Seçim korkusu değil Allah korkusu

Üzerinize aldığınız herhangi bir sorumluluğu, mesleğinizi ya da toplumsal rollerinizi, kısacası sizden beklenen her şeyi iyi yapmanız çok önemli. Elinizden geldiği kadar iyi... Mükemmelden bahsetmiyorum. Hakkını vermekten, hak etmediğiniz bir şeyse ona yeltenmemekten, tamah etmemekten bahsediyorum... Bir iş aldık, vaktinde ve en iyi şekilde teslim edelim. Okulda hocayız, dersimize hazır gidelim, çok çok önemli bir sebep oluşmadıkça dersi iptal etmeyelim, araştırmacıysak fikir hırsızlığı yapmayalım...

Hele de kamu kurumlarındaysak görevimizi bir millet adına icra ettiğimizi unutmayalım. Terazimiz daha da hassas olsun. Devletten çalmak bir kişinin cebinden çalmaktan daha da ağır suç. Çünkü aynı anda herkesin cebinden çalmış oluyorsun. Ne yazık ki "Devletin malı deniz, yemeyen keriz" lafını düstur olarak benimseyenler var.

***

Hayat birleşik kaplar kanununa tâbi. Kabiliyetler ve tecrübe anlamında bir işte iyi, başka bir işte kötü olabilirsiniz. Ama prensipler söz konusu olduğunda ya iyisinizdir ya da kötüsünüzdür. İnsan hayatın içinde pek çok farklı rol üstleniyor ve görev icra ediyor. Birindeki kusurumuz, tüm görev ve rollerimizde değer kaybına yol açıyor. Saygınlığımızla birlikte ailemiz ve yakınlarımız, temsil ettiğimiz kurumlar, hatta değer yargılarımız bile zarar görebiliyor. Bu doğrudur ya da yanlıştır; ama vaka budur.

Bizi toplumda saygın kılacak, bizimle ilişkisi olan kişilerin başını öne eğdirmeyecek bir vasattan söz ediyorum. Üst düzey bir ahlaktan, kendinden vermekten ya da hak ettiğinden feragat etmek gibi takva makamlarından söz etmiyorum. Bahsettiğim A1 seviyesinde vatandaşlık, din ve ahlak bilgisi.

***

Son günlerde ortaya çıkan fon skandalının hepimizi neden bu denli sarstığını biraz da buradan bakarak anlamak lazım. Özellikle muhafazakâr kesimde çok büyük bir öfke uyandırdı. Doğrudur. İlk kez mi yaşandı böyle bir şey Tıpatıp aynısı değildi elbet ama daha önce benzer spekülasyonlara, manipülasyonlara, piyasa dolandırıcılıklarına şahit olduk. Bankalar bu ülkede bile hortumlandı. Ancak suça bulaşanların kamusal kimliklerindeki mütedeyyin yön öne çıkınca meydana gelen etki ister istemez daha yüksek oluyor. Kimileri konunun böyle tartışılmasını yanlış buluyor. Fırsat bu fırsat deyip din kurumunu zayıflatmaya yeltenenlerin niyetini elbette sorgulayalım ama çuvaldızı da biraz kendimize batıralım.

***

Bir suç, ailevi yakınlığı olan birine karşı işlenmişse ahlaki bakımdan daha ağır değerlendirilir. Ya da şöyle söyleyeyim: Siz dinî değerleri kullanarak, mesela FETÖ'nün yaptığı gibi, insanları istismar ediyorsanız bu daha büyük bir infial oluşturur.

Muhafazakâr kesimin tepkisinin büyüklüğü biraz da böyle bir psikolojik arka plan taşıyor. Tertemiz niyetlerle, ortak değerler etrafında birlikte yola çıktıkları insanların aslında menfaatlerinin esiri olduğunu, Cumhurbaşkanı'nın açtığı imkânlarla geldikleri makamları "bal tutan parmağını yalar" kafasıyla kullandıklarını gördüklerinde feveran ediyorlar. O yüzden de "Bu suçu işleyen sadece bir kişi mi Fondan sadece onun mu haberi olmuş, sadece o mu girmiş Tek 'akıllı' o muymuş" diye soruyorlar.