Malazgirt Zaferi, Anadolu'nun kapılarının açıldığı ve bu toprakların yeni bir tarih ve medeniyet terkibiyle mayalanmaya başladığı kurucu eşik. 2017'den itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü kutlamaları yeni bir ölçek kazanırken, 2018'den itibaren Ahlat ve Malazgirt'i birlikte merkeze alan bir programa dönüştü. Ahlat'ta yapımı tamamlanan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin 2020'de kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ise Ahlat yalnızca anma törenlerinin değil, devletin üst düzey siyasi toplantılarının da mekânlarından biri hâline geldi.
Erdoğan da Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmalarda, Anadolu'nun kapılarının açıldığı 1071'e yüklediği kurucu misyonu Türkiye Yüzyılı vizyonuyla birleştiren güçlü mesajlar veriyor. Bu yıl üçüncü kez Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği Kabine Toplantısı'nın ardından ise Türkiye'nin en önemli siyasi gündemlerinden biri olan "Terörsüz Türkiye" başlığını, Anadolu ve onu çevreleyen geniş coğrafyanın barış ve kardeşlik içinde yaşadığı tarihsel süreklilik içine yerleştirdi.
***Bu yılki toplantının başat gündemi, Meclis'te 467 oyla kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un ardından yeni bir aşamaya geçen "Terörsüz Türkiye" süreci ve bunun "Terörsüz Bölge" hedefiyle ilişkisi oldu.
Sürecin Meclis çatısı altında hitama ermesi, en önemli garantilerden biri oldu. Nitekim Erdoğan, "Gazi Meclis'imiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek, 467 'evet' oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum... Milletimiz, vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir." sözleriyle sürecin geniş toplum kesimlerinin uzlaşısıyla yürütülmüş olmasına ayrıca vurgu yaptı.
***Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefinin realize olmasının en önemli şartı olan "Terörsüz Bölge" vurgusu da öne çıktı. Suriye'deki haklı isyanın bir iç savaşa dönüşmesi için adeta bir konsorsiyum gibi hareket eden Esed, İran, Rusya ve ABD tüm bölgenin istikrarsızlaştığı bir vasat oluşturdular. Bu süreçten en fazla olumsuz etkilenen ülkelerden biri de Türkiye oldu. Çünkü PKK terör örgütü, Suriye iç savaşını, tıpkı Irak'ın işgali neticesinde Barzani'ye verilen siyasi egemenlik alanında olduğu gibi, ABD'nin PKK'ya da Suriye'den bir pay vereceği inancıyla okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturma tekliflerine ve PKK'nın Fırat'ın batısına sokulmaması yönündeki çağrılarına ABD kulak asmadı. Suriye'nin kuzeyine yönelik Fırat Kalkanı ile başlayan operasyonlar zinciri, DEAŞ ve PKK'ya karşı verilen çok güçlü cevaplar oldu. On yıl zarfında Türkiye hem askerî hem istihbari hem de siyasi olarak bir taraftan bedel ödedi, diğer taraftan kırmızı çizgilerinden taviz vermeyen bir direnç göstererek bugünü inşa edebildi.

15