Yolun sonunda temel gelir mi var

Günümüz dünyasında işsizlik, yoksulluk, yapay zekâ ve beraberinde otomasyon tehdidiyle birlikte sosyal güvenlik sistemleri ciddi bir sınav veriyor. Biz, sosyal yardımlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı üzerinden dağıtılan nakdi ve ayni destekler ile İŞKUR'un işsizlik ödenekleri ile sorunu çözmeye çalışıyoruz. Ancak bu sistemler hedef odaklı olmasına rağmen aynı zamanda bürokratik ve yetersiz kalıyor. Peki, bu karmaşık yapıyı terk edip herkese koşulsuz, evrensel bir temel gelir sağlamak çözüm hatta gelecek zamanda zorunluluk olabilir mi...

Öncelikle kavramı netleştirelim. Temel gelir, her vatandaşa herhangi bir şart aranmaksızın, düzenli olarak ödenen minimum bir gelirdir. Ne işsizlik sigortası gibi prim şartı, ne de sosyal yardım gibi muhtaçlık testi vardır. Amaç, herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir zemin kurmaktır. Bu, geleneksel refah devletinin güvenlik ağından ziyade herkese ait temel bir yapıdır. Dünyanın çeşitli yerlerinde pilot uygulamalar da yok değil.

Türkiye'de sosyal destek harcamaları önemli bir bütçe kalemi. TÜİK verilerine göre sosyal koruma kapsamında maaş yardımı alanlar milyonları aştı. İşsizlik ödeneği ise prim gün şartlarına bağlı ve süresi sınırlı. Birçok kişi bu yardımlardan yararlanamıyor çünkü kayıt dışı istihdam yüksek, bürokrasi yoğun. Diğer yanda muhtaçlık testleri sıkıntı verici olabiliyor. Gerçekten muhtaç mısın, sorusu ve araştırması; kişiye ağır gelebiliyor. Ayrıca, yardımlar kesilme korkusu, insanları düşük ücretli işlerde kalmaya veya çalışmıyormuş gibi görünmeye ve kayıt dışı kalmaya itebiliyor. İşsizlik ödeneği alan biri iş bulursa ödeneği kaybediyor; bu da motivasyonu kırıyor. Pandemi gibi krizlerde sistem tıkanıyor. Yapay zekâ ile birçok mesleğin yok olacağı öngörülüyor.

Geleneksel sistem, bu yapısal değişime hazır değil. Temel gelir ise tam da bu noktada devreye girmeye aday. Koşulsuz olduğu için insanları risk almaya, girişimciliğe ve eğitime teşvik ediyor. Mevcut sistemde binlerce memur ile denetim ve başvuru değerlendirmesi var. Temel gelir ise basit. Herkese aynı miktar öde, vergiyle yüksek gelirlerden geri al. Bazı hesaplamalara göre ABD'de bile mevcut sosyal güvenlik harcamalarından daha ucuza mal olabiliyor çünkü idari maliyetler dramatik biçimde düşüyor. Diğer yandan insanlar temel geçim korkusu olmadan sevdiği işi, eğitimi, bakım işlerini veya girişimcilik yapabilir. Kadınların ev içi emeği tanınır, sanatçılar ve yenilikçiler risk alır. İşverenler de düşük ücretli kötü işleri iyileştirmek zorunda kalır çünkü zorunluluk azalır. Para doğrudan harcanır, tüketim artar, yerel ekonomi canlanır. Genç işsizliği, enflasyon ve kayıt dışılıkla boğuşuyoruz. Temel gelir, özellikle kırsalda ve dezavantajlı bölgelerde istikrar sağlar. Eğitim ve sağlık gibi evrensel hizmetlerle birleştirilirse güçlü bir kalkınma aracı olur. Kayıt dışılığı azaltabilir çünkü herkes sisteme dahil olur.

Tabii her fikir gibi temel gelirin de eleştirileri var. Ve ilk akla gelen de doğal olarak maliyeti. Herkese para verilir mi, sorusu çok önemli. Evet, vergi reformu şart. Vergi sistemimiz, dolaylı vergiler ağırlıklı, bu durum reformu zorunlu kılıyor. Başka bir eleştiri de insanların çalışmayacağı yönünde. Lâkin, denemeler bunu yalanlıyor. İnsanların tembellik edeceği varsayımı, çoğu insanın anlamlı bir hayat sürmek istediğini görmezden geliyor. Yine de geçiş döneminde bazı sektörlerde işgücü azalması olacaktır ancak bu da ücretleri yükseltir, olumlu yan etki yaratır. Eleştiriler her ne kadar güçlü argümanlara dayansalar da; hali hazırdaki sistemin de neredeyse temel gelire yaklaşacak seviyelere geldiğini ancak derli toplu bir kategoriye yerleşmediği için değerlendirmelerin eksik kaldığı da gözden kaçırılmamalıdır. Hedefli yardımlar yerine temel gelir vermek zenginlere de para vermek gibi görünebilir. Ancak çözüm zor değil, yüksek gelirlilerin ödediğinden fazlası vergiyle geri alınır. Önümüzdeki yılların bizi mecbur bırakmasından önce; dinamik bir ülke olarak pilot uygulamalara başlamalıyız. Önce belirli illerde veya yaş gruplarında test edilmeli. Örneğin asgari ücret seviyesinin altında bir temel gelir ile başlanabilir. Finansmanı için de vergi reformu ve dijital ekonomi vergileri düşünülebilir.