Bazılarının bilmesi gereken, o formayı giymenin anlam ve önemidir. Ne yazık ki, futbolcusuna gözü gibi bakan bir takım, milyonlarca dolar para ödediği futbolcularına bu ruhu hala aşılayamadı. Geçen hafta Galatasaray karşısında "kül" olanlar, bu hafta Göztepe karşısında "duman" oldu.
İnsan kalitesine zerre kadar yatırım yapılmayan bir ülkede Skriniar'a iyi bakın. Hantallığına, sallapati koşularına ve kendi alanında yaptığı oklava paslara yakından bakın. Yedirdiği beraberlik golündeki içler acısı haline bakın da çuvalla para alan adamın, yanından geçen rakibinin plakasını bile alamayacak kadar zavallı halini görün. Ahlaki değerleri yerle bir etmesine bile ses edilmeyen bu adamın, bütün boyalarını nasıl akıttığını görmeyenler için Kerem'i yuhalamak kolay. Bu sevimsiz hayaletin dokunulmazlığı var. Varsın futbolla zerre kadar ilgisi olmasın! Nasılsa Fenerbahçe'nin harcanacak daha nice yılları mevcut.
Yalan değil, bu takımın geçen haftaki travmayı bu maçta atlatacağı düşünmüştüm. Taşlı yokuşlardan çıkmanın mesaisine başlamak istediklerini falan zannetmiştim. Aslında ilk yarı her şeyi belli etti. Çağdaş futbol motifleri içeren görüntüler, geniş açılımlar, ruh sükuneti ve güvenli duruşun tüm halleri. Oyunu genişletmek, dönen topları saldırı hamlesine dönüştürmek sadece Göztepe'deydi. Her şeye rağmen ilk yarının son dakikalarında gelen golün arkası nasıl gelsin. Bir takımın en iyi oyuncusu 4 net pozisyon kurtaran kaleci Ederson'sa anlayın meseleyi.
Aşklar da savaşmadan kazanılmaz maçlar da. Saha içindeki şifresi çözülen bir takımda futbolcuların dizlerinin bağı çözülüyorsa, futbolsuz sofralarda kayıplara bağdaş kurmanın sonu gelmez. Getirsinler! İsmail Kartal'ın suç ortağı olmayı örtbas eden Kuyt'ı getirsinler. "Bizim çocuklar" diye yeni birini bulup getirsinler. Ama önce futbolcuların aklını başına getirsinler. Çünkü bu kadar kolay yenilen bir takımın aklı da başında değildir aşkı da.

12