Neresinden bakarsanız bakın, 7 Ekim İsrailli bir çok insan için bir hükumet ayıbı olduğu kadar acı bir yıl dönümü, bir matemdir.
Altı parti, üçüncü kez olarak, Hamas'ı yok etmek ilkesi ile birleşmiş ve 37'nci hükumeti kurmuşlar; ortak hedeflerini Gazze'nin "silahtan arındırılması ve İsrail ile dost bir yönetimin iş başına getirilmesi olarak açıklamışlar; ama bu hükumetin, göreve gelişinin ikinci yılında, aktif eleman sayısı 50 binden 20 bine düşmüş olan Hamas ve sayıları 2,5 milyondan 1,4 milyona düşmüş Gazze, 80 yıllık İsrail'e tarihinde uğramadığı ağır bir yenilgiyi yaşatmış.
4 binden fazla roketin yaylım ateşi, yüzlerce motorlu yamaç paraşütündeki militanlar, karadan 3 bin 800 Nuhba milisi, 2 bin 200 diğer gruplara mensup rezerv elemanlar, bin kadar sivil Gazzeli, 119 noktadan İsrail kuşatmasını yararak çevrede kurulmuş 21 İsrail yerleşim yerine saldırdılar. Yani toplam 7 bin kişi, dünyanın en güçlü istihbarat örgütüne sahip olmakla övünen İsrail'i (Netanyahu'nun geçen ay BM'de kürsüde bir çağrı cihazı sallayarak tüm dünyayı tehdit ettiğini hatırlayınız!) adeta ruhu duymadan dize getirdi. Gazze sınırında görevli işgal ordusundan 379 muvazzaf, 79'u yabancı uyruklu 815 yedek asker, ve bunlara moral gecesi olarak düzenlenen müzik festivalinde görevli 364 sivil öldürüldü. 250 erkek ve kadın asker esir alınarak, Gazze'ye götürüldü.
İsrail, Hamas'ın "yüzlerce" kadına tecavüz ettiğini öne sürdü; ama bu iddia sadece Hamas tarafından değil, İsrail insan hakları grupları ve uluslararası gözlemciler tarafından da doğrulanmadı.
Karı-koca yedek kuvvete mensup askerlerin evlerinde 36 çocuk da can verdi. İşgal kuvveti olarak yabancı bir toprakta kurduğunuz ve adına "yerleşim yeri" dediğiniz askeri tesislere çocuklarınızı da getiriyorsanız, sorumluluk, sizinle zaten "savaş halinde" olan o toprakların gerçek sahiplerinin midir, yoksa işgalci İsrail ordusunun mudur, tartışılır. Bu çocukların ve diğer yedek veya muvazzaf ana-babalarının (Filistinlilere karşı Siyonizmin açtığı yok etme, soykırımı ve sürgün savaşına taraf olsun-olmasın) yakınları, tanıdıkları, eşi-dostu için, 7 Ekim korkunç bir olaydı.
Siyonizme inanan, canıyla-malıyla onun insanlık dışı eylemlerine ve tarihsel suçlarına ortak olan, ve bu destek sayesinde Netanyahu'nun altıncı kez başbakan olmasına imkan sağlayan Museviler için de... "Siyonizme karşıyım" veya "Siyonist değilim" diyen Musevilerin yüzde 10'u ile Siyonist politikaların "sivillere sıfır zaiyat" ile uygulanmasını isteyen İsrail halkının yüzde 45'i için de... 7 Ekim bir yüz karası idi.

3