ABD Kongresi'nin Dışişleri Komitesi'nin geçen haftaki oturumunda, birçok "garip" konularda konuşmalar oldu: Başkan Trump'ın bakanlarına ucuz ayakkabılar hediye etmesi gibi! Bunların belki de en garibi, San Antonio milletvekili Joaquin Castro ile Dışişleri Marco Rubio arasındaki soru-cevap idi.
Milletvekili Castro, Bakan'a, İran-İsrail savaşının bölgedeki Amerikan askerleri açısından taşıdığı riskleri sordu; bu çerçevede İsrail'in açıklanmamış nükleer cephaneleri hakkında bilgi vermesini istedi. Castro, bu soruyu bakana mektupla da sorduğunu, ama "Bize değil, İsrail'e sor!" diye bir cevap aldığını hatırlattı. "Bu çok garip! Kongre üyesi kendi ülkesinin bakanına bir soru soruyor; bakan, yabancı bir ülkeye sorulmasını öneriyor. Çok tuhaf bir tutum!" dedi ve sorusunu yineledi.
Rubio "garip" cevaplarını sürdürdü:
"Dünyanın büyük çoğunluğu İsrail'in nükleer silahlara sahip olduğuna inanıyor. Biz, ABD hükumeti olarak bu konuda, bir çok sebepten dolayı, bilgi vermiyoruz; bu iddianın doğruluğunu onaylamıyor veya yalanlamıyoruz."
Ancak Castro'nun ısrarı üzerine Rubio, "Kapalı bir oturumda ve verilecek bilgiler gizli kalmak şartıyla, konuşabiliriz" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı'nın bu kadar gizli-saklı bilgiler gibi sunduğuna bakıp da İsrail'in elindeki nükleer silahlar konusunun esrarengiz bir mesele olduğunu sanmamak gerekir. Ortada biri Amerikalı diğeri İsrailli yazara ait iki kitap, yüzlerce inceleme, makale ve röportaj var. Kitaplardan biri, şimdi 89 yaşında olan araştırmacı-gazeteci Seymour Hersh'ün onlarca ödül kazanan 1991 yılında yazdığı "Samson Seçeneği: İsrail'in Nükleer Cephaneliği ve Amerikan Dış Politikası" adlı kitaptır; İsrail'in nükleer silah programının tarihini ve bunun İsrail-Amerikan ilişkileri üzerindeki etkilerini ayrıntılarıyla anlatır. Kitabın adı, İncil'deki Samson hikayesindeki figürün tapınağının sütunlarını iterek çatıyı yıkıp kendisini ve binlerce Filistiya'lıyı (Filistin değil) öldürmesi gibi, İsrail'in de işgal edilirse büyük bir nükleer misilleme başlatmasını öngören stratejiye atıfta bulunuyor.
Hersh, 1969'da Vietnam Savaşı sırasında My Lai katliamını ve örtbas edilmesini ortaya çıkarmasıyla tanındı; 1970'lerde Watergate skandalını, ABD'nin Kamboçya'yı gizlice bombalamasını ve Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) iç istihbarat programı olduğunu ortaya çıkarttı. Dahası, 2004 yılında Irak'taki Abu Ghraib'de Amerikan askerlerinin Arap esirlere işkencelerini açıkladı.
Hersh, dünyanın İsrail'in nükleer silahlarıyla ilgili gerçekleri İsrailli Mordechai Vanunu'nun itiraflarıyla öğrendiğini, 1986'da MOSSAD'ın Vanunu'yu kaçırıp İsrail'e götürdüğünü anlattığı kitabında, İsrail'in kurucu başbakanı Ben Gurion'un ABD başkanı Kennedy'den nükleer yardım istediğini ancak alamadığını, bunun üzerine Jonathan Pollard isimli teknisyenin ve İsrailli ajanların, Amerika'dan nükleer reaktör yapmak için gerekli teçhizatı ve uranyumu çaldıklarını yazdı.

2