Fransızlar ve Fransız kalmayanlar

Sezar, Rubicon'u geçerken ne demiş; "Alea iacta est" yani "Zar atıldı"... Sonucu artık belirlenmiş bir durum için söylenmiş tarihi bir söz.

Fenerbahçe'nin bundan sonraki maçları da böyle olacak. Fark 7 puan ve Galatasaray asla ve asla bu puan farkının kapanmasına izin vermez. O yüzden Fenerbahçe bana göre bir formalite maçını farklı kazandı. Bitmiş ligin sıralama maçları olması nedeniyle boş tribünlerin verdiği negatif enerji ile maçın ilk yarısında Fenerbahçe son derece vasat ve etkisiz bir oyun sergiledi.

Belli ki Karagümrük maçı Fenerbahçe takımını her hattı ile çok etkilemiş. Bence etkilemesi de lazım. 46 gol yiyen ligin sonuna demir atan bir takıma net bir şekilde yenilen bir takımın morali bozulmayacak da kimin bozulacak.

O kayıp üç puanın nelere mal olduğunun çok iyi farkındalar. Dün sahaya bu şekilde çıkmaları da bana göre doğal.

Sadece sol kanatta Musaba ile Asensio rakip savunmayı biraz zorladı. Orta alanda Guendouzi profesyonelliği iyi taşıyan bir oyuncu olduğu için maçı o da bırakmadı. Asensio'nun bir şutu dışında rakip kale önünde pozisyona giremedi Fenerbahçe.

Üstelik konuk takım rakibinin içine düştüğü durumun farkına çabuk vardı. Bir ara tüm oyun hakimiyetini eline geçirdi. Üst üste kornerlerle gol aradı. Bir tanesinde Talha'nın kafası üst direkten geldi.

Gaziantepspor oyun anlamında özgüveninin geri geldiği anda golü yedi. Musaba, Cherif ve Nene istasyonlarında topa son dokunan Nene oldu ve Fenerbahçe golü attı. Ancak bu pozisyonda Cherif'in kendi sahasından aldığı topu rakibine rağmen onlarca metre sürükleyip şutunu çekmesi ve arkasından golün gelmesi bu oyuncunun geleceği için olumlu sinyalleri daha da arttırdı.

2. yarıya Fenerbahçe yine vasat Gaziantepspor yine daha istekliydi. Ve üstelik bir de penaltı kazandılar ve durumu eşitlediler.