Dile kolay, yarım asır, on binlerce can, milyarlarca dolar zarar...
Türkiye, 1984'ten bu yana süren terör sorununun sonlandırılmasına dönük en kapsamlı yasal adımı atmış oldu. PKK'nın ilk silahlı terör eyleminden bugüne geçen 40 yılı aşkın sürede yaklaşık 40 bin can kaybedildi. Sadece 2015-2016 yıllarında meydana gelen Hendek teröründe polis, asker ve korucu 793 şehit verdik. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın paylaştığı verilere göre, kırk yıllık terörle mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyeti 2,3 trilyon dolar.
Bugüne kadar niyet edilen ama cesaret edilemeyen, başlanan ama sabote edilen girişimlerin ardından, "çözüm süreci" bir daha zor başlar denilen günlerde, 22 Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin." diyerek yepyeni ve bu sefer farklı dedirten bir sürecin işaret fişeğini verdi.
Bahçeli'nin bu çıkışına başta anlam vermekte zorlandı kamuoyu. Bu, Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir oyunudur diyenler bile oldu.
***Hafızada kalsın, tarihleri hatırlayalım: 27 Şubat 2025'te Abdullah Öcalan silahlı mücadelenin sonlandırılması ve örgütün kendini lağvetmesi çağrısında bulundu. 1 Mart 2025'te PKK Yürütme Komitesi'nden ateşkes ilanı geldi. 12 Mayıs 2025'te PKK fesih kararını açıkladı. 11 Temmuz 2025'te sembolik silah yakma töreni gerçekleştirildi.
Akabinde sürecin kurumsal zeminde devam edebilmesi adına TBMM bünyesinde Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu oluşturuldu ve komisyon 5 Ağustos 2025'te ilk toplantısını yaptı. 21 toplantının ardından nihai rapora dayanarak hazırlanan ve 367 milletvekilinin imzasını taşıyan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", 8 Ağustos 2026'da 17,5 saat süren görüşmelerin ardından TBMM Adalet Komisyonu'nda, 10 Ağustos 2026'da ise yaklaşık 12 saatlik Genel Kurul görüşmesinin sonunda 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edildi.
Böylece çerçeve yasa yüzde 83'le anayasa değişikliklerinin bile üstüne çıkan bir onay almış oldu. İYİ Parti kurumsal olarak hayır dedi. Yeni Parti ise 35 evet, 54 hayır oyu kullandı.
***12 maddelik çerçeve yasanın bir af yasası olduğuna dair tezvirata rağmen süreç bu noktaya büyük yol kazaları yaşanmadan gelebildi. Bunda elbette evvelkilerden çıkartılan derslerle sürecin son derece dikkatli yürütülmüş olmasının payı büyüktü. Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle tüm Türkiye'nin bu sorunun nihai çözümünü gerçekten istiyor olması da en büyük kolaylaştırıcılardandı.
Özellikle 2013-2015 sürecinde siyasi iktidar risk alarak bu konuyu halkla müzakere etme araçları geliştirmişti. Eskisinden farklı olarak konunun sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğine dair bir farkındalık oluştu. Ve tüm bunların üzerine, Cumhur İttifakı'nın sorunun çözümü adına Türkiye'nin aleyhine olacak herhangi bir adım atmayacağına dair halkın inancı en önemli avantaj oldu.

15