Demokratlar kazanınca biz de kazanmış sayılır mıyız

Tabii ki ABD'deki ara seçim sonuçlarından bahsediyorum. Dün sabah uyandığımızda pek çoğumuz hemen sosyal medyaya baktık. Salı akşamı uykuya daldığımızda saat farkından dolayı sonuçlar belli değildi ama pek çok yerde sandık çıkış anketleri az çok fikir veriyordu. Ama gerçek sonuçlar, bizim buradan takip ettiğimiz Demokrat adayların bile beklediğinden iyi gelmiş olabilir. Kimleri kastediyorum Başta Michigan'dan ABD Senatosuna seçilen ilk Müslüman olmak üzere Filistin destekçisi, ABD'nin İsrail'e silah yardımı yapmasına karşı çıkan, İran savaşını desteklemeyen adayları...

***

Birkaç tespitle başlayalım; evvela Trump herkesin kabul ettiği gibi çok ağır yenildi. Bunun başlıca sebeplerinden biri, seçilmeden önce ABD seçmenine verdiği temel vaatlerin önemli bir bölümünü tutmamasıydı. Demokratların halkın önceliklerini gözetmeyen politikalarından, küreselcilerin tuzu kuruluğundan bıkan ve Demokratları müesses nizamın temsilcisi olarak görmeye başlayan özellikle "ensesi yanık" Amerikalılar Trump'a yöneldi.

Demokratların bir bunakla yola çıkıp dereyi geçerken Kamala Harris gibi iddiasız bir ismi öne sürmeleri de etkili olmuştu Trump'ın seçim kazanmasında. Keza Hillary Clinton'a karşı aldığı galibiyette de benzer etkenler geçerliydi. Ama yine de "Trump etkisi" diye bir şeyden bahsedildi. "Trumpizm" yorumları yapıldı. Ama onun başarısı, öngörülemeyen bir dip dalganın silip süpürmesinden çok karşı tarafın hiç ümit vermeyişinden kaynaklanıyordu.

***

Ve aslında bugün kaybetmesindeki etkenlerle o gün kazanmasındaki etkenler çok da uzak değil. Bütün savaşları bitireceğini söyleyerek seçimi kazanmıştı Trump. Rusya-Ukrayna savaşı için "24 saat" demişti. "Gazze soykırımını bitireceğim" demedi ama savaşın biteceği vaadinde bulundu. Bunların hiçbirini yapmadığı gibi yeni savaşlar başlattı. İsrail ve Rusya'yı durduramadığı gibi İran'a savaş açarak kendi sonunu hazırladı. Koskoca ABD'yi İsrail'in heva ve heveslerine memur ettiği algısı ABD seçmenini fena hâlde kızdırdı. İlk başkanlık döneminde ekonomik performansı bakımından topladığı puanları ikinci döneminde çarçur etti.

"Tüm dünyada ekonomi kötü" gibi bir bahaneye de sığınamadı. Çünkü ABD seçmeni açısından hayat pahalılığı ile Trump'ın dış politika tercihleri birbirinden kopuk değildi. İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları, gümrük tarifelerinin getirdiği maliyetlerle birleşerek doğrudan seçmenin cebine yansıdı. Üstelik günün sonunda Trump, İran'a diz çöktüremeyen, eleştire eleştire bitiremediği Obama'nın aldığını bile İran'dan alamayan bir topal ördek olarak kalakaldı. Şu hâliyle topal bile denemez, adeta ampute bir Trump var karşımızda.

***

Demokrat Parti'nin seçim zaferinin en dikkat çekici isimleri arasında, İsrail'in saldırganlığını ve ABD'nin kaynaklarının İsrail'e aktarılmasını eleştiren sosyalist ve Müslüman adaylar da vardı. Cumhuriyetçilerin "İhvancı terörist" imasında bulundukları, tam adını söylemek suretiyle seçim kaybettireceklerini düşündükleri Abdulrahman Mohamed El-Sayed, ABD Senatosuna seçilen ilk Müslüman oldu. Trump yönetimi, Temsilciler Meclisi üyesi Somali asıllı Ilhan Omar'ı neredeyse ICE'nin önüne attı. Trump, Omar'a hem ırkçı hem İslamofobik hem cinsiyetçi stereotiplerle saldırdı. Ama yeniden seçilmesine engel olamadı.