Fon soruşturması ve AK Parti tabanının beklentisi

Fon soruşturması, adı üstünde, adli bir konu ama etkileri nispetinde aynı zamanda siyasi bir konu. Öyle olmasının pek çok sebebi var. Soruşturmada adı geçen kişiler arasında AK Parti'de yöneticilik yapmış isimlerin bulunması sebeplerden biri.

Bence daha önemlisi, denetleyici kamu kurumlarının fon krizinde yeterli refleksi göstermediklerine, hatta belki de olayın içinde olduklarına dair birtakım söylentilerin ya da güçlü veya zayıf şüphelerin olması.

Konu en başından beri özellikle muhafazakâr camia tarafından çok sert şekilde eleştirildi. Eleştiri hız kesmeden devam ediyor. AK Parti tabanı da diyebileceğimiz bu kesimin eleştirisi çok daha etkili oldu. Çünkü kandırıldıklarını hissettiler. Cumhurbaşkanı'nın arkasına saklanarak, halkın ona olan teveccühünü istismar ederek ceplerini dolduran insanlar olduğunu öğrendiler. Bu, sanki aslında bildikleri ama gösteremedikleri, anlatamadıkları bir şeydi. Fon kriziyle aşikâr oldu.

***

Muhafazakâr kesimin öfkesinin bir sebebi de muhalefetten gelen eleştirinin İslami değerlere de teşmil edilmesi. Büyüklüğü ancak kaç kamyon ettiği söylenince anlaşılan paraları yurt dışına çıkaran isimlerin bir taraftan da jetle umreye gitmesi, umreden el açıp dua ederken çekilmiş fotoğraflarının ortalıkta gezmesi... Bunu, inandıkları değerlerin hafife alınması olarak da gördükleri için öfkeleri dinmiyor.

Başka sebepler de var ama önce, muhalefetin iddia ettiği gibi, fon soruşturması sınırlı bir operasyon olarak mı yürütülüyor, buna biraz bakalım.

Biliyorsunuz, ilk gözaltına alma ve tutuklama işlemlerinde fon yöneticileri vardı. Denetleme görevi olan kamu kurumlarından isimler ilk dalgada yoktu. Bu konu çok konuşuldu. Çünkü bu büyüklükte bir dolandırıcılık, SPK, BDDK ve Borsa İstanbul gibi kurumların ruhu bile duymadan nasıl yapılmış olabilirdi Üstelik Maliye Bakanı'nın bir yıl öncesinden konuya dair bazı açıklamaları da vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan neredeyse her konuşmasında sonuna kadar gidileceği mesajını vermesine rağmen bu homurdanma devam etti. Muhalefet, Cumhurbaşkanı'nın sözlerini çarpıtarak "hassas terazinin bazı isimleri kurtarmak için kullanıldığına" ve bu olayın tam olarak üstüne gidilmeyeceğine dair kamuoyunda bir algı oluşturmak istedi.

Oysa Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun'un da gözaltına alınmasıyla birlikte, önemli bir kısmı "dokunulmaz" denilen, kamu görevi ve üst düzey bürokratik geçmişi bulunan isimler ile fon, portföy ve yatırım şirketlerinin üst yönetiminden 120'den fazla kişi hakkında adli süreç başlatıldı. Soruşturma devam ettikçe sayının artması muhtemel. Kafadan atarak "seçmece" yapılıyor demek ne kadar doğru olabilir

Ayrıca kurumlardaki görevden almalar ve yeni atamalar da kamuoyunun beklentisi doğrultusunda hareket edildiğini gösteriyor. Dün itibarıyla SPK Başkanlığına yapılan yeni atama da bu anlamda önemliydi.