Online medyalara veya platformlara arada bir bile giriyor olsanız, göreceğiniz ilk şeylerin başında, kendi ülkesi dahil, neredeyse tüm sosyal alemin, Trump'ı ti'ye aldığı, kiminin acıyarak, kiminin öfkeyle ona isimler taktığı, kararlarıyla alay ettiği gelir. Kendi medyalarındaki kendileri hakkındaki istihzaya, alaya aldırmadan mesela Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İngiltere'nin (eğer dünden beri hâlâ aynı görevde kalabildiyse) Başbakanı Starmer'in Trump'ı hedef alan resmi görünümlü küçümsemeleri de cabası.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçen hafta başında, İranlıların ABD'yi "aşağıladığını" söyledi. Merz, Washington'ın "açıkça hiçbir strateji olmadan bu savaşa girdiği" ve "sadece Trump'ın değil tüm Amerikan halkının İran Devrim Muhafızları tarafından aşağılandığını" ifade etti.
Böyle şeylere karşı "aşırı hassas" yapısıyla bilinen Trump, Merz'in sözlerinin mürekkebi kurumadan, kendi sosyal medya platformunda, önce "Ne dediğini bilmiyor!" diyerek öfkelendiğini ifade etti; ama anlaşılan Alman şansölyesinin sözlerini okudukça daha da sinirlenmiş olmalı ki, "O kendi işine baksın; Ukrayna'daki savaşı bitirsin!" diye, Orhan Kemal ve Said Faik'in mahalle kavgası tasvirlerindeki ağızla saldırılarını sürdürdü. "Son suikast" teşebbüsünden sonra, golf oynamak üzere Florida'ya giderken, kameraların karşısına geçen Trump, muzip muhabirlerin Merz'in sözlerini hatırlatmaları üzerine daha da öfkelendi ve "Amerikan askerlerini Almanya'dan çekebilirim!" dedi. ABD'nin 1991 öncesinde Sovyetler Birliği'ne karşı önce Batı Almanya'da sonra tüm Almanya'da 218 yerde (NATO'ya dahil olmayan) üsleri ve tesisleri (ve 90 binden fazla askeri) vardı; ancak önceki başkan Demokrat Biden bu üslerin sayısını 46'ya, asker sayısını da 29 bine indirmişti.
ABD'nin Almanya'dan birlik çekmesi hükumet tarafından düşünülen bir şey değildi ki, Trump Cuma günü bu sözleri söyleyinceye kadar, hatta bu sözler bir yayınlanıncaya kadar, ABD savunma bakanı veya bir başka yetkili bu konuya değinmemişti. Ama Trump'dan sonra savunma bakanı Pete Hegseth art arda açıklamalar yaptı ve 5 bin Amerikan askerinin nerelerden çekileceğine dair tablolar yayınlandı.
Ne kadar Trump yanlısı olmaya kendisini zorlasa da Rupert Murdoch'un Wall Street Journal yayın kurulu bile, "Trump'ın İran konusundaki 60 gün sonra gelen kararlılığı" başlıklı makalesinde Alman başbakanın ABD'yi kınamakta haklı olduğunu söyleyecekti. Gazete, Trump'ın Pentagon'da komutanlar tarafından düşünülerek alınmış olup olmadığı bilinmeyen asker çekme kararını da "bir diz refleksi" olarak niteledi. Gazetecilik ahlak kurallarını çiğneme konusunda çok bir çekincesi olmadığı bilinen Axel Springer'in yeni satın aldığı Politico'nun (kovulmayı göze almış gibi görünen) editörü de Pentagon'un ABD birliklerine ilişkin geçen yıl yaptığı incelemede, Avrupa'da her hangi bir azaltma önerisi bulunmadığını, savunma bakanlığının "5 bin asker kararını beklemediğini ve herhangi bir geri çekilme planlamadığını" yazdı. (Springer, Politico'yu aldığı gün çalışanlara "Trump'ı sevmeyen istifa etsin!" diye mektup yollamıştı.)

4