Hak yok, hukuk yok; tek bir gerçek var, o da güç!

Trump, Maduro'yu devirme operasyonunu bir şova çevirdi. Öyle olsun istedi. Bir güç gösterisi olsun. İbretialem olsun, sıranın kendilerine gelmesini istemeyenler gereğini yapsın...

Dünya şok oldu; "Nasıl olur böyle bir şey, egemen bir devletin başkanına nasıl böyle bir muamele yapılır"

Şok olacak ne var ABD'nin yapmadığı şey mi

Elbet bunları olayı azımsamak için yazmıyorum; ancak şu da bir gerçek ki ABD bunu mütemadiyen yapıyor. Sadece gerekçeler ve söylemler değişiyor. Ortadoğu'da olmasına alıştığımız bu eşkıyalığı Trump Amerika kıtasında yapınca şaşırdık. Özeti bu!

Bugüne kadar ABD'yi yönetenler bu tür müdahaleler için başka meşrulaştırıcılara başvuruyordu. Demokrasi götürmekten bahsediyorlardı, ABD'yi bir kurtarıcı olarak pazarlıyorlardı. "Beyaz adamın yükü" artık ABD'nin omuzlarındaydı. Afganistan'a, Irak'a falan özgürlük ve demokrasi götürmesi gerekiyordu. Vaktiyle Vietnam'a, Japonya'ya ve hatta Avrupa'ya bile ondan götürmüşlerdi.

ABD'nin yeni başkanı demokrasiden, özgürlüklerden falan bahsetmiyor; bildiğin düpedüz el koymaktan, ABD çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan bahsediyor.

Maduro'yu önce kendi işine geldiği şekilde tanımladı. Onu bir narko-terör kartelinin başı olarak konumlandırdı. Bu narko-terör örgütünün ABD'ye verdiği büyük zararlardan ABD'yi korumak için Maduro'yu "etkisiz hâle getirmesi" gerekiyordu. Bunun için Kongre'den bile izin almasına gerek kalmadı. Çünkü ortada Trump'a göre ne bir devlet başkanı vardı ne de bağımsız bir devlet.

Açıkça Venezüella'yı biz yöneteceğiz, petrolünü kullanacağız diyebilmesinin sebebi bu. Tıpkı Netanyahu'nun Gazze'yi yerle bir ederken Filistin halkını insan yerine koymaması gibi.

İnsan yerine koymayınca bir çocuğu da öldürebiliyorsunuz. Büyüyünce terörist olacaktı diyerek canavarca hislerinizi meşrulaştırıyorsunuz. Trump, Venezuela'yı devlet yerine koymayarak, Maduro'yu devlet başkanı saymayarak kendisi için her türlü müdahaleyi mümkün hâle getiriyor.

Trump'ın Maduro'yu alma biçiminde şok olacak bir şey yok belki; ancak olayı büyük resmin içine yerleştirince ortaya ürkütücü bir örüntü çıkıyor. Bir süredir konuşageldiğimiz kurallara dayalı dünya düzeninin çivisinin tümden çıktığını söyleyebiliriz. Artık gücü yeten yetene bir dünyada yaşıyoruz. Trump'ın ikinci döneminin ilk gününden itibaren Grönland'ı almaktan bahsetmesi, Kanada'ya ABD'nin 51. vilayeti muamelesi yapması, Rusya'nın Ukrayna'ya girmesi, Netanyahu'nun Gazze soykırımı, aynı anda İran'a, Lübnan'a, Katar'a, Suriye'ye saldırması, BAE'nin Sudan'da iç savaşı finanse etmesi, Yemen'i ikiye bölmeye kalkması ve tüm bu olup bitenler karşısında hiçbir uluslararası kurumun harekete geçememesi, geçse bile bunun sonuca tesir etmemesi...