"Terörsüz Türkiye" kavramsallaştırması en başından beri "terörsüz bölge" ile birlikte zikredildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sürece dair hemen her açıklamasında PKK'nın silah bırakması ve kendini feshetmesi bahsini tüm bölgenin terör örgütlerinden arındırılması ve bölgesel barış çerçevesine oturtarak ele aldı. 2024'ün sonunda Türkiye'de sürecin ilk adımları atılmaya başladığında Suriye'de Esed'in gideceği, SDG'nin orduya entegre olacağı, Suriye'nin kuzeyinde olduğu gibi Irak sınırları içinde kalan Sincar bölgesindeki silahlı yapının da dağıtılacağı hesap edilmişti. Aksi zaten düşünülemezdi. Zira terör örgütünün bir kısmının silah bırakması, bir bölgedekinin hayatına devam etmesi her şeyden önce terörsüz bölge hedefiyle örtüşmüyor. Ayrıca terörün aynı zamanda ihraç edilebildiği gerçeği de Türkiye için örgütün komşularında varlığına devam etmesini kabul edilemez kılıyor. Nitekim 2017'den bu yana Türkiye Sincar'a pek çok kez hava operasyonu düzenledi. MİT ve TSK'nın ortak operasyonuyla yönetici kadrolardan çok sayıda PKK'lı ele geçirildi ya da öldürüldü. Sincar, PKK'nın hem kontrol ettiği hem de insan ve lojistik sevkiyatı yaptığı bu yönüyle de Türkiye için terörden arındırılması şart olan bir yerdi.
***
2024'te başlayan sürecin Suriye'deki devrimle paralel seyretmesi tesadüf değildi. Ağustos ayında SDG, Şam'la askeri ve idari entegrasyonunu tamamladığını açıklamıştı. Sincar, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin YBŞ'nin silahlarını teslim edeceğini açıklaması da bekleniyordu. Daha geçen hafta YBŞ yönetiminin "yok öyle bir şey" dediği şey gerçek oldu. Irak Başbakanı, aynı anda PKK ve Haşdi Şabi'nin patronajında Sincar bölgesinde faaliyet gösteren Sincar Direniş Birlikleri adındaki YBŞ ve kadın yapılanması YJŞ'nin silahlarını devlete teslim edeceğini, mensuplarının bir bölümünün güvenlik güçleri ve diğer devlet kurumlarına alınacağını, Sincar'ın bütünüyle federal yönetimin otoritesine gireceğini ve süreci yürütmek için bir komisyon kurulacağını bildirdi.
Türkiye Irak'a defalarca Sincar'da PKK'nın varlığına tahammül etmeyeceğini söylemişti. Bölgenin ya Irak merkezi yönetiminin ya da bölgesel yönetimin kontrolünde olması gerekiyordu. Ama tıpkı Suriye'nin kuzeyindeki DEAŞ anahtarı gibi Sincar'ı da PKK'ya açan DEAŞ oldu. DEAŞ sonrasında PKK ile anlaşmayan Yezidiler bölgeden sürüldü.
Aslında bunun yolu 2020'de çizilmişti. 9 Ekim 2020'de Bağdat ile Erbil arasında, BM gözetiminde imzalanan Sincar Anlaşması, PKK ve Haşdi Şabi dahil "yabancı grupların" bölgeden çıkarılmasını, yeni bir kaymakam atanmasını ve güvenliğin merkezi yönetime devredilmesini öngörüyordu. PKK'ya bağlı unsurların 1 Nisan 2021'e kadar çekilmesi kararlaştırılmıştı. Fakat örgüt çekilmedi, YBŞ adıyla kaldı. Altı yıl kâğıt üzerinde bekleyen anlaşmayı bugün işler hale getiren ise metnin kendisi değil oluşan yeni zemin.

14