Asıl mesele!

Fenerbahçe'nin 11 yabancıyla maça çıkması ve Galatasaray'ın Osimhen'in yokluğuna sığınması, kaliteli futbolu hak eden takımlar mı yoksa kendi eksikliklerinden kaçan takımlar mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın temel iddiası, Süper Lig'deki büyük takımların performans düşüşünün takımsal çöküşten kaynaklandığını ve sadece star oyunculara bağımlı oldukları için başarısız olduğunu savunmasıdır. Bu iddianın temelinde Fenerbahçe'nin tartışmalı penaltı, Galatasaray'ın Osimhen yokluğu bahanesi ve yönetim hataları yer almaktadır. Ancak yazarın bu takımları tek bir ölçütle yargılamak yerine, sınırlı imkanlarla mücadele veren Trabzonspor'u öven yaklaşımı, futbolda başarı tanımının ne olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.

Meseleye kötü oynarken de kazanmak penceresinden bakıldığında kazanmak güzeldir. Ama Fenerbahçe'nin maçın 28'inci saniyesinde maçı koparması mümkünken, son dakikada tartışmalı bir penaltıyla kazanmasının da sorgulanması gerekir. Meseleye Fenerbahçe'nin çok net pozisyonları su gibi harcama yönünden bakarsak, galibiyete yakın olduğunu ama ara transferdeki yanlışların takıma verdiği zararı görürüz. 11 yabancıyla maça çıkan Fenerbahçe Kulübü'nün tarihe geçmesi de caba!


Sahaya çıkan takımda bir tane yerli futbolcuya o formayı layık görmeyen Tedesco'ya "formasına hasta" İsmail Yüksek olmadan orta alanın aktif pozisyona geçmesinin mümkün olmadığını, Fred'in giydiği formayla ruhen ilişkisini kestiğini söylesek ne yazar! Bu durumda bizler de "ne zaman ki kaliteli futbol bu takımın başına taç olacak, o zaman Tedesco'ya taht bulacağız" diye yazarız. Yoksa atını kara bahtına sürmekten keyif alan bir adama her zaman son dakika penaltısıyla piyango vurmaz! Beşiktaş'a gelince, bu ülkede canı en çok yanan takım olmasının bir sırrı varsa, "Beşiktaş kendisiyle gurur duymalıdır." Gerçek büyüklüğün sırrı da budur. Vicdan hesabı puan hesabından değerlidir çünkü!


Trabzon karşısındaki Galatasaray, tatil bitince okula dönmeyi sevmeyen çocuklar gibiydi. "Osimhen yoktu öğretmenim, çalışamadım!" Hepsine sormak gerek; "Osimhen yoksa siz niye varsınız" Siz de para alıyor, havanızı basıyorsunuz. Saçlarınızı model kestirip, şortunuzu kalçanıza kadar çekerek erkeksi pozlar veriyorsunuz. Yaptığınız faullerden sonra ne hikmetse sırıtıyor, her meseleyi hakeme yüklüyorsunuz. Osimhen'in yokluğunu aratmayacak yüreğiniz yoksa, siz niye varsınız


Futbol garip oyundur, önce takımın içi göçer, sonra puan farkı. Zaman o kadar çabuk geçer ki ne olduğunu anlamaya fırsat bırakmaz hayat! Hala Ahmet Kutucu'dan, İlkay Gündoğan'dan medet uman Okan Buruk'un bu saatten sonra şampiyonluğu kaybetmesi de tarihe "facia" olarak geçer! Çünkü görünen o ki bu kafayla bu takım daha çok puan kaybeder! Okan Buruk, rakip takım futbolcularını işaret edeceğine kendi takımındaki hayalet ordusuna baksın. Pençe atmayı unutan bir Aslan'a hiç olmazsa gürlemeyi hatırlatsın!