Hakemlerin yüzde yüz etki ettiği yıkıcı Sporting Lizbon deplasmanının ardından teknik direktör Okan Buruk'a yönelik bir linç kampanyası başlatıldı gerek sosyal medyada gerekse konvansiyonel medyada. O maçta hakemlerin Galatasaray'ı nasıl katlettiği bilinmesine rağmen. Eleştiri sınırlarını zorlayan hakaretamiz yorumlar aldı başını gitti. Buna bazı aklı selim Galatasaraylılar da dahil oldu. Onların argümanı alınan sonuçtan bağımsız olarak Okan Buruk'un kulübedeki davranışları ve hakemlere yönelik el kol hareketleri ile ağzından çıkan nahoş ifadelerdi. Biz tabi ekrandan bilmiyoruz neler söylediğini ama dudak okuma yöntemiyle ağzından çıkan kelimeler üç aşağı beş yukarı belli oluyordu. Yapılan eleştirilerde elbette haklılık payı var. Özellikle de Okan hocanın kenarda kontrolünü kaybetmesiyle alakalı olanlarda.
Hafta boyu Okan Buruk adeta linç edildi
Ancak, Okan Buruk'un oynattığı futbol, sahaya çıkardığı kadro ve yaptığı değişikliklerle ilgili temelsiz iddialar ve eleştiriler maksadını aşan bir boyuta ulaştı. Lizbon maçı sonrası yazdığım yazıda Okan Hocayı eleştirenlerden biri olarak ben, bunun beşinci şampiyonluğu engelleme kampanyasının bir parçası olarak görüyorum. Yaşanan sürecin Galatasaray'a gönül veren ergen ve ergenimsi tayfanın bir hezeyanı olmaktan ziyade, Galatasaray'ı yıpratmak isteyen organize bir hareketten ibaret olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ı durdurmanın en önemli yolunun, hocayı alabildiğine yıpratmak, Okan Buruk ile yönetim arasındaki ipleri koparmak ve bir şekilde Galatasaray'da teknik direktör değişikliğine gidilmesinin yolunu açmaktan geçtiğini bilen malum tayfa ellerindeki bütün kozları oynuyor, oynamaya da devam edecek. Elbette hemen akabinde 'hocayı yedirmeyiz' babında karşı bir hareket de gelişti. Ve dört-beş gün boyunca Kocaeli maçına takım böyle kaotik bir atmosferde hazırlandı.
Galatasaray ilk yarı sahanın hakimiydi
Ligin en dinamik ve atletik takımlarından biri olan Kocaelispor karşısında böylesine yıpratıcı birkaç günden sonra Galatasaray'ın nasıl bir reaksiyon vereceği merak konusuydu. Üstelik, geçen sezon iki maçta beş puan kaybettiği bir rakipti Kocaelispor. Bu maça çıkmadan önce üç golle ligin en az gol yiyen takımı olması da savunma prensiplerini üst düzey uygulayabilen bir rakip olduğunu açıkça gösteriyordu. Osimhensizlik de cabası. Onun yokluğunda Okan Hoca bu kez Barış Alper'i oynatma hatasına düşmemişti. Yeni transfer deniz Gül'ü santrafor olarak sahaya sürmüştü. Keza fiziki açıdan tam olarak hazır olmayan Leao'yu da... Belli ki Portekizli yıldızı oynatarak kazanmayı düşünmüştü.
Başlama düdüğüyle birlikte Galatasaray sevenlerinin endişelerini giderecek istekli ve arzulu bir futbol ortaya koydu. İlk 45 dakikayı adeta tek kale oynadı. Bir golü VAR'dan döndü, bir şutu da direkten... Çok sayıda pozisyonu da final pası ve son vuruş beceriksizliğiyle harcadı. Burada kaleci Serhat'ın da hakkını vermeliyiz. Genç file bekçisi yaptığı kurtarışlarla takımının soyunma odasına beraberlikle gitmesinin en önemli faktörüydü. Oyunu kendi yarı sahasında kabul eden ve hızlı oyuncularıyla geçiş hücumları kovalayan Kocaelispor, bu stratejisinde bir kez başarılı oldu, onda da Agyei'nin şutu direkten döndü.
Deniz Gül ilk maçında taraftarın gözüne girdi
Galatasaray ikinci yarıda da kendi klasiğini sahaya yansıttı. Oyunu rakip yarı alana yıktı. Ancak karşısında takım savunmasını iyi yapan bir rakip vardı. Ceza sahası içindeki karambollerde de genellikle Kocaelisporlu futbolcular ve kaleci Serhat başarılıydı. Sarı-kırmızılı takım oyunun kilidini açmak için uzaktan şutlar hariç her türlü hücum varyasyonunu denedi, ancak sonuç alamadı. Nihayetinde çok başvurmadığı o uzaktan şut denemelerinden birinde Abdülkerim'in yerden sert şutunda maçın en iyisi Serhat'ın da hatasıyla aradığı golü buldu.
Gelgelelim golden sonra Galatasaray dominant oyununu bırakıp savunmaya çekildi. Selçuk İnan'ın üst üste yaptığı hamleler sonucu roller değişti ve bu kez Kocaelispor oyunu Galatasaray'ın yarı sahasına yıktı. 75. dakikaya kadar Galatasaray kalesinde pek etkili olamayan konuk takım üst üste tehlikeli ataklar geliştirdi. Körfez ekibinin kurduğu baskıda Deniz Gül'ün çıkıp, yerine formsuz Barış Alper'in çekilmesinin de rolü büyüktü. Zira, genç forvet oyunda kaldığı müddetçe hem hücumda etkili oldu hem de ön alan baskısında. Kocaeli stoperleriyle tam anlamıyla boğuştu. Tam olarak hazır hale geldiğinde Galatasaray'ın en önemli hücum silahlarından biri olacak. Ayrıca mücadelesiyle taraftarın da gönlüne şimdiden girdi.
Bu kez Şampiyonlar Ligi dönüşü puan kaybetmedi
Tayfur Bingöl'ün oyuna girmesinin ardından sahanın en iyilerinden Sousa ile Galatasaray'ın sol kanadını oldukça etkili kullandılar. Bunda yorulan ve savunmaya tam anlamıyla destek olamayan Leao'nun da payı vardı. Nitekim Okan Buruk, Eren Elmalı ve Lea'oyu oyundan alıp diğer iki sol beki Jakops ile Kazımcan'ı sahaya sürerek sol kanattaki zafiyeti gidermeyi amaçladı. Bunda da başarılı oldu. Son dakikalardaki Kocaeli baskısını savuşturmayı başaran Galatasaray, daha önceki sezonlarda sık sık puan kaybı yaşadığı Şampiyonlar Ligi dönüşünde bu kez aynı akıbeti yaşamadı. Üstelik, Avrupa'da Şampiyonlar Ligi müdavimi pek çok üst düzey takımın bile puan kaybettiği bir haftada...

16