AK Parti 14 Ağustos'ta kuruluşunun 25. yılını kutladı. "Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı öne çıkartıldı. Cumhurbaşkanı'nın siyasi yolculuğunun gösterildiği film herkesi duygulandırdı. Başta ailesi olmak üzere bu yolculuğa eşlik edenlerin, iyi günde kötü günde yanında olanların ve Türkiye'nin bu çeyrek asırda yaşadığı badireleri doğru tarafta olmanın iç huzuruyla tecrübe edenlerin hissiyatları kuşkusuz çok daha farklıydı. Ama görebildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı'nın seveni gibi sevmeyeninin de bu yolculukta takdire şayan bulduğu taraflar çokça oldu. Bu da onun siyasi liderlik kapasitesinin ve Türkiye siyasetindeki gerçek ağırlığının bir göstergesi.
Bileğini bükemeyenlerin kendi siyasi kişiliklerini Erdoğan'a nispet etmeye çalışmaları bile bunun göstergesi. Kimi siyasi kariyerini Erdoğan'ınkine benzetmeye, kimi onun davranış biçimlerini taklit etmeye, kimi de yeni kurduğu partinin hikâyesiyle AK Parti'nin kuruluş hikâyesi arasında benzerlik kurmaya çalışıyor. Erdoğan'ın siyasette açtığı yol, ona muhalefet edenlerin bile kendilerini tarif ederken dönüp baktıkları bir referansa dönüşmüş durumda.
***
Erdoğan bir Türkiye markası oldu, Türkiye'yi tüm dünyada lig atlattı ve markalaştırdı. Bunu yaparken en önemli dayanağı ise halkla kurduğu hususi içten bağdı. Muhaliflerinin en çok korktukları da buydu. Halka teması iyi siyasetçi, eski rejimin pek sevmediği bir şey çünkü. Halkın yüksek desteğini alan siyasetçiler devamlı surette otoriterlikle itham edildi. Cumhurbaşkanı hedefe konuldukça halk ona sahip çıktı, halk ona sahip çıktıkça daha da üstüne gidildi. Özellikle 2011'den itibaren uluslararası çevrelerle münasebet geliştirmiş ve siyasette özgül ağırlığı olduğunu düşünen AB'ci liberaller ve solcular en evvel, ardından Fethullahçılar AK Parti ve Erdoğan'ı devirmek için iş birliği yaptı. Siyasi parti olarak CHP'nin ulusal değerleri ikinci plana atan yönelimi de bu süreçte belirginleşti. İçeride ve dışarıda Erdoğan karşıtlığı bir kampanyaya dönüştü. Cumhurbaşkanı her zamanki gibi halka seslendi ve perdesiz biçimde konuştu. Gerektiğinde özür diledi, helallik istedi. Özellikle de FETÖ konusunda.
***
25 yaşında ve 24 yıldır iktidarda olan ve girdiği tüm seçimleri kazanmış bir siyasi parti ve lideri siyaset literatüründe kuşkusuz müstesna bir yere sahip. Bugün hâlâ değişimin aktörü olarak öne çıkması ise ayrıca dikkate değer. Çeyrek asır boyunca iktidarda kalmak elbette çok büyük bir başarı ama o çeyrek asrın sonunda hâlâ değişim talebinin taşıyıcısı olarak görülebilmek bambaşka bir seviye. Uzun iktidarlar çoğu zaman statükoyla özdeşleşirken AK Parti'nin 25. yıl lansmanında geçmişten çok geleceğe vurgu yapılması bu nedenle önemliydi. "Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı da aslında bu iddiayı taşıyor. Geride bırakılan yılların muhasebesinden çok, ikinci çeyrek asrın hangi siyasi iradeyle kurulacağı meselesi.

11