Amerika'nın güney eyaletlerinden çıkmış bir söz vardır:
"Beni bir kez kandırırsan ayıp sana, beni iki kez kandırırsan ayıp bana."
Trump yönetimi, hem Kongre'yi ve Amerikalıları hem de İran'ı bir kere, iki kere değil tam üç kere aldattı. Ayıbın kime ait olduğuna karar vermek o kadar kolay değil. Ama belli ki Trump, uluslararası arenada sözünden dönme işine o kadar önem vermiyor; etrafındakiler de buna izah bulmakta çok telaş etmiyor. Belki Başkan Yardımcısı J.D. Vance hariç; çünkü Pazartesi irdelemeye çalıştığımız üzere, İran ile ABD'nin yaptığı üçüncü anlaşmanın bozulmasının vebalini, İsrail kaynaklı bir grubun ABD hükumeti içindeki "manipülasyon" çabasına bağladı. Dışişleri ve savunma bakanları, bu duruma aldırmadılar bile. (Ki, Dışişleri Bakanı Marko Rubio'nun da J.D. Vance gibi, 2026'da Cumhuriyetçi Parti'den başkan adayı olmak istediği biliniyordu.)
Ancak, şu anda, Cumhuriyetçi Parti'nin bırakın 2026 başkanlık seçimlerini, 101 gün sonraki ara seçimleri kazanması bile şüpheli. Ara seçim deyince Cumhuriyetçiler ve bilhassa başkan Trump açısından önemi tam anlaşılmıyor. ABD'de ara seçimler, bir başkanın 4 yıllık görev süresinin ortasında, Kasım ayının ilk Pazartesi günü yapılan genel seçimlerdir; Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı ve Senato'daki 100 sandalyenin 33 veya 34'ü için seçim yapılır. Cumhuriyetçiler şu anda bu iki mecliste de çoğunlukta ve bu sayede Trump, istediği ülkeye vergi koyuyor; istediği ülkenin sivil amaçlı tesislerine bombardıman saldırıları düzenliyor; istediği ülkenin başkanını kaçırıp, hapse atıyor!
Kongre, başkanı, mesela kendi onayı ile savaş ilan etmeden yabancı ülkeye saldırmaktan alıkoyabilir; Kanada'ya orman yangınları sebebiyle Amerika'nın havasını kirletiyor diye bir çok ürüne yüzde 50 gümrük vergisi uygulama kararını iptal edebilir. Ama şu anda çoğunluk kendi partisinde diye, Trump ABD'yi bir kralmış gibi yönetiyor.
Fakat! Ki bu büyük bir "fakat"; bu yıl 20 bine yakın yakın "No King" (Kral istemiyoruz) mitingi yapıldı ve milyonlarca kişi katıldı. Mesela 28 martta 4 bin ayrı yerde yapılan bu gösterilere 10 milyondan fazla kişi katıldı. Haberlerde izliyor olmalısınız; ABD'de böyle meydanları, bulvarları dolduran kitle gösterileri bu yıla kadar hemen hiç olmazdı. Düzenleyen üç ayrı grup bunun Amerikan tarihindeki en büyük tek günlük protesto olduğunu bildirdi.
Pazartesi, ben Vance'in, İran anlaşmasını karalayan İsraillilere "Cehenneme gidin!" sözleriyle ilan ettiği savaştan söz ederken, Alman yayıncı Axel Springer'e ait Politico dergisi, "Sürekli bir kara bulut" başlığıyla Trump'ın İran'la (kendi sebep olduğu) Hürmüz Boğazı anlaşmazlığını adeta "sürekli savaş" haline getirmesini kınayan bir manşet atmıştı. Avrupa'nın en büyük yayınevi olan ve bugüne kadar dergileri, gazeteleri ile Trump'ı destekleyen Axel Springer'in "Cumhuriyetçilerin ara seçim kaygısı artıyor" diye yazması, sokak gösterilerinin medyaya yansıdığını gösteriyor. "Trump'ın ülkeyi pahalı bir çatışmadan ve giderek artan Amerikan asker ölümlerinden kurtarmak için önünde seçenek kalmadığını" yazanların sayısı hızla artıyor.

8