Trabzonspor kaybettiği maçta dersini hiç çalışmayan tembel öğrenci gibiydi.
Ne takım hazırdı ne taraftar. Aldığı iki galibiyetin verdiği garip bir rahatlık ve umursamazlıkla çıkmışlar sahaya. Teknik direktörleri Alman olmasına rağmen rakibin Alman olduğunu unuttular. Ama tabii ki futbolda işler böyle yürümüyor.
Aslında Freiburg maçının ilk yarısı Konferans Ligi'nin öyle çok kolay bir kupa olmadığını göstermesi açısından iyi oldu.
Rakip kadrosunu korumuş, geçen sene Aston Villa ile final oynamış bir takım. Son maçında Monaco'ya farklı yenilmiş ama rakibinden daha fazla gol kaçırmıştı. Ve ilk yarıda gücünü Trabzonspor'a rahatsız edici bir şekilde gösterdi.
İlk yarım saat takımımız neredeyse orta alanı geçemedi. Salah'ı hiç ama hiç kullanamadı. Aksine savunmada bol hata yaptı. Mustafa çok kötü bir günündeydi. Golde de onun hatası var. Gereksiz yere topu kornere atması golü getirdi.
Freiburg sahayı geniş şekilde kullandı. Tabii böyle olunca ağır oyunculardan oluşan Trabzonspor çok zorluk yaşadı. Sadece Salah ile tek bir pozisyon yakalayabildi. O kadar.
Ancak dikkatimi çeken başka bir konu var. Trabzonspor taraftarının maça ilgi göstermemesi ve yeteri kadar takımına destek olmaması. Bu zorlu maçlarda futbolcu seyirciyi arkasında hissetmeli. Ama o seyirci dün yoktu.
2. yarı Trabzonspor daha derli topluydu. Daha kontrollü oynadı. Rakibini ilk yarıda olduğu gibi rahat oynatmamaya çalıştı. Ancak yine pozisyona girmede zorlandı. Bu yarıda da Salah yüzde yüz bir golü kaçırdı. Oysa ilk yarıda ve bu yarıda kaçan iki gole baktığınız zaman Salah bunları normalde gözü kapalı atabilecek bir futbolcu ama bugün olmadı. Hatta son dakihalil.ozer@milliyet.com.tr kada bir pozisyon daha vardı. Onu da kullanamadı. Bu da dün Trabzonspor'un şanssızlığı oldu. Ama Trabzonspor "Şansımız yoktu" demek yerine bu maçı tekrar tekrar izlemeli.

33