Realist Uluslararası İlişkiler Kuramına göre, girişimleri sadece sonuçlarına bakarak değerlendirmek gerekir. Maduro hala devlet başkanı ama savaş esiri. "Devrimci" gazetelerin tavrıyla, bir ülkenin (halkının şu kadarına göre meşru veya değil) başkanını kaçıran ise dünyanın en büyük, en güçlü, atom bombası ile Japonya'da 214 bin (38 bini çocuk) sivili öldürmüş ABD ise, dünyanın ayağa kalkması talep edilebilir mi Tam tersi, Fox Televizyonu üslubuyla, "Başkan Trump şaka yapmıyor; uyum gösterseniz iyi olur!" diye arka-üstü oturmayı da tavsiye etmek, çok aşağılık bir ruh hali ve ulusal gurur eksikliği demektir. Bu iki yöntem de uluslararası ilişkileri değerlendirmede hatalı uygulamalardır.
Sözü, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Venezuela gelişmelerine ilişkin yorumda bulunmadığı veya tepki göstermediği görüşlerine getirmek istiyorum. Türkiye'nin ilk reaksiyonu olan "İtidal tavsiyesi" belli ki gerçekleri realist şekilde anlamlandırabilmek için düşünülmüş bir harekât tarzı idi. Daha sonra, kavga veya sinme değil, gerçekçi olan, hukuku yok sayan Trump'ın da izlemesi gereken yol, yani Venezuela, Latin Amerika ülkeleri ve NATO ittifakı üyeleri arasında istikrarın korunması tavsiye edildi.
Bu tavsiye ne devrimci gazetelerimizin ne de "Türkiye'nin Maduro'nun başına gelenlere bakarak ders alması" gerektiğini söyleyen çevrelerin hoşuna gitmeyecektir. Varsın gitmesin; ABD, özellikle Yapay Zekâ teknolojisinin gerektirdiği inanılmaz enerji ihtiyacını karşılamak için Venezuela'dan sonra İran'ın ve nerede ise Venezuela ve İran'ın toplamından daha fazla petrol ve doğal gaz rezervi ve altın, lityum ve uranyum gibi mineral zenginliği bulunan Grönland'ın kaynaklarına—moda tabiriyle—çökecektir. Ama önemli olan bu çılgınlık sırasında dünyayı bir nükleer ateşin ortasına atmamaktır. Türkiye, bu ihtiyacı dile getirerek, nükleer gücü—henüz--olmayan bir ülkenin oynayabileceği en etkin rolü oynadı.
Chavez'den bu yana süren ulusalcı uygulamalarına karşı, Venezuela'yı ülkeyi ekonomik darboğazlara sürükleyerek, adeta boğmak üzere hareket eden ABD'yi 2006'dan beri kayıtsız şartsız destekleyen İngiltere şimdi Trump'ın bu akıl almaz korsanlığını ve haydutluğunu destekliyor. İngiltere'de Venezuela'nın depoladığı 2,3 milyar dolar tutarında altın var. İngiltere, "Maduro'nun seçimi meşru değildi!" diye bu servete el koymasa idi, Venezuela bu kadar büyük ekonomik sıkıntıya düşmez, halk da sadece başkanlarının değil kendi ulusal onurlarının maruz kaldığı bu haysiyet kırıcı haydutluktan sonra sokaklara çıkıp sevinç gösterilerinde bulunmazdı.
Ama olan oldu; Trump'ın eski konuşma metni yazarı ve yeni politika danışmanı Stephen Miller'in dediği gibi, ABD yeni bir uluslararası yöntem uygulamaya, "gerçek güçle dünya yönetiminde gerçek söz sahibi olduğunu" göstermeye başladı. Yani ABD, 80 yıldır sürdürdüğü çok taraflı örgütleri kullanarak liderlik konumunu artık "ham güç" kullanarak sürdüreceğini ilan ediyor. Bu, uluslararası normlara aykırı yöntem tutacak mı AB buna rıza gösterecek mi İran değilse bile Grönland'a "çökme harekâtı" sonrasında NATO kalacak mı

11