O dünya bitti; ama dünyanın haberi var mı

Dokuz yıllıdır sürdürdüğü BM genel sekreterliği görevini bırakan Antonio Guterres, çok basit bir gerçeği hatırlattı:

"Birleşmiş Milletler 'Biz halklar' arasında kuruldu; 'Biz güçlüler' değil, biz halklar, tek bir inançla, daha güvende ve daha insan olmak için bir araya geldik."

Bu güzel sözlerin içini ise Cumhurbaşkanı Erdoğan doldurdu:

"Kalıcı barış, birbirinden kopuk ve birbiriyle konuşmayan blokların çoğalmasıyla kurulamaz; daha adil bir dünya için insanlığın ortak iradesini bir zeminde buluşturmak zorundayız."

Cumhurbaşkanı bunun için somut ilk adımın, BM'nin gerçek bir ortak zemin olabilmesi, yani Güvenlik Konseyinin, İkinci Dünya Savaşı'nın "muzaffer ülkeler" yapısını yansıtmasına son verilmesi, bu beş ülkenin "veto" ayrıcalığının kaldırılması olacağını ifade etti.

Bu, Erdoğan'ın 16'ncı kez dünyanın ayıbını dünyanın yüzüne haykırmasıdır.

Genel kurul bu yıl "Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler" oluşturma sloganı ile toplandı. Bu hedefe ulaşmak, yani bütün sorunların BM yoluyla çözebileceğine inancı sağlamak, şu andaki işlevsiz, iletişimsiz BM'nin yeniden bir dünya merkezi haline gelmesi hedefini gerçekleştirmek, mevcut örgütsel yapıyla mümkün değil. BM reformu için ne önerirseniz önerin, bu mutlaka ya Çin'in ve Rusya'nın ya İngiltere Fransa'nın ya da ABD'nin çıkarına aykırı olacaktır. Bu öneriniz, beş ülkeden birinin veya onların oluşturduğu bir grubunun çıkarına aykırı değilse, zaten o işi neden öneresiniz ki Küresel ilişkilerde, reform gerektiren bir uygulamaya ihtiyaç varsa, bu ihtiyaç, zaten bu beş ülkenin sebep olduğu bir sorunu gidermek içindir.

Küresel bir sorun düşününüz lütfen. Bu sorun, büyük bir olasılıkla bu beş ülkenin yol açtığı veya çare bulunmasını engellediği bir sorun değil midir Aklınızdaki örneği bilmeden bahse girerim ki, bu sorunun temelinde veya çözümsüzlüğünde bu beş ülkeden en az birinin eli vardır.

Ve bu dönüp dolaşıp, bizi çözümsüzlüklerin odak noktasına, Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üye ile çevresindeki 10 geçici (bunu siz "göstermelik" diye okursanız, sevinirim) üyeden oluşması gerçeğine getirir. "İkinci Dünya Savaşı sonrası" ortamda başka bir çözüm mümkün müydü Bu ortamın Almanya'nın ikiye bölünmesi, Amerikan ve İngiliz bombardımanı ile yarım milyon, Sovyet Orduları tarafından da dört buçuk milyon Almanın yok edilmesi, 250 bin Japonun Amerika'nın iki kente attığı nükleer bombalarda can vermesi ile sağlandığını hatırlayalım.

Neymiş Savaşın galipleri, dünyaya kalıcı bir barış ve herkes için güvenlik getireceklermiş Bu mümkün değildi; nitekim olmadı.