Alkışlar!

Yerimizi önceden ayırtmıştık ama davete bu kez geç kalmadık, çünkü yoldan çıkmadık ve hata yapmadık. Her maçta sahaya yüreğimizi koyduk. Biraz da biz önden gidelim, rakipler ardımızda kalsın.
O yüzden şimdi 24 yıllık özlemin zaferiyle kafiyeli cümleler kuruyoruz.
"Yıllar sonra bu gururu yaşatanlara helal olsun. Daha şimdiden dünyayı kuşatanlara helal olsun!" H H H
Dünya Kupası'na katılmanın futbolumuza ve hayatımıza neler katabileceğini elbette biliyoruz. En çok futbolda ülke bütünlüğünün sağlanması adına. Ayrıca eldeki sihirli gençlerin etiketli yabancılardan ne kadar değerli oldukları anlamlı bir şekilde fark edilecektir. O yüzden milli takımda sadece finallere katılmanın başarısını değil, değer olarak kaybettiklerimizi kazanmanın gururlu tablosunu görüyorum.
Milli takımdaki her futbolcunun alkışlanacak yanı çok. Hiçbirini diğerinin önüne koymuyorum. Onlar hep birlikte tarihe geçtiler. Zaman zaman hata yapsalar da saha içinde mücadeleden bir an olsun vazgeçmediler. Malzemecisinden sağlık çalışanına kadar o çatı altındaki her emekçinin bu yolculuktaki payı büyük. Her birine kocaman alkışlar.
Geçmişte en kritik tünellerin çıkış noktalarına taş koyanlara karşılık, Montella'nın bu yola baş koyduğunu söylersek, tarihe geçen zarif bir teknik adamın hakkını vermiş olur muyuz acaba Bunu fazlasıyla hak etti çünkü.
"Tanıdık bir yabancı" milli formaya bu kadar sadakat, insanlara böylesine nezaket gösterdiyse, maç bitiminde milli futbolcuları rakip takımın üzerine salıp, ülkemizi dünyaya rezil eden kabadayı teknik adamlar utansın!
Bugünlere kolay gelinmedi. Bizler sadece kendileri var olsun diye takımın başındaki adamların yok edilmesine yatırım yapanları ve işledikleri suçların bile ödülünü alanları gördük. Milli forma altında prim kavgası yapanları, saha içinde kaçak dövüşmeye yönelik film çevirenleri bile gördük.
O zamanlar yazdık; "eğer sizlerin ailenize ve isminizin şerefine saygınız varsa, milli takım ruhunun dışında hangi güce itaat ettiğinizi topluma anlatın" dedik, çıtları bile çıkmadı.
İşin en utanılacak yanı da asaleti, adaleti reddeden kabadayıların karşısında dilleri tutulan medya sistemini gördük. Hayat su gibi akıp giderken, her türlü kire bulaşanlar kendilerini temize çıkaramadan dünyadan göç edecekler ya işin en acı kısmı da bu!