Maden işçileri, itfaiyeciler benim için kutsal bir meslekte onurlu ve insani duruşu temsil eder.
Bizler hala kendi külünde yananlarız.
Eli silah tutmayan ama alevler içinde saf tutan, yanan ormanlara kafa tutan itfaiyecileri o yüzden farklı yere koyarız.
Madenciler için de yıllar önce kurduğum bir cümle vardır. 'Onların yüzündeki kömür, bileklerindeki elmas nazarlıksa, çalıştıkları yerlerin mezarlık olması gerekmiyor!'
Bu iki mesleğin onurlu işçileri yerin altında ve alevlerin içinde üç kuruşa çalışırlar. Ölümün kıyısında yaşarlar, hiçbiri yata bitmiş değildir. Otomobile sahip olmak nedir bilmezler. Okula giden çocuklarına bir ayakkabı alabilmek için canlarını verirler.
Kendileri yemez yedirirler. Saçları ya dumandan boyanır ya isten! Ne yarınları vardır ne yarından sonrası.
Yüzlerindeki kara onların hayata attıkları en şık imzadır.
Futbolculara bakarım, her hafta yenilenen cilalı saçlarına, dövmelerine, bindikleri lüks otomobillere, dökmedikleri tere! Sahanın ortasında kendilerini sahte pozlarla yere atarken ya da rakibinin bileğine basarken aldıkları keyfe!
O futbolcuların maden ocaklarını ve itfaiye merkezlerini ziyaret etmesi nasıl muhteşem bir ütopyadır ama nerde o günler!
Not: Soma'daki maden işçilerine neler yaptığını gördüğüm Volkan Demirel, bu ütopyayı hayata geçiren nadir spor insanından biridir hatta tektir. O yüzden bende yeri ayrıdır.
Sadece futbolcular üzerinden 'adam şıklığı' sorgusu yapılamaz. Hakemleri de görüyoruz, teknik adamları, parası kadar konuşan yöneticileri ve her taşın altından çıkan yorumcuları da!
Hakemlerin göğüsten girip sırttan çıkan kurşun olduğu günlerden, yazılı kağıtlarda sahtecilik yapan günlere geldik. Daha yolumuz uzun.
Kara para kasası beylerin bazıları 'sorgu geçirmez yelek' taşıyor. Öyle teknik adamlar var ki, üzerindeki lekeyle kasılarak dolaşıyor. Ne acıdır ki sosyal medya trolleri ve ağzı bozuk yorumcular yeni bir düzen yarattı, o yüzden her şey gittikçe yozlaşıyor!
Bazen söyleniyorum kendi kendime, 'daha çok bağırsana!' Sonra mantığım engel oluyor. 'Boş ver' diyorum, 'sen ne kadar megafonsan onlar o kadar sağır sana!'
Bazen olmadık yerde öyle adamlar karşımıza çıkar ki onlar masal kahramanı gibidir. Her ne kadar yaşayan ölüye benzeseler de onların bir sihri vardır!

16