Juventus'a iki maçta 7 gol atıp eleyebiliyor, kendisinin 4 misli kadro değerine sahip Liverpool'a iki maçta galip gelebiliyor Çünkü, ilk bahsettiğim maçlarda alınan sonuçlar için, "Burası Türkiye" diyeceğim, ikinci sonuçlar için ise, "Orası Avrupa!" İşin gerçeği, Türkiye'de ve Avrupa'da kurallar farklı! Neyse, konuyu çok uzatmadan ve dağıtmadan dün geceki harika Liverpool zaferine geçelim:
Galatasaray bu maça çok iyi hazırlanmış
Galatasaray, grup maçlarında aldığı 1-0'lık galibiyetin de ötesinde son derece hak ettiği bir Liverpool zaferine daha imza attı. Her şeyden önce camia olarak çok iyi hazırlanmışlardı dün geceye. Maç öncesi UltrAslan tribünlerinde gerçekleştirilen, küçük yaşta kaybettiği annesinin yer aldığı Osimhen koreografisi tek kelimeyle muhteşemdi. Bu anlamlı jest, Nijeryalı yıldızı son derece duygulandırdı ve göz yaşlarına boğdu. Bu motivasyonla Osimhen, yine maça damga vuran bir performansa imza attı. Liverpool defansını canından bezdiren Maskeli Süvari, maçın tek golünün asistini yaparken gerek kendisine gerekse takım arkadaşlarına çok sayıda pozisyon da hazırladı. Ne yazık ki, bu pozisyonlardan bir sonuç alamadı Osimhen ve arkadaşları. Yoksa, bu turun bu maçta bitme ihtimali yüksekti.
Haberin Devamı ›İlk yarıda tur garantiye alınabilirdi
İlk ve ikinci yarıların 10 dakikası dışında Galatasaray Liverpool ile başa baş mücadele etti. Hatta ilk yarının 10. dakikasından itibaren sahanın tek hâkimi oldu. Oyunu dengelediği andan itibaren başta Sara ve Lang'ın hazırladığı pozisyonlar olmak üzere Liverpool kalesine adeta kâbus gibi çöktüler. Elbette bu iki oyuncuya ayak uyduran, Osimhen, Barış Alper, Torreria, Lemina, Jakops, Singo gibi sahaya terini akıtan, ruhunu katan futbolcular da vardı. Aslında ayrım yapmak doğru değil. Galatasaraylı diğer oyuncular da aynı şekilde müthiş bir performans gösterdiler. Uğurcan ve Abdülkerim başta olmak üzere... Sarı kart görerek cezalı duruma düşen Davinson da dahil... Aslında yazık oldu. Rövanşta çok ararız.
Kötü oynadı diyeceğimiz futbolcu yoktu
Şu iyi, şu kötü diyeceğimiz bir maç değildi. Bütün Galatasaraylı futbolcular kendilerinden beklenenin en üst seviyesini sahaya yansıttılar. Elbette birtakım hatalar oldu. Maçın her iki yarısının başında yedikleri baskıya karşılık çok sayıda top kaybı yaptılar. Defansta ve orta sahada bir türlü oyun kuramadılar. Liverpool'un uyguladığı agresif presi uzun toplarla kırmaya çalıştılar. Ancak bu uzun toplar genelde top kaybı oldu ve Galatasaray kalesine yeni hücumlar olarak geri döndü. Bunda Osimhen'in ileride top tutma konusundaki zafiyeti de önemli etkendi. Nijeryalı yıldız takımının geliştirdiği her atakta en önemli aktör olurken, bu tarz uzun toplarda da istasyon olma görevini tam anlamıyla gerçekleştiremedi.

5