Galatasaray'ın mazisinde bir takım tarihsel süreçler vardır:
Haberin Devamı ›1970-1973 arası Brian Birch dönemi.
1984-1988 arası Jup Derwall dönemi.
1996-2000 arası Fatih Terim dönemi.
2011-2013 arası Fatih Terim dönemi.
2022-2026 arası Okan Buruk dönemi.
Cim Bom, bir şekilde kendi ayağına sıkıyor!
Bütün bu zaman dilimlerinde yukarıda da bahsettiğim dört teknik direktör ile (Derwal'in yardımcısı Mustafa Denizli'yi de katabiliriz bu listeye) Galatasaray hem Türkiye Ligi'ni hem de katıldığı Avrupa Kupaları'nı domine etti. Üst üste iki, üç ve hatta dört kez Türkiye Süper Ligi Şampiyonu olduğu yıllarda kazandığı UEFA Kupası'nın yanı sıra Avrupa arenasında çeyrek ve yarı finaller gördü. Gelgelelim, bütün bu başarılı süreçleri sonuna kadar uzatamadı. Her başarılı dönemin ardından bir fetret devri yaşadı. Bütün bu parlak dönemlerin sonrasında kulübün neden ve nasıl inişe, hata çöküşe geçtiğini hiç kimse çözemedi. Oysa bütün bu tarihsel süreçte Galatasaray'ın rakipleri arasındaki makası açması için eline muazzam fırsatlar geçmişti. Lakin, bu avantajını asla değerlendiremedi Sarı-Kırmızılı takım.
Haberin Devamı ›Batıya açılan penceredeki liyakat sorunu!
Elbette bunun çok çeşitli nedenleri var. Hepsini buraya yazmaya kalksak roman olur!
Ben meslek hayatım boyunca bu konuya çok kafa yordum. Zaman zaman sivri çıkışlar da yaptım; sevgili Galatasaraylı dostlarımı üzmek pahasına... Ama görüyorsunuz, yine aynı tıkanıklığı yaşamaya başladı dünyanın en yüksek potansiyele sahip kulübü Galatasaray. Burada kulübün kendi iç dinamikleri çok belirleyici elbette. Bilhassa Galatasaray Lisesi kanadı. Bugün yönetim yine lisenin kontrolünde. Başta, Başkan Dursun Özbek olmak üzere. Benim her zaman savunduğum bir ilke var: Kulübü, özellikle futbol şubesini profesyoneller yönetmeli. Ancak ne var ki kulübün yapısı buna elvermiyor. Başta taraftar ve sosyal medya fenomenleri olmak üzere Galatasaray sevdalısı herkes bu durum karşısında saçını başını yoluyor. Ama tarihin en önemli başkanı olma fırsatını eline geçiren, ancak bunu elinin tersiyle itmeye sanki yeminliymiş gibi davranan Dursun Özbek bütün bu eleştirileri kulak ardı yapıyor.
Her parlak dönemin ardından yaşanan kaos!
Futbolda bir realite vardır: Bir sezon, yaz transfer döneminde yapılan doğru bir planlamayla kazanılır. Ya da yanlış bir planlamayla kaybedilir. Planlamada zafiyetler varsa, yerel ve uluslararası federasyonlar devre arasında size bir fırsat daha verir, yapılan yanlışların düzeltilmesi için. Bu ara dönemde de doğru hamleleri yapanlar sezon sonu arzu ettikleri hedeflere ulaşırlar.
Gelgelelim, son üç sezonun şampiyonu Galatasaray, özellikle yönetimsel bazda sezon planlamasında öylesine bariz ve acemice hatalar yapıyor ki, Sarı-Kırmızılı takım, bu gidişle muhtemelen bu sezonu ıskalayacak ve gelecek yılları da riske edecek. UEFA Kupası'nın kazanıldığı sezon sonrası, bu zaferin mimarlarının nasıl birbirlerine düştüğünü ve yönetimle genel kurulun da bu girdaba kapıldığını düşünecek olursak, bugün aynı sürecin yaşanmakta olduğunu söylemek yanlış sayılmaz.
Bu süreçte şampiyonluktaki en önemli rakibi Fenerbahçe şu devre arasında ne kadar doğru hamleler yapıyorsa, Galatasaray o kadar hamlesizlikten kaskatı kesilmiş durumda; adeta paralize olmuşçasına...
Haberin Devamı ›Olanların tek sorumlusu Başkan Dursun Özbek'tir
Gaziantep maçına bu veriler ışığında bakmakta fayda var. Galatasaray'da yolunda gitmeyen birçok şey var. Saha dışındaki problemlerin saha içindekilerden çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Başkan Özbek'in toleransıyla kendini yönetici zanneden ve şişmiş egosuyla zaman zaman herkesin önünde meslektaşlarımıza da ayar vermeye kalkan atanmış şahsın kendi PR'ı için kulübü kullanması zaten başlı başına trajik bir durum. Kulübü rezil etmesi ise apayrı bir facia. Tabii, bu konuda en büyük suçlu, ona at oynatacak meydanı yaratan ve profesyonelleşmeye inatla ayak direten Galatasaray Başkanı Dursun Özbek. Aslında olan bitenin tek sorumlusu da Sayın Özbek'tir. Zira Galatasaray, bir Başkan kulübüdür!
Uğurcan ile Kazımcan takımın can simidi oldu!

3