Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son günlerde yaşanan fon skandalının ardından peş peşe yaptığı açıklamalar hem halka bir dertleşme mahiyeti taşıyor hem de bu sürecin, kimsenin gözünün yaşına bakılmadan takip edileceği ve sonuna kadar gidileceği mesajını içeriyor. Dünkü konuşması ise adeta "Toparlanın, gitmiyoruz" mahiyetindeydi.
Türkiye'yi selamete çıkarmak için sarf ettiği çabanın karşısında, birlikte yol yürüdüğü insanların yaşattığı üzüntü onda da elbette bir şeye evrilecek. Bunu hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Şu anda önemli olan, başkalarının cebini boşaltarak zenginleşen foncuların yargı önüne çıkarılması, çaldıklarıyla birlikte kaçanların ülkeye getirilmesi ve kamu vicdanının teskin edilmesi. Ve elbette, yaşanan bu hadisenin muhasebesinin bihakkın yapılması...
***Cumhurbaşkanı'nın en belirgin özelliği, ne kadar üzgün, kırgın ve kızgın olsa da, hatta 15 Temmuz gibi doğrudan hedef alındığında, ailesiyle birlikte canı tehlikedeyken bile yönetme kabiliyetini kaybetmemesi. Şimdi de aynısını yapıyor; herkesin fon krizini konuştuğu bir yerde konuyu felaket tellallarının ağzından kurtarıyor. Adeta icraatın içinden geçerek ihracat rakamlarında kırılan rekoru, son beş yılda enflasyonun gerilediği noktayı anlatıyor. İstihdamdaki artıştan, genç işsizlikteki düşüşten bahis açtıktan sonra Türkiye'nin önündeki kapağı açık dosyaları konuşuyor. "Çerçeve Yasa'ya verilen 467 kabul oyunun temsil ettiği uzlaşı ruhundan, ülkemizde farklı kesimler arasındaki mesafeleri kapatacak bir toplumsal zeminin oluşmasına duyulan ihtiyaçtan" söz açıyor. Ahlamıyor, vahlamıyor, saklanmıyor, üstünden atlamıyor... Herkesin "Ne olacak şimdi" dediği yerde ilkeleri ortaya koyup yola nasıl devam edileceğinin bizzat örneği oluyor. AK Parti'nin siyaset anlayışını ahlak, vicdan, inanç, etik ve güven kavramları üzerinden yeniden tarif ediyor. "Siyasetin tek limanı ahlaktır" derken siyasi başarısını yalnızca seçim kazanmak veya hizmet üretmek üzerinden değil, ahlaki bir zemin üzerinden de kuruyor.
***İki senedir belediyeler üzerinden kurulan rüşvet ve iltimas çarkının faillerini koruyan muhalefet cenahı ise sanki Cumhurbaşkanı "Suça bulaşanların gözünün yaşına bakılmasın, kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilsin" dememiş, dosyanın üstü kapatılmış ve kimse bu konuyu konuşmuyormuş gibi bir algı oluşturuyor. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel retorik parçalıyor. İBB'deki rüşvet şebekesine kanıyla canıyla siper olanlar, aleni hırsızlığı "siyasete darbe" diye yutturmaya çalışanlar, Cumhurbaşkanı'nın fon skandalına karışanlara hesap soran tavrı karşısında hakkaniyetli bir duruş sergileyemiyor. Cumhurbaşkanı'nın cevabı da gecikmiyor: "Er ya da geç öğrenecekler; baklava kutusunda rüşvet alanlara, haram parayla kule yapanlara sahip çıkan güruhtan ne ders alırız ne de onları muhatap alırız."

2