Savaşlardan başımızı kaldırıp incelikli toplumsal meselelerimize dönüp bakamıyoruz.
Neyse ki boş durmayan birileri var.
Sivil toplum alanında çalışan dernek ve vakıflar, modernleşme ve kentleşme gibi olguların zayıflattığı toplumsal dayanışmanın yeni kurumları olarak çok önemli bir vazife icra ediyor. Özellikle muhafazakâr kesimde toplumsal dayanışmayı destekleyici STK'lar çok aktif rol üstleniyor. Öteden beri bu böyleydi. Öğrencileri desteklemek hassaten çok önemliydi.
90'lı yılların başında ilk tanıştığım STK, Hanımlar Eğitim Kültür Derneği'ydi. Dr. Gülsen Ataseven'in öncülüğünde kadınların kurduğu bu dernek, bir taraftan öğrencileri destekliyor, bir taraftan da gönüllü kadınlar platformu olarak sivil toplum alanında çalışacak yeni nesiller yetiştiriyordu. Orada atılan tohumlar, pek çok yeni STK'nın yeşermesine vesile oldu.
Çeyiz Vakfı'nın açılış programına gidince hem o yılların öncü kadınlarının kıt imkânlarla yürüttüğü devasa dayanışma faaliyetleri aklıma geldi hem de nicedir savaşlardan gayrısına kalem oynatmadığımı fark ettim. Bu, ne yazık ki bir süredir tercihten öte zorunluluğa dönüştü.
Sonra aynı programda Gazze'deki 50 gencin Çeyiz Vakfı ve İHH'nın organizasyonuyla evlendirildiğini, yerle bir edilmiş Gazze'de şarkılarla, oyunlarla dünyanın en güzel düğününün yapıldığını görünce; savaşla barış gibi, ağlamakla gülmek gibi, ölümle doğum gibi cenazeyle düğünün de kardeş olduğunu ve hiçbir gündemin diğerini ötelemesine izin vermemek gerektiğini düşündüm.
Çeyiz Vakfı çok spesifik bir alanda; evlenme niyetindeki gençlere kuracakları yuvada destek olmak, onların yüklerini hafifletmek, gözlerini korkutan masraflardan ötürü evliliği ertelememelerini sağlamak için kurulmuş bir vakıf. Çeyiz deyince sandıktan çıkan el emeği göz nuru işlemeleri hatırlayanlar için, onlar bile var bu yardımların arasında. Gelinlikten bir ev kurmak için ne ihtiyaç varsa hepsi düşünülerek oluşturulmuş bir evlilik hazırlığından söz ediyoruz.
Çeyiz dediğimiz şey son tahlilde bir hazırlık. Yeni kurulacak yuvanın donatılması demek. Anadolu'da evlilik kurumuna eşlik eden pek çok âdetin dayanışma temelli oluştuğunu görürsünüz. Bugün farklı formlara bürünmüş, amacından sapan pratiklere evrilmiş olsa da evlenmek, yeni bir yuva kurmak sadece iki kişinin kaderine terk edildiği bir eylem olmamıştır hiçbir zaman. Hele de evlenecek gençlerin imkânı darsa Anadolu'da kızın çeyizi el birliğiyle hazırlanır. Konu komşu hazırlığın bir parçasıdır. Esasında düğünde takı takmanın altında da evleneceklere ekonomik olarak destek olmak vardır. Kurulacak yeni yuvaya bir taş da sen koyarsın.
Bugün özellikle gelişmiş ekonomilerin en önemli sorunu hâline gelmiş olan demografik yaşlanma ve aile kurumunun zayıflamasına dair alınacak tedbirleri sadece devletten beklemek ne derece doğru Türkiye'de nüfus artış hızı, mevcut nüfusu yenileyemeyecek oranlara çok hızlı bir şekilde düştü. Alarm seviyesini bile geçtik. Türkiye ortalaması 1,5'in altına düştü. İlkokula başlayan öğrenci sayısı her sene dramatik şekilde azalıyor. Çocuk bezi üretici firmalar bile artık ağırlığı yaşlı bezine vermeye başladı. "Bizde olmaz." dediğimiz ne varsa ya artık kapımızda ya da içeri aldık bile. Freni patlamış bir araç gibi yokuş aşağı ilerliyoruz.

15