SDG'nin son kullanma tarihi geldi

Suriye ordusunun Fırat'ın doğusunda SDG güçlerinin kontrol ettiği bölgeye yönelik harekatı Haseke'de bir ateşkes kararıyla durmuştu. SDG'den beklenen 10 Mart mutabakatı kapsamında kayıt altına alınan şartları artık yerine getirmesiydi. Yani silahların ve idari yapıların Şam yönetimine teslimi.

Dört günlük ateşkesin sonunda SDG bu şartları yerine getirmedi. Suriye ordusundan yapılan son açıklama yeni bir harekatın eli kulağında izlenimi veriyordu ancak son anda ateşkes 15 gün daha uzatıldı.

Ateşkesin uzatılmasının sebebi olarak da tutuklu DEAŞ'lıların Irak'a tahliyesi kararı gösterildi. Malum SDG'nin ABD tarafından "kullanılma" gerekçesi DEAŞ'la mücadeleydi. Suriye'de yüzüstü bırakıldıklarını anlayan PYD'liler, DEAŞ'lıları salıvermekle tehdit ettiler. Oysa SDG'nin kurulma hikayesinden Arap aşiretlerin yaşadığı yerlerde alan hakimiyeti kurma stratejisine her şey PKK'nın Suriye kolu olan PYD'nin işine gelecek şekilde dizayn edildi. Yani alan memnun satan memnun bir durum söz konusuydu. Apo'nun fotoğraflarının Atatürk gibi tüm kamu binalarına asıldığı bir "örgüt devleti"ne Arap aşiretlerin uzun süre evet demesi zaten pek mümkün değildi.

Konuya bir de ABD açısından bakalım; Suriye yönetimi DEAŞ'la mücadele koalisyonuna katıldıktan sonra ABD için SDG'ye gerek var mı Bugün Türkiye'nin yarın başka bir devletin başını ağrıtma ihtimali dışında PKK/PYD varlığını mütemadiyen beslemek ve bunlar için Türkiye ile didişmek en azından mevcut ABD Başkanı tarafından pek akıllıca bulunmuyor.

PKK/PYD'liler ise "Suriye'de sizin için bu kadar mücadele ettik ve bizi sattınız" diye sitemlerini bildiriyor. İsrail'e, Avrupa'ya, Lindsey Graham gibi Türkiye düşmanı Amerikalılara yapmayın etmeyin diye yalvaranlar da var. Utanç verici haller!

Oysa DEAŞ'la mücadele ABD'den çok PKK'nın işine yaradı. Demokrat ABD yönetimi en baştan itibaren Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate alsaydı ne DEAŞ o dönem olduğu kadar güçlenecekti, ne bu iç savaş bu kadar uzamış ne de PKK/PYD Suriye'de devlet hayaline kapılmış olacaktı.

Sizin için DEAŞ'la mücadele ettik dedikleri şey Suriye'nin üçte birinde fiili hakimiyet sağlamak olarak neticelendi. ABD tarafından ordulaştırıldılar. Suriye'nin petrol sahasını kontrol altına aldılar ve bu geliri örgüte aktardılar.

PKK/PYD için DEAŞ, adeta velinimet oldu. Ama ABD için şartlar değişti ve günün sonunda DEAŞ'ın açtığı kapılar bir bir PYD/PKK'nın yüzünü kapanmaya başlandı.

Ateşkes süresinin uzatılma gerekçesi olarak açıklanan DEAŞ'ın Irak'a tahliyesinin ardından ne olacak peki PKK/PYD bu süre zarfında anlaşmanın şartlarını yerine getirecek mi

Doğrusu ben öyle olmayacağı kanaatindeyim. Bu sürecin sonları olacağını çok iyi gördükleri halde bir "direniş" hikayesi yazmak istiyorlar; üstelik Kürt halkının "kurbanlaştırıldığı" söylemiyle birlikte bunu yapacaklar. Kamışlı ve Kobani'de sivillerin meskun mahalleri boşaltmasına izin vermeyecekler ve Şam'ın operasyonunu "Suriye'nin Halepçesi" olarak lanse etmeye kalkacaklar.

İsrail'den yardım dilenen PYD, kendini Gazze direnişiyle aynı hizaya koymaya çalışacak.