CHP'de yine, yeniden...

Özgür Özel'in Genel Başkan seçildiği 38. Olağan Kurultay'dan sonra E.Ç. adında bir kişi, delegelere "para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarıyla 19 Kasım 2023'te Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikâyette bulundu. Bursa yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. maddesindeki "oylamaya hile karıştırılması" suçu kapsamında soruşturma başlattı.

CHP Genel Merkezi'nin savaş alanına çevrildiği süreç işte böyle başladı. İddialar "para karşılığı oy kullandırıldığı" ile sınırlı kalmadı. Belediyelerde yakınını işe aldırma, meclis üyesi adayı yaptırma gibi iddialar ve bunların araştırılması için MASAK, Tapu ve Kadastro, SGK kayıtları ile İstanbul'daki döviz bürolarından kurultay delegelerine para transferi yapıldığı iddialarına ilişkin kamera kayıtları da dosyaya eklendi. Bu süreçte Kemal Kılıçdaroğlu, Akif Hamzaçebi ve kurultayda oy kullanan bazı delegeler tanık sıfatıyla ifade verdi. İfadeler doğrultusunda 114 kişi şüpheli olarak dosyaya dahil edildi.

Ceza soruşturması bu şekilde devam ederken CHP'den ihraç edilen eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, kurultayda "delege iradesinin para, menfaat ve görev vaadiyle sakatlandığı; bu nedenle kurultayın 'mutlak butlanla' batıl sayılması gerektiği" iddiasıyla 38. Olağan Kurultay'ın iptali ve kurultayda seçilen parti organlarının görevden uzaklaştırılması talebiyle hukuk mahkemelerinde dava açtı.

Hukuki süreç devam ederken siyasi bir tedbir olarak Özgür Özel'in yeniden genel başkan seçildiği, Parti Meclisi'nin ve yönetim organlarının yenilendiği 21 ve 22. Olağanüstü Kongreler ve 39. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. Lütfü Savaş ve bazı eski delegeler, sonraki kurultayların ve parti içi seçimlerin de 38. Kurultay'daki "mutlak butlan" iddiasına bağlı olarak yok hükmünde sayılmasını istedi.

Sürecin sonunda ilk derece mahkemesinin "mutlak butlan şartlarının oluşmadığı" kararının aksine istinaf mahkemesi, "güç ilişkileriyle sakatlandığına", "delege iradesinin fesada uğratıldığına", kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak "kongre ve kurultayların mutlak butlan ile malul olduğuna" karar verdi. Bu kararın gereği olarak da 38. Kurultay ve sonrasında yapılan kurultaylar ve alınan kararlar yok hükmünde sayıldı. Dolayısıyla kurultay öncesi duruma dönülmesi yani Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine devam etmesi söz konusu oldu.

Bundan sonra ne olacak, Özgür Özel ve ekibi Yargıtay'a başvurabilir. Ancak Yargıtay esastan değil usulden inceleme yapacak. Dolayısıyla hukukçular farklı bir sonuç çıkmayacağını değerlendiriyor. Mesele bundan sonra hukuki değil daha çok siyasi sonuçları itibariyle konuşulacak.

CHP içi bir çatışma olarak başlayan sürecin Türkiye siyasetini de etkileyecek sonuçları olacağını söyleyebiliriz. İBB ile başlayan ve Türkiye genelinde pek çok belediyede benzer rüşvet ve yolsuzluk vakalarının yaşandığının tespitiyle devam eden davaların da mutlak butlan kararını etkilediğini düşünebiliriz. Ortada bir CHP sorunu var evet fakat bu sorun, siyasi ahlakı da etkileyecek şekilde seçmeni tesir altına almış durumda. Ve bu yeni bir sorun da değil...

Kılıçdaroğlu döneminde FETÖ ve PKK'nın söylemleri iktidarı zayıflatmak için araç olarak kullanılmıştı. Dönemin CHP'si, iktidar karşısında illegal aktörleri adeta dayanak haline getirdi. Bu söylemlerle CHP seçmeninde bir bağışıklık oluşturuldu. Erdoğan karşıtlığı her yolun mübah görüldüğü bir siyasi ideolojiye dönüştü. Dava konusu yöntemlerle CHP'de gölge genel başkan olduğu anlaşılan İmamoğlu dönemi ise seçmende yolsuzluk ve rüşvete karşı bağışıklık oluşturdu. Öyle ki bir kesim, CHP içindeki itirazlarla başlayan bu hukuki süreci ve belediyelerde artık ayyuka çıkan ve dava konusu olan yolsuzluk iddialarını hiç önemli bulmuyor. Bizzat CHP'lilerin itirazlarıyla, iddialarıyla, itiraflarıyla, tanıklıklarıyla şekillenen dosyalarda esasa bakmayı tamamen reddedip kafasını kuma gömüyor.