Önce kim göz kırpacak

Trump, dünyanın en güçlü ülkesini İran'ı çıkmaza hapsetmek için kullanırken, benzin istasyonlarında bekleyen milyonlar neden bu oyunun bedelini ödemek zorunda?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, uluslararası ilişkilerin rasyonel karar alma sürecinin üç adımını (teori seçimi, tartışma, uygulama) açıklayarak Trump yönetiminin İran politikasında bu adımları tamamen atladığını iddia ediyor. Netanyahu ve Mossad'ın kuramlarını hiç tartışmadan kabul etmesi, Vance ve Rubio gibi muhalif sesleri susturması, ve çıkmazdan çıkış için İran'ın hata yapmasını beklemesi, stratejik başarısızlığın göstergeleridir. Ancak bu analiz, Trump'ın hesaplanmış bir çıkmazı mı, yoksa kontrol kaybı mı yaşadığı sorusuna yanıt veremiyor?

Uluslararası İlişkiler bir bilim dalı olarak, devletlerin "akılcı" davrandıklarını varsayar. Çünkü, devletler diğer devletlerle ilişkilerinde "kazanmak" veya "üstün gelmek" isterler; bunun için de üç şeyi dikkatle yerine getirirler... (En azından kağıt üstünde!)

Devletlerbelirli durumlarda ne yapacaklarına dair teorilerden hangisinin eldeki konuya uygun olduğunu belirleyerek muhataplarının ne yapacağına, nasıl davranacağına dair bir ihtimalî varsayım seçerler; kendi içlerinde devlet adamları, siyaset yapıcılar, dışişleri memurları ve uzmanları seçtikleri teorinin mevcut duruma ne kadar uygun düştüğünü, duruma ışık tutup tutmadığını savunur, diğerleri ise bu öneriyi ve ortaya atanın savunmasını enine boyuna tartışırlar. Ve sonuçta, nihai karar-verici kararı belirledikten sonra bunu elbirliği ile dikkatle uygularlar.

Bir devlet bu üç ögeyi, her yerde ve her durumda aynen ve başarıyla uygular diye bir şey de yoktur. Ayrıca bu üç unsur titizlikle yerine getirilse bile, mutlaka olumlu sonuç alınacağı, bu devletin ilişkilerinde kazanan taraf olacağı, muhatabına üstün geleceği diye de bir şey yoktur. Her şeyden önce uluslararası ilişkiler dünyası, bilgi açısından zengin bir ortam değildir. Mesela birinci adımda, eldeki duruma uygun bir teori seçerken, teorilerin varsayımlardan kurulu, mantıksal çıkarsamalara dayanan ihtimalî ifadeler olduğunu unutmamak gerekir. İkinci adımdaki fikir alış verişinin gerektiği gibi yapılmaması (yapılamaması) hali olabilir. Ve üçüncü adımdaki karar verilmesi ve uygulanması süreci aksayabilir.

Rahmetli Fahir Armaoğlu, bu dersin bu noktasında "Tabii bir de şans unsuru var; muhatabınızın da eli armut toplamıyor!" derdi; sınıf hafif tereddütle, gülme diye nitelenebilecek bir hal alırdı.

Benzin istasyonuna her gittiğimde, Trump'ın, ardına kadar açık Hürmüz Boğazı'na İran'ın kilit vurmasına sebep olan, sonra boğazın açılması için bir kilit de kendisi vuran davranışının akılla, akılcılıkla ilgisini bu üç maddede sorguladığımı söyleyecek değilim! O anda, dünyanın hemen her köşesinde arabasına benzin, kamyonuna mazot alan herkes gibi dua ile beddua arası şeyler düşünüyor insan.

Trump'ın dünyanın en güçlü, sivil halka karşı nükleer silah kullanan tek ülkesi, her ülkede en geniş diplomatik temsilcilikleri, ülkelerin sinir uçlarına kadar nüfuz etmiş istihbarat ağı bulunan ülkesi adına, nasıl olup da—bırakın muhatabına üstün gelmeyi—onu kazançlı hale getirmeyi başaracak kadar, bu üç adımda neleri yanlış uyguladığını da düşünmek zorundayız.

ABD, İran'a karşı İsrail'in savaşına katılırken, Netanyahu'nun ve MOSSAD'ın ortaya attıkları kuramları, bu kuramlarla hayatın gerçekleri arasındaki ilişkilere dair onların kurduğu mantık kuralları ve bu çerçevede uygulanacak harekat tarzını (savaş planını), hiç tartışmasız kabul etti. Trump'ın çevresinde bu plana karşı çıktığı söylenen Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun ağızlarını açmadıkları (veya açamadıkları) haberleri de dikkate alınırsa, yukarıda özetlediğim üç adımdan hiç birinin yerine getirilmediği görülüyor.