SUMUD dizisi hakkında

TRT, bir kurum olarak son yıllarda çok başarılı ve millî ve tarihî yapımıza uygun diziler ve programlarla evlerimize misafir olmaya devam ediyor. Oysa birçok medya kuruluşuna ait ekranların milli ve manevi değerlerimize adeta görünmez bir savaş açtığı bu dönemde, bu yapımları izleyici ile buluşturan başta kurum yetkililerine ve bu yapımlara emek veren herkese şükranlarımı arz ediyorum.

TRT'nin yüz akı yapımlarından biri de Filistin'de yaşanan Siyonist İsrail'in fütursuzca sergilediği zorbalıkları, katliamı ve işgali anlatan SUMUD dizisidir. TRT Tabii Platformundan izlediğim bu dizi, gerçekten insanın kanını donduran, gözlerini yaşartan ve "Bu kadar da olmaz!" dedirten sahnelere sahip.

Dizinin senaryosunu Abdüsselam Durmaz, İsa Yıldız, Uhud Tekin ve Ali Çakmak kaleme almış. Yönetmen koltuğunda ise Doğan Ümit Karaca oturuyor.

Dizide rol alan başlıca sanatçılarımız şu isimlerden oluşuyor. Şifanur Gül (Melisa Sword), Emre Kıvılcım (Oğuz Akın), Burak Hakkı (Dr. Ahmed Musa), Ayça Varlıer (Fulya Sword), Yıldız Kültür (Ayşe Nine), Cihan Şimşek (Ammar), Aras Efe Babacan (Muhammed), Emir Çiçek (Samuel), Teoman Gelmez (İsrailli komutan), Ülkü Duru (Miriam).

Dizinin yönetmeni Doğan Ümit Karaca, çektiği dizi hakkında "İzlediklerimiz keşke kurgu olsaydı!" diyor.

Gerçekten izlediğimiz her bölüm, işgalci İsrail terör örgütünün uyguladığı acımasız zulmü, katliamı ve hukuksuzluğu en çıplak haliyle ekrana yansıtıyor.

Dizi, Amerika'da yaşayan genç ve idealist bir doktor olan Melisa'nın, biyolojik babasını aramak ve geçmişinin izini sürmek üzere İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria bölgesinde yer alan El-Halil şehrine seyahat etmesiyle başlıyor.

Melisa'nın annesi (Fulya), öğrencilik yıllarında tanıştığı Filistinli tıp fakültesi öğrencisi Ahmed Musa ile ailesinin rızası olmadan evlenmiştir. Ahmed Musa bu evlilik hadisesini açıklamak ve ailesinin desteğini almak üzere ülkesine gider. Ancak geri dönmez. Hamile kalan Fulya, çocuğunu babasız büyütmek zorunda kalır. Bu yüzden ülkeyi terk edip New York'a yerleşmiş ve orada bir büyükelçi ile evlenmiştir.

Melisa'nın yol arkadaşı, Samuel isminde İsrailli bir gençtir. Bu genç Melisa'ya âşıktır ancak Melisa onu sadece bir arkadaş olarak görür. Samuel'in annesi Miriam, Siyonist Yerleşimciler Derneği başkanıdır; Siyonist işgalin, evlere ve arazilere çökmenin en ateşli mümessilidir.

Melisa, Filistin'e ayak basar basmaz Siyonist zulmü iliklerine kadar hisseder. Biyolojik babası Doktor Ahmed Musa ile tanışır fakat ona kızı olduğunu söylemez. Ancak bazı gerçekleri öğrenince Filistin'de kalır. Zira babası, annesinden ayrıldıktan sonra Filistin'e gelir gelmez işgalci İsrail terör örgütü tarafından tutuklanmış, dört yıl hapiste yatmış, türlü işkenceler görmüş, hatta öldü sanılarak bir çöp konteynerine bırakılmıştır. Ahmed Musa, kendisini bulup iyileştiren kadın ile sonra evlenmiş, ondan bir kızı ve bir oğlu olmuştur.

Ahmed Musa'nın oğlu Ammar, küçükken işgalci İsrail saldırılarından birinde hem annesini hem de bacağını kaybetmiştir. Ammar, yüzme olimpiyatlarına hazırlanan başarılı bir sporcudur fakat tüm hayalleri bu saldırıda yok olur. Doktor babasının elinde kalan tek protezi oğluna takmak yerine adaletli davranarak sıradaki hastaya takmasını bir türlü hazmedemediği için öfkesi artar; direniş ruhuna değil, bacağının tedavisine odaklandığı için hatalar yapmaya başlar. Bu hatalar karşı tarafa para karşılığı bilgi sızdırmaya kadar varır.

Dizide Avukat Oğuz Akın karakteri de BM adına görev yapan bir Türk avukattır. Ancak gerçekte de olduğu gibi İsrail Terör Örgütü hiçbir uluslararası kuralı tanımamaktadır. Oğuz, tüm Filistinlilerin dünyaya açılan sesidir ve Melisa'nın da her zaman yanında olan en büyük destekçisidir.