Terörsüz Türkiye süreci artık hukuki uygulama aşamasında. Ağustos 2025'te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu siyasi ve toplumsal kesimleri dinleyerek kapsamlı bir hazırlık yaptı. Ardından 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026'da TBMM'de 467 gibi yüksek bir oyla kabul edildi ve 18 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. Bunun ardından, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu 24 Ağustos'ta ilk toplantısını gerçekleştirdi.
Mevcut mekanizmalara bakıldığında, üç ayaklı bir modelin işletileceği anlaşılıyor. Güvenlik ve istihbarat kurumları, PKK/KCK ile bağlantılı yapıların fiilen dağılıp dağılmadığını, silah ve mühimmatın teslim edilip edilmediğini sahada tespit edecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında çalışacak Koordinasyon Kurulu uygulamayı takip edecek, TBMM bünyesinde kurulacak 17 üyeli İzleme Kurulu ise yasama denetimi yapacak. Nihai tespit MGK tarafından karara bağlanıp Resmî Gazete'de yayımlandığında altı aylık başvuru dönemi başlayacak.
***
Defalarca dile getirildi ama tekrarlamakta fayda var: Düzenleme genel af getirmiyor. Düzenleme, kasten öldürme suçundan hükümlü olanlar ile kanunda belirtilen bazı müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerini kapsam dışında bırakıyor. Diğerleri için ise belirli sürelerle infazın ertelenmesi usulünün izleneceği ifade ediliyor.
Kamuoyuna iyi anlatılması gereken en önemli husus, hukuki sonucun örgütün tek taraflı beyanına değil, devlet kurumlarının sahadaki tespitine bağlanmış olmasıdır. Yürütme ve yasama organlarının eş zamanlı takip ve denetim yapacak olması, mevcut süreci 2013-2015 döneminden ayıran en önemli farkı oluşturuyor. Yetki ve sorumluluğun paylaşıldığı, meşruiyetini doğrudan Meclisten, yani halkın iradesinden alan bir süreç işliyor. En büyük güvence de budur. 467 kabul oyu, sürecin yalnızca Cumhur İttifakı'nın projesi olarak kalmadığını gösteriyor. Sürecin bugüne kadar önemli bir yol kazası yaşanmadan ilerlemesi de bu geniş mutabakat sayesinde mümkün oldu.
"Fiilî sona erme" ölçütünün nasıl uygulanacağı, İzleme Kurulunun ne ölçüde bağımsız çalışacağı ve silahsızlanma sonrasında siyasi taleplerin nasıl şekilleneceği gibi pek çok sorunun sorulduğunu görüyoruz. Bu soru ve sorun alanlarının hiçbiri, silahların susması yönündeki bu tarihsel imkânı değersizleştirmiyor. Türkiye için tarihsel bir imkân olan bu sürecin Kürtler açısından da aynı anlamı taşıdığına kuşku yok. Silahların siyasi alanı daralttığı ve Kürtlerin örgütün pazarlık aracına dönüştürüldüğü parantez kapanıyor. Kürt siyasetinin PKK vesayetinden kurtulabileceği yeni bir dönem başlıyor.

14