Toplumsal uzlaşmamıza bazıları karşı olmak zorunda

İçeriden az da olsa gönülsüz onaylar, "Yetmez ama evet" yanıtları, bir kesimin cılız bir sesle ret ifadeleri geliyor. Normaldir; "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa" ile atılacak adımların tam olarak neleri kapsadığı, kapsayacağı bilinmiyor. TBMM, tarihinde az görülen çoğunlukla ve coşkuyla, "toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi" amacıyla adım atılabilmesi için bir yetkilendirme startı verdi; bu çerçevenin içinin nasıl doldurulacağını bütün ulus, "dayanışma ve bütünleşme" halinde görecek ve (TBMM'de verilen oyların temsil ettiği yurttaş çoğunluğuna ve dağılımına bakılırsa) milletçe heyecanla, benimseyerek ve alkışlayarak izleyeceğiz.

Türkiye'nin, milli mücadelenin hemen ardından, Osmanlı devlet geleneğinin birikim ve deneyiminden mahrum yıllarında izlenen etnik siyasetin bir sonucu olan ayrımcı uygulamalar, bunları değiştirmek için demokratik mücadele yerine silahlı terörün çözüm olarak görülmesi ile ortaya çıkan, Terör Yıllarını geride bırakmak için uygulamaya koyacağı uygulamaların nihai hedefine, "Terörsüz Türkiye" adı verildi. Bu öyle bir dönem olacak ki, ne kamu ne yerel yönetimler ve ne de "etnik tabakalar" terörle mücadele için maddi veya manevi çaba sarfetmeyecek.

Yani bu yasa ile Türkiye'nin başlattığı yeni dönem, hem ülke, hem de mensup olduğu iktisadi-askeri ittifaklar, komşuları, eşi-dostu için çok sevinç verici olması gerekmiyor mu Ama dışarıda tam bir sessizlik var; özellikle "dost ve müttefik" veya sadece müttefik, ya da sadece komşuluk ilişkisi içinde olduğumuz ülkelerin yetkilileri, medyası, fikir adamların çıtı çıkmıyor. Elbette bu genellemenin dışında kalan Türkistan ülkeleri ve uluslararası düşünce kuruluşlarında görevli bazı Türk uzmanlar var.

Ama milli mücadele sonrası kargaşanın hem sebebi olan hem de sonuçlarından yararlanarak, Türkiye'yi bir iç savaşa itmeye çalışan (ve bunda hemen hemen başarıya ulaşan) İngiltere'den mesela, tık yok! Kendisini "Yahudi Sorunu" dedikleri, gerçekte sadece kendi ırk ayrımcı şovenizmlerinin icadı olan sözde sorundan kurtarmak için Osmanlıyı bölerek "Yahudiler İçin Bir Vatan" projesini uygulamış olan diğer Avrupa ülkeleri de derin bir sessizlik içinde. Ki o Avrupa, Türkiye'nin Terör Yılları sırasında kendi soykırımını unutup, Türkiye'ye etnik meselesini nasıl halletmesi gerektiği konusunda az ders vermemişti!

Amerika'yı söylemeye bile gerek yok; çünkü Türkiye'deki "etnik sorun" onun derin devleti, eskisiyle yenisiyle muhafazakarlarının, demokratıyla liberaliyle aydınlarının hemen hemen hepsini etkisi altında tutan Siyonizm tarafından terör belasına çevrilmişti. Bu Siyonizm+Evanjelizm, "Büyük İsrail" projesini hayata geçirmek için, İran'ı, Irak'ı, Suriye'yi ve Türkiye'yi bölme planından hiçbir zaman vaz geçmedi. Trump'ın ilk başkanlık döneminde çok müdahale etmediği bu NeoCon projesine, ikinci döneminde engel olacağı, hatırlarsınız, 13 Mayıs 2025'ta Riyad'da yaptığı konuşmada NeoConlar'ı ve "Müdahaleciler" dediği Derin Devlet'i hedef almasıyla daha belirgin hale gelmişti. Ancak, Derin Devlet, kısa zamanda Trump'ın bu sevdasından vaz geçmesini sağladı. Trump o günden sonra bir daha "Ortadoğu'ya güzel uçaklarla gelip size nasıl yaşamanız gerektiği konusunda dersler veren Batılı müdahaleciler" ifadesini ağzına almadı.