NATO Liderler Zirvesi; lider magazinleriyle, Trump'ın yeni bir skandala imza atıp atmayacağına dair tedirgin bekleyişle ve NATO 3.0 tartışmasıyla geride kaldı. Güvenlik meselesinin kimi zaman paranoya boyutuna taşındığı yönündeki eleştirilerin haklılığı bir tarafa, zirvenin kazasız belasız tamamlanmasına yine de sevinebiliriz.
Türkiye için bu zirve, sadece ev sahibi ülke olduğumuz için değil, Türkiye'nin ittifak içindeki öneminin en üst perdeden defalarca dile getirildiği bir zirve olması bakımından da kıymetliydi. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmasına rağmen Türkiye'nin son 10-15 yılda gördüğü muamele hatırlandığında, bugünkü tablonun farkı daha iyi anlaşılır. Avrupalı siyasilerin küstah yaklaşımlarına ve bizzat ABD'nin NATO üzerinden Türkiye'yi tedip etme çabasına defalarca maruz kaldık. 15 Temmuz'u başlığa çekmemin sebebi de tam olarak bu.
NATO'nun artık daha Avrupalı bir kuruma dönüşeceği, Türkiye'nin müttefikleri nezdindeki öneminin daha da arttığı, son 15 yılda gerçekleştirdiğimiz savunma sanayii hamlesinin öve öve bitirilemediği, Trump'ın ikide bir "Erdoğan olmasa NATO'ya gelmezdim" dediği, "beyin ölümü gerçekleşti" denilen NATO'nun yeniden hayata döndüğü bir dönemden geçiyoruz. Elbette pek çok tartışma başlığı ve önemli detay var. Ama evvela şunu hatırlayalım: FETÖ'cü hainler o gece başarsalardı bugün nasıl bir Türkiye olurdu 36. NATO Zirvesi böyle mi geçerdi Türkiye savunma sanayiinde bu atılımları yapabilir miydi Doğu Akdeniz'de ekonomik ve siyasi çıkarlarımızı koruyabilir miydik Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz askeri harekâtları yapabilir miydik Suriye dosyasını lehimize çevirebilir miydik MİT'i CIA ve MOSSAD'dan bağımsızlaştırabilir miydik PKK ile bu denli etkin mücadele edebilir ve çözüm sürecini bu noktaya getirebilir miydik Bugün ABD Başkanı, NATO için güçlü, vazgeçilmez ve bağımsız bir Türkiye'ye geliyorsa; Avrupalı liderler hayranlıklarını gizleyemiyorsa; NATO Genel Sekreteri Rutte, Türkiye'nin NATO'daki ağırlığını vurgulamadan cümle kurmuyorsa; Trump F-35'ler ve KAAN için motor satışı konusunu halledeceklerini söylüyorsa, tüm bunları her şeyden önce 15 Temmuz gecesi FETÖ'nün hain darbe girişiminin alt edilebilmesine borçluyuz.
***Türkiye'nin en büyük başarılarından biri, NATO'nun bir parçası olarak müstakilleşebilmesidir. Jeostratejik konumu itibarıyla Türkiye, zaten NATO'nun kuzey-güney ve doğu-batı hatlarıyla temas kurabilen, bölgesel kriz alanlarında yapıcı pozisyon üretebilen, NATO dışı ülkelerle güçlü bağları sayesinde bölgesindeki istikrarsızlıkların da önüne geçebilecek kapasitede bir ülke. Türkiye'nin NATO içinde kalarak daha müstakil bir hareket alanı kurabilmesi, bugün ittifak içindeki ağırlığını artıran en önemli unsurlardan biridir.
ABD'nin Avrupa güvenliğinin yükünü müttefiklerine daha fazla devretmeye yöneldiği, askeri anlamda kaslarını yitirmiş, teknolojik savunma sistemleri konusunda bugüne kadar ABD'ye bağımlı kalmış, asker üretmekte zorlanan bir Avrupa'nın Türkiye'ye eskisi gibi yan gözle bakma lüksü pek yok. İsrail'in kuyruğuna takılarak iş görmeye, Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi sınırlamaya çalışan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan gibi cürmü kadar yer yakacak aktörlerin Türkiye ile aynı tartıda tartılamayacağını da herkes görüyor.

9