Neden böyle dedim Az çok siyaset ve sosyoloji bilen herkes belli bir kesimin hayatını tümden etkileyen ve temel insan haklarını hedefe koyan yasakların kısa vadede etki gösterse de orta ve uzun vadede daha güçlü toplumsal muhalefet ürettiğini bilir. Ve çoğu zaman bu muhalefet hiç de istemediğiniz aktörlerin sizin toplumunuzda güç kazanmasına elverişli bir zemin oluşturur. Bunun için üstelik kimsenin taammüden etki ajanı olmasına da gerek yoktur. Canı yanan kişinin psikolojik olarak etkiye açık olması gibi, geniş toplum kesimleri de sistematik yasaklar, engeller, inkârlar, yok saymalar, marjinalleştirmeler karşısında dayanışma refleksleri ve grup tepkileri geliştirir. Neyden mahrum bırakılıyorsa ona doğru daha güçlü bir çekilme yaşar. Bazen de bu durum grupları ya da kişileri istenmeyen etkilere açık hâle getirir. Eğriyi doğrudan, akı karadan ayıracak mercekleriniz yoksa ya da çok da uğraşmak istemiyorsanız artık zalimleşirsiniz. Sosyoloji dersi vermek değil niyetim ama tarih bunun tekrarıyla o kadar dolu ki Azerbaycan'da yaşananları izleyince "Bunlar hiç mi siyaset bilmez, hiç mi toplum tanımaz, hiç mi tarih okumaz" diyesi geliyor insanın.
Başı örtülü kızları okula almayarak ne geçecek elinize Dini toplumdan söküp atabilecek misiniz, dinin bu hükmünü değiştirebilecek misiniz ya da liselerde başörtüsü avcılığı yaparak hangi radikal eğilimin başını ezeceksiniz
***Denilen şu: İran etkisini kırmak istiyorlar. Aslında diyorlar ki bu kızlara "Yallah İran'a, yallah Arabistan'a". Belli mi olur, aralarında "Yallah Türkiye'ye" diyen bile vardır. Ne kadar tanıdık, ne kadar da iç burkucu. Türkiye'den yükselen sesleri iç işlerine karışmak gibi anlamak ise ancak esasın üstünü örmek sonucunu doğurur. Hele hele buradan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine dair olumsuz neticeler çıkarmak ya da bu tür neticelerin doğacağını öngörmek, ancak böyle olsun isteyenlerin zikredeceği bir şey olabilir. Ancak bu acıları yaşamış ve hayrını görmemiş bir ülke ve halk olarak söylediklerimiz hiç de yabana atılır şeyler değil.
***Azerbaycanlı yetkililer, AK Parti cenahından gelen bazı eleştirilere tepkisel yaklaşabilirler. Ama bugün Azerbaycan'da başörtüsü yasağını laiklik vurgusuyla savunan ve "Azerbaycan laik bir devlettir. Laik devlet yapısının ve eğitim politikasının siyasi manipülasyon konusu hâline getirilmesi kabul edilemez" diyen yetkililer, vaktiyle aynı argümanları kullanarak Türkiye'ye 28 Şubat'ı yaşatan siyasi geleneğin temsilcisi bir partinin, yani CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na kulak versinler.

7