Futbolda kaleciler için söylenen çok önemli bir söz vardır. "Herkesin hata yapabileceği zamanlarda arkada güvenilir birisi olmalı."
Tam da Uğurcan için söylenen bir söz. Ama tabii Galatasaray'ın bu galibiyetini sadece Uğurcan'a bağlamamak lazım. Özellikle 2. yarı Galatasaray ruhunu ortaya koydu. O ruhla ve o mücadelesi ile maçı da kazanmayı bildi. Bana göre şampiyonluk yolunda yüzde 80'lik yolu kat etti.
İlk yarı tamamen Galatasaray'ın kontrolü altındaydı. Tamam belki fazla gol pozisyonu bulamadı ama bir büyük takım gibi oynadı. Doğru paslar, ön alan baskısı, Osimhen'in çapraz ve derin koşuları ve sürekli kendine pozisyon araması, Lemina ve Torreira'nın orta alanı tamamen eline geçirmesi Beşiktaş'ı bu yarıda çaresiz bıraktı. Tabii bu yarıda Jakobs'u unutmamak gerekir. Öyle kademelere girdi ki Beşiktaş'ın doğru pas opsiyonlarını gol pozisyonları doğmadan önledi. Barış Alper'in sağ kanattan yaptığı koşular yine rakibi yıpratırken Beşiktaş bu etkisizliğinin acısını 90 dakika sonunda çekti.
Galatasaray bu yarıda bir kere pozisyon yakaladı. Onu da attı. Zaten büyük futbolcuların önemi burada öne çıkıyor. Sane öyle bir pas attı ki Osimhen'in böyle bir topu gole çevirmesi mümkün değildi. Tabii Beşiktaş savunmasını da unutmamak lazım. Yani orada Osimhen'i bu kadar boş bırakmak intihar gibi bir şeydi.
İlk yarıda Beşiktaş ne kadar etkisiz olursa olsun Sane'nin bence net kırmızı kartını hakemin atlaması maçın kader anlarından birisiydi. Zaten son yıllara baktığınız zaman Galatasaray bu tip kader düdüklerinden enteresandır bir şekilde kurtuluyor.

5