İran'ı parçalama savaşı mı

Yine aynı oyun; aktörler bile aynı, kısmen sahne farklı. Sahne farklı ama bölge yine aynı. Musibet olup yapıştılar buraya. 1. Dünya Savaşı'nda paylaştılar, bitiremediler; 2. Dünya Savaşı'ndan sonra paylaştılar, yetmedi. 1990'lardan bu yana ellerinde çomak, habire kurcalıyorlar. 2000'lerle birlikte postallarıyla girdiler. Kendilerine kullanışlı aptal vekiller edindiler. Kendi çizdikleri sınırları yine kendileri bozmak için bu vekil güçleri silahlandırdılar. Saldırdıkça nefret kazandılar; nefret edildikçe saldıracak bahane ürettiler ve giderek öyle bir musibete dönüştüler ki artık ne yapsan kurtulamıyorsun.

Birleşik Krallık'ın bölgenin kalbine sapladığı İsrail hançerinin hamiliğini üstlenen ABD'de, Biden ve Trump'la beraber iş öyle bir noktaya gelmişti ki artık patronun kim olduğu belli değildi. İran'a açılan savaş, patronun İsrail olduğunu gösterdi.

Trump'ın son açıklamaları kontrolü kaybettiğini düşündürtüyor. Kara harekâtına mecbur kalırsa bu, zaten Trump'ın intiharı olacak. "Tüm büyük savaşları bitirmek için" gün değil, neredeyse saatlerin kendisine yeteceğini; ABD'yi yeniden büyük yapmak için ekonomiye odaklanacağını söyleyen Trump, en büyük savaşı başlattı.

Üstelik bu sefer savaş, Oğul Bush gibi kullanışlı bir mazeret olmaksızın başlatıldı. Beyni sulanmış, damarlarında dolaşan nefret beyin hücrelerini öldürmüş Siyonist neo-conlar dışında kimse bu savaşı haklı bulmuyor. Kimse İsrail'in paranoyaları yüzünden başlayan bu savaşın bedelini ödemek konusunda Trump'a hak vermiyor.

Önce dört gün, sonra dört hafta biçilen savaşın ne kadar süreceği ve neye evrileceği meçhul. Fakat belli olan bir şey var: Bu savaş uzadıkça kaybeden sadece İran ve bölge olmayacak; Trump da kaybedecek. Zaten bir daha aday olamayacak, 80'ini devirmiş bir ruh hastası neyini kaybedecek; o da ayrı bir konu.

Sahne farklı, roller aynı dedik ya: ABD ve İsrail, istediklerini alamayınca İran'daki Kürt grupları silahlandırarak ülkeyi daha derin bir istikrarsızlığa sürükleyecek parçalama planını devreye sokmaya çalışıyor. Belki de baştan beri istedikleri zaten bu. Ve maalesef Kürtler bu parçalama planında her zaman en kullanışlı görülen unsur olmaya devam ediyor.

Suriye'de oynanan oyun şimdi de İran'da sahnelenmeye başlarsa bunun kabahatini sadece ABD ve İsrail'de aramak da doğru değil. İran'ın Suriye'de yol açtığı yıkımın bugünlere bir katkısının olduğu muhakkak. Arap Baharı'nı karabasana döndüren; "İhvan olmasın da ne olursa olsun" diyen Suudi Arabistan bir yanda, Suriye'de Esed'i 14 yıl boyunca Şam'da oturtan Şii ideolojisi öbür yanda...