İnsan, sonucu değiştiremediği bir kötülüğe ne kadar süre tanıklık edebilir

İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımına karşı hiçbir devletin askerî olarak müdahale etmemesi ya da edememesi, bu zulme karşı vicdanlı insanların omuzlarına büyük bir yük yükledi. Sanki biz de ses çıkarmazsak daha beter olacakmış gibi bir sorumluluk duygusu taşıyoruz. Ya insanların öldürülmesine, topraklarının çalınmasına seyirci kalıyoruz ya da sonucu değiştiremesek de seyirci kalmanın yaratacağı ağır suçluluk duygusu altında ezilmemek için en azından sosyal medyada paylaşım yapıyoruz. Sumud aktivistlerinin çabası da aslında benzer bir şey. Devletlerin şimdiye kadar çoktan ablukayı kırmış olmaları gerekirken bunu sivil insanlar yapmaya çalışıyor. Bunun giderek çok büyük bir duygu yıkımına ya da patlamasına yol açma ihtimali de var. Küresel ölçekte mütemadiyen tanıklık ettiğimiz katıksız bir kötülük var. Sürekli seyirci kalmanın, sürekli üzülmenin yol açacağı sonuçlar... Hep seyirci kalmanın yarattığı yıkım: duygusal, ahlaki ve toplumsal kırılma. Ya insanlıktan çıkaran bir kayıtsızlık ya da büyük bir patlama...

***

Bu sefer çok daha farklı yaşıyoruz. Gazze'deki soykırım ve işgal, uzaktan duyduğumuz ya da gerçek zamanlı haberdar olmadığımız bir şey değil. An be an takip ediyoruz. Çocukların enkaz altındaki görüntülerini, kuvözlerdeki ölü bedenlerini, açlıktan ölenleri, evladının cesedi üzerine kapanan annelerin feryadını görüyoruz, duyuyoruz. Benzer görüntüler ve vahşet dünyanın pek çok yerinde oldu, oluyor ama Filistin söz konusu olduğunda asıl yıkıcı olan ise müdahalesizlik. Vicdanlı insanların kulaklarını çınlatan o feryatların, uluslararası karar vericilerin stratejik odalarının ses geçirmeyen duvarlarını aşamadığını bilmek... Gazze bu yüzden bir insanlık travmasına dönüşmüş durumda.

İsrail kendini nefret nesnesine dönüştürürken insanlığı da hedef alıyor; zulme rıza göstermemeyi, yanlışı düzeltmeyi, kötülüğe engel olma ereğini, iyiye meyli... İnsanlık adına aklınıza gelebilecek tüm iyi şeylere savaş açmış bir üst varlık olarak kendini konumlandırıyor. Herkes ondan nefret edebilir ama onu yenemez!

Normal işleyiş şöyledir çünkü: Kötülüğü görürsünüz, kötülüğe tepki verirsiniz ve bu tepki bir sonuç üretir. Ama İsrail'in kötülükleri söz konusu olduğunda böyle işlemiyor. Devamlı görüyoruz; "Bu da olmaz" dediğimiz her şey oluyor, sonra daha kötüsü oluyor. Tepki veriyoruz. Yüzlerce insan günlerce gemilerle yol alıp ablukayı kırmaya çalışıyor, etkili insanlar kampanyalar yürütüyor, sokak protestoları gerçekleştiriliyor, sosyal medyada devamlı surette paylaşımlar yapıyoruz ama devletler düzeyinde müdahale edilmediği için, uluslararası hukuk işlemediği için, büyük kurumlar kayıtsız kaldığı için bu tanıklık giderek büyük bir kırılmaya dönüşüyor. Artık sadece Gazze'yi, Filistin halkını değil, insanlığın bu çaresizliğinin yol açtığı yıkımı da konuşmak durumundayız.