Yazara göre Galatasaray dün Fenerbahçe'yi sahada ezdi ve şampiyonluğu hak etti; bu iddianın temelinde 'mücadele isteği' ve 'konsantrasyon' farkı yatıyor. Ancak Talisca'nın penaltı kaçırması ve Mert'in kendi kalesine golü gibi belirleyici olaylar göz önüne alındığında, 'hak' ile 'şans' arasındaki sınır tam olarak nerede bitiyor?
Hakkı olanı hakkını vermek lazım. Tek kelimeyle Galatasaray dün Fenerbahçe'yi seyircisi ile ezdi. Yani şampiyonluk için son pençesini atıp bu seneyi de şampiyon bitirdi.
Zaten bu iş belliydi. Fenerbahçe şampiyonluğu son maçta Ederson ile bitirdi, dün de Ederson ile noktayı koydu.
Fenerbahçe yönetimi hemen bu adamı yolcu etmeli. Bu camia bu kadar sorumsuzluğu kaldırmaz. Kaldırmamalı. Adam resmen kırmızı için kaşındı, istedi ve gördü. Bunun bedelini ödemeli.
Tamam belki Galatasaray bir taç, bir penaltı, bir de kaleci Mert sayesinde golü attı. Ama maçı isteyen, daha çok mücadele eden, hep koşan, bir an olsun konsantrasyonunu bırakmayan taraf Galatasaray'dı.
Ama tabii bu maçın kırılma anı 13. dakikaydı. Fenerbahçe son yıllarda bu mücadelenin asla ve asla psikolojik tarafını bilmiyor. O penaltıyı Kerem atsa o stadın hali de bambaşka olurdu. Ancak topun başına gelen Talisca öyle kötü vurdu ki maçın kaderini de belirledi. Zaten o pozisyondan itibaren de Talisca sahada yokları oynadı. Survivor'daki Lina gibi takıldı. Bu oyuncu belki takımına çok puan kazandırdı ama kaybettirdiği puanlar da şampiyonluğu götürdü.
Ortalık bir haftadır Hürmüz boğazı gibiydi. Ancak bir iki tartışma dışında - bunlar da doğal - maç son derece futbol çerçevesinde kaldı. Bu yüzden iki takım futbolcularını tebrik etmek lazım.

6